Septuaginta

Eyüp 41

26 ayet

Türkçe

1Onu görmedin mi ve onun hakkında söylenenlere şaşırıp kalmadın mı?

2Benim için hazırlanmış olmasından korkmuyor musun? Öyleyse bana karşı durabilecek kim var?

3Ya da bana karşı durup da dayanabilecek kim var, göklerin altındaki her şey benimken?

4Onun yüzünden susmayacağım; o, gücün sözüne, kendisine denk olana merhamet mi edecek?

5Onun örtüsünün önünü kim açabilir ve zırhının katları arasına kim girebilir?

6Yüzünün kapılarını kim açabilir? Dişlerinin çevresi dehşet doludur.

7İç organları tunçtan kalkanlar gibidir, dokusu ise zımpara taşı gibi serttir.

8Onlar birbirine öyle kenetlenmiştir ki, aralarından rüzgâr bile geçemez.

9Her biri diğerine yapışmıştır, birbirlerine tutunmuşlardır ve asla ayrılamazlar.

10Aksırması ışık saçar, gözleri ise şafak yıldızının görünümü gibidir.

11Ağzından yanmakta olan meşaleler çıkar, ateş ocakları gibi saçılır.

12Burun deliklerinden duman fışkırır, kömür ateşiyle yanan bir fırın gibi.

13Soluğu kömürleri tutuşturur, ağzından alevler yükselir.

14Boynunda güç barınır, önünde ise yıkım koşar.

15Bedeninin etleri birbirine yapışmıştır; üzerine dökülen maden gibi sarsılmaz durur.

16Yüreği taş gibi sertleşmiştir, dövülmemiş bir örs gibi sapasağlam durur.

17O döndüğü zaman, yeryüzünde sıçrayan dört ayaklı yaban hayvanlarını korku sarar.

18Ona mızraklar doğrultulsa bile hiçbir şey yapamaz; ne kargı ne de zırh kâr eder.

19Çünkü o demiri saman, tuncu ise çürük odun sayar.

20Tunç yay onu yaralayamaz, sapan taşlarını ot yerine koyar.

21Topuzlar onun gözünde saman çöpü gibidir, ateş saçan sarsıntıyla alay eder.

22Yatağı sivri kazıklar gibidir; denizin altındaki tüm altınlar onun altında sayısız çamur gibidir.

23Derinliği tunç bir kazan gibi kaynatır, denizi merhem kabı gibi görür.

24Dipsiz derinliğin Tartaros'unu bir tutsak gibi görür; derinliği kendi gezinti yeri sayar.

25Yeryüzünde onun bir benzeri yoktur; meleklerim tarafından kendisiyle eğlenilsin diye yaratılmıştır.

26Yüksek olan her şeye tepeden bakar; o, sulardaki tüm canlıların kralıdır.

Grekçe

1ΟΥΧ ἑώρακας αὐτόν, οὐδὲ ἐπὶ τοῖς λεγομένοις τεθαύμακας;

2οὐ δέδοικας ὅτι ἡτοίμασταί μοι; τίς γάρ ἐστιν ἐμοὶ ἀντιστάς;

3 τίς ἀντιστήσεταί μοι καὶ ὑπομενεῖ, εἰ πᾶσα ὑπ᾿ οὐρανὸν ἐμή ἐστιν;

4οὐ σιωπήσομαι δι᾿ αὐτόν, καὶ λόγον δυνάμεως ἐλεήσει τὸν ἴσον αὐτῷ.

5τίς ἀποκαλύψει πρόσωπον ἐνδύσεως αὐτοῦ, εἰς δὲ πτύξιν θώρακος αὐτοῦ τίς ἂν εἰσέλθοι;

6πύλας προσώπου αὐτοῦ τίς ἀνοίξει; κύκλῳ ὀδόντων αὐτοῦ φόβος.

7τὰ ἔγκατα αὐτοῦ ἀσπίδες χάλκεαι, σύνδεσμος δὲ αὐτοῦ ὥσπερ σμυρίτης λίθος·

8εἷς τοῦ ἑνὸς κολλῶνται, πνεῦμα δὲ οὐ μὴ διέλθῃ αὐτόν·

9ἀνὴρ τῷ ἀδελφῷ αὐτοῦ προσκολληθήσεται, συνέχονται καὶ οὐ μὴ ἀποσπασθῶσιν.

10ἐν πταρμῷ αὐτοῦ ἐπιφαύσκεται φέγγος, οἱ δὲ ὀφθαλμοὶ αὐτοῦ εἶδος ῾Εωσφόρου.

11ἐκ στόματος αὐτοῦ ἐκπορεύονται ὡς λαμπάδες καιόμεναι καὶ διαρριπτοῦνται ὡς ἐσχάραι πυρός.

12ἐκ μυκτήρων αὐτοῦ ἐκπορεύεται καπνὸς καμίνου καιομένης πυρὶ ἀνθράκων.

13 ψυχὴ αὐτοῦ ἄνθρακες, φλὸξ δὲ ἐκ στόματος αὐτοῦ ἐκπορεύεται.

14ἐν δὲ τραχήλῳ αὐτοῦ αὐλίζεται δύναμις, ἔμπροσθεν αὐτοῦ τρέχει ἀπώλεια.

