Septuaginta

Mezmurlar 147

9 ayet

Türkçe

1Haleluya; Hagay ve Zekeriya'nın. Öv Rab'bi ey Yeruşalim, ilahilerle yücelt Tanrı'nı ey Siyon!

2Çünkü O senin kapılarının sürgüsünü güçlendirdi, senin içindeki çocuklarını kutsadı.

3Sınırlarını esenlik kılan ve seni buğdayın en hasıyla doyuran O'dur.

4İlahi buyruğunu yeryüzüne gönderen O'dur; O'nun sözü büyük bir hızla koşar.

5Kendi karını yapağı gibi veren, kül gibi sisi serpen O'dur.

6Kendi buzunu lokmalar gibi fırlatır; O'nun dondurucu soğuğu karşısında kim ayakta durabilir?

7Sözünü gönderecek ve onları eritecek; kendi soluğunu üfleyecek ve sular akacak.

8Kendi sözünü Yakup'a bildiren, adil buyruklarını ve yargılarını İsrail'e ilan eden O'dur.

9Başka hiçbir ulusa böyle yapmadı ve kendi yargılarını onlara açıklamadı.

English

1[Alleluia, [a Psalm] of Aegis and Zacharias.] Praise the Lord, O Jerusalem; praise thy God, O Sion.

2For he has strengthened the bars of thy gates; he has blessed thy children within thee.

3He makes thy borders peaceful, and fills thee with the flour of wheat.

4He sends his oracle to the earth: his word will run swiftly.

5He gives snow like wool: he scatters the mist like ashes.

6Casting [forth] his ice like morsels: who shall stand before his cold?

7He shall send out his word, and melt them: he shall blow [with] his wind, and the waters shall flow.

8He sends his word to Jacob, his ordinances and judgments to Israel.

9He has not done so to any [other] nation; and he has not shewn them his judgments.

Açıklamalar

  1. Ayet 1

    Septuaginta metnindeki "Hagay ve Zekeriya'nın" başlığı, Masoretik (İbranice) metinde bulunmaz; bu durum mezmurun sürgün sonrası tapınağın yeniden inşası dönemine ait olduğunu gösteren Helenistik dönem Yahudi geleneğinin bir eklemesidir.

  2. Ayet 3

    "Buğdayın yağı" (stear pyrou) ifadesi, İbrani kurban kültüründe Tanrı'ya sunulan en değerli kısım olan iç yağına (heleb) atıfta bulunarak, toprağın sunduğu en kutsal ve bereketli ürünü simgeler.

  3. Ayet 7

    "Pneuma" kelimesinin hem rüzgar hem de ruh/soluk anlamına gelmesi, Grekçe metinde doğadaki çözülmenin sadece meteorolojik bir olay değil, Tanrı'nın yaratıcı soluğunun (Genesis 1:2) aktif bir müdahalesi olduğunu vurgular.