Septuaginta

Vaiz 4

17 ayet

Türkçe

1Ve tekrar yönelip güneşin altında yapılan tüm haksız suçlamaları ve iftiraları gördüm; işte iftiraya uğrayanların gözyaşları dökülüyordu ama onları teselli eden kimse yoktu; onlara iftira atanların elinde büyük bir güç vardı ama yine de onları teselli eden kimse yoktu.

2Bu yüzden ben, şimdiye kadar yaşamını sürdüren dirilerden ziyade, çoktan ölmüş olan ölüleri daha şanslı sayıp övdüm.

3Hatta bu her ikisinden de iyisi, henüz hiç var olmamış ve güneşin altında yapılan o kötü işleri hiç görmemiş olandır.

4Ve ben her türlü emeği ve yapılan işteki tüm beceriyi gördüm ki, bu durum insanın komşusuna karşı duyduğu kıskançlıktan başka bir şey değildir; şüphesiz bu da beyhudeliktir ve rüzgarı yakalamaya çalışmaktır.

5Akılsız olan ise kollarını kavuşturup tembellik eder ve böylece kendi kendini tüketip kendi etini yer.

6Huzur dolu tek bir avuç dolusu, büyük bir emek ve rüzgarı yakalama çabasıyla dolu iki avuç dolusundan çok daha iyidir.

7Ve tekrar yönelip güneşin altında başka bir beyhudelik daha gördüm.

8Yapayalnız bir adam vardır, yanında ikinci bir kimse, ne bir oğul ne de bir kardeş bulunur; yine de harcadığı emeğin sonu gelmez ve gözü zenginliğe asla doymaz; "Peki ben kimin için emek verip canımı güzelliklerden mahrum bırakıyorum?" diye sormaz bile; bu da büyük bir beyhudelik ve kötü bir meşguliyettir.

9İki kişi tek bir kişiden iyidir, çünkü ortak emekleri için önlerinde iyi bir karşılık vardır.

10Zira düştüklerinde, biri ortağını ayağa kaldırır; fakat düştüğünde kendisini ayağa kaldıracak ikinci bir kimsesi olmayan tek kişinin vay haline!

11Ayrıca iki kişi birlikte yatarsa birbirini ısıtır; fakat tek başına olan nasıl ısınabilir?

12Biri tek başına olana üstün gelse bile, iki kişi onun karşısında güçlü bir şekilde durabilir; nitekim üç kat örülmüş bir halat da kolayca kopmaz.

13Yoksul ama bilge bir genç, artık uyarıları ve öğütleri dinlemeyi bilmeyen yaşlı ve akılsız bir kraldan çok daha iyidir.

14Çünkü o genç, krallık tacını giymek için zindandan çıkmıştır; oysa diğeri onun krallığında yoksul olarak doğmuştu.

15Güneşin altında yürüyen tüm yaşayanların, o yaşlı kralın yerine geçecek olan ikinci gencin tarafına geçtiğini gördüm.

16Kendilerinden önce var olmuş olan tüm o muazzam halkın sonu yoktu; fakat sonradan gelen nesiller de o yeni liderden hoşnut olmayacaklar; şüphesiz bu da beyhudeliktir ve rüzgarı kovalamaktır.

17Tanrı'nın evine giderken adımlarına dikkat et ve dinlemek için yaklaş; bu, akılsızların kurban sunmasından çok daha iyidir, çünkü onlar cehaletlerinden ötürü kötülük yaptıklarının farkında bile değillerdir.

Grekçe

1ΚΑΙ ἐπέστρεψα ἐγὼ καὶ εἶδον σὺν πάσας τὰς συκοφαντίας τὰς γενομένας ὑπὸ τὸν ἥλιον· καὶ ἰδοὺ δάκρυον τῶν συκοφαντουμένων, καὶ οὐκ ἔστιν αὐτοῖς παρακαλῶν, καὶ ἀπὸ χειρὸς συκοφαντούντων αὐτοῖς ἰσχύς, καὶ οὐκ ἔστιν αὐτοῖς παρακαλῶν.

2καὶ ἐπῄνεσα ἐγὼ σὺν πάντας τοὺς τεθνηκότας τοὺς ἤδη ἀποθανόντας ὑπὲρ τοὺς ζῶντας, ὅτι αὐτοὶ ζῶσιν ἕως τοῦ νῦν·

3καὶ ἀγαθὸς ὑπὲρ τοὺς δύο τούτους ὅστις οὔπω ἐγένετο, ὃς οὐκ εἶδε σὺν τὸ ποίημα τὸ πονηρὸν τὸ πεποιημένον ὑπὸ τὸν ἥλιον.

4Καὶ εἶδον ἐγὼ σὺν πάντα τὸν μόχθον καὶ σὺν πᾶσαν ἀνδρείαν τοῦ ποιήματος, ὅτι αὐτὸ ζῆλος ἀνδρὸς ἀπὸ τοῦ ἑταίρου αὐτοῦ· καί γε τοῦτο ματαιότης καὶ προαίρεσις πνεύματος.

5 ἄφρων περιέβαλε τὰς χεῖρας αὐτοῦ καὶ ἔφαγε τὰς σάρκας αὐτοῦ.

6ἀγαθὸν πλήρωμα δρακὸς ἀναπαύσεως ὑπὲρ πληρώματα δύο δρακῶν μόχθου καὶ προαιρέσεως πνεύματος.

7Καὶ ἐπέστρεψα ἐγὼ καὶ εἶδον ματαιότητα ὑπὸ τὸν ἥλιον.

8ἔστιν εἷς, καὶ οὐκ ἔστι δεύτερος, καί γε υἱὸς καί γε ἀδελφὸς οὐκ ἔστιν αὐτῷ· καὶ οὐκ ἔστι πειρασμὸς τῷ παντὶ μόχθῳ αὐτοῦ, καί γε ὀφθαλμὸς αὐτοῦ οὐκ ἐμπίπλαται πλούτου. καί τίνι ἐγὼ μοχθῶ καὶ στερίσκω τὴν ψυχήν μου ἀπὸ ἀγαθωσύνης; καί γε τοῦτο ματαιότης καὶ περισπασμὸς πονηρός ἐστι.

9ἀγαθοὶ οἱ δύο ὑπὲρ τὸν ἕνα, οἷς ἐστιν αὐτοῖς μισθὸς ἀγαθὸς ἐν μόχθῳ αὐτῶν·

10ὅτι ἐὰν πέσωσιν