15σάρκες δὲ σώματος αὐτοῦ κεκόλληνται· καταχέει ἐπ᾿ αὐτόν, οὐ σαλευθήσεται.

16 καρδία αὐτοῦ πέπηγεν ὡς λίθος, ἕστηκε δὲ ὥσπερ ἄκμων ἀνήλατος.

17στραφέντος δὲ αὐτοῦ, φόβος θηρίοις τετράποσιν ἐπὶ γῆς ἁλλομένοις.

18ἐὰν συναντήσωσιν αὐτῷ λόγχαι, οὐδὲν μὴ ποιήσωσι δόρυ καὶ θώρακα·

19ἥγηται μὲν γὰρ σίδηρον ἄχυρα, χαλκὸν δὲ ὥσπερ ξύλον σαθρόν.

20οὐ μὴ τρώσῃ αὐτὸν τόξον χάλκεον, ἥγηται μὲν πετροβόλον χόρτον·

21ὡς καλάμη ἐλογίσθησαν σφῦραι, καταγελᾷ δὲ σεισμοῦ πυρφόρου.

22 στρωμνὴ αὐτοῦ ὀβελίσκοι ὀξεῖς, πᾶς δὲ χρυσὸς θαλάσσης ὑπ᾿ αὐτὸν ὥσπερ πηλὸς ἀμύθητος.

23ἀναζεῖ τὴν ἄβυσσον ὥσπερ χαλκεῖον, ἥγηται δὲ τὴν θάλασσαν ὥσπερ ἐξάλειπτρον,

24τὸν δὲ τάρταρον τῆς ἀβύσσου ὥσπερ αἰχμάλωτον· ἐλογίσατο ἄβυσσον εἰς περίπατον.

25οὐκ ἔστιν οὐδὲν ἐπὶ τῆς γῆς ὅμοιον αὐτῷ πεποιημένον ἐγκαταπαίζεσθαι ὑπὸ τῶν ἀγγέλων μου·

26πᾶν ὑψηλὸν ὁρᾷ, αὐτὸς δὲ βασιλεὺς πάντων τῶν ἐν τοῖς ὕδασιν.

English

1Hast thou not seen him? and hast thou not wondered at the things said [of him]?

2Dost thou not fear because preparation has been made by me? for who is there that resists me?

3Or who will resist me, and abide, since the whole [world] under heaven is mine?

4I will not be silent because of him: though because of his power [one] shall pity his antagonist.

5Who will open the face of his garment? and who can enter within the fold of his breastplate?

6Who will open the doors of his face? terror is round about his teeth.

7His inwards are as brazen plates, and the texture of his [skin] as a smyrite stone.

8One [part] cleaves fast to another, and the air cannot come between them.

9They will remain united each to the other: they are closely joined, and cannot be separated.

10At his sneezing a light shines, and his eyes are [as] the appearance of the morning star.

11Out of his mouth proceed as it were burning lamps, and as it were hearths of fire are cast abroad.

12Out of his nostrils proceeds smoke of a furnace burning with fire of coals.

13His breath is [as] live coals, and a flame goes out of his mouth.

14And power is lodged in his neck, before him destruction runs.

15The flesh also of his body is joined together: [if one] pours [violence] upon him, he shall not be moved.

16His heart is firm as a stone, and it stands like an unyielding anvil.

17And when he turns, [he is] a terror to the four-footed wild beasts which leap upon the earth.

18If spears should come against him, [men] will effect nothing, [either with] the spear or the breast-plate.

19For he considers iron as chaff, and brass as rotten wood.

20The bow of brass shall not wound him, he deems a slinger as grass.

21Mauls are counted as stubble; and he laughs to scorn the waving of the firebrand.

22His lair is [formed of] sharp points; and all the gold of the sea under him is an immense [quantity of] clay.

23He makes the deep boil like a brazen caldron; and he regards the sea as a pot of ointment,

24and the lowest part of the deep as a captive: he reckons the deep as [his] range.

25There is nothing upon the earth like to him, formed to be sported with by my angels.

26He beholds every high thing: and he is king of all that are in the waters.

Açıklamalar

  1. Ayet 2

    Masoretik metinde "bana karşı duran" ifadesi Tanrı'ya karşı durmayı ifade ederken, Septuaginta canavarın Tanrı için (moi) hazırlandığını vurgulayarak yaratılışın teolojik egemenliğini Tanrı'ya verir.

  2. Ayet 10

    Grek kültüründe "Heosphoros" (Şafak Getiren/Sabah Yıldızı), parlaklığı ve ihtişamı simgeleyen mitolojik ve astronomik bir referanstır.

  3. Ayet 24

    Grek mitolojisindeki en derin ve karanlık yeraltı çukuru olan "Tartaros" terimi, Septuaginta çevirmenleri tarafından İbranice "derinlik/uçurum" kavramını Helenistik dünyaya aktarmak için kullanılmıştır.

  4. Ayet 25

    Masoretik metinde canavarın "korkusuz yaratıldığı" belirtilirken, Septuaginta metni canavarın "melekler tarafından eğlence olsun diye/oynanmak için" yaratıldığını söyleyerek canavarın kozmik gücünü Tanrı'nın göksel ordusu karşısında tamamen önemsizleştirir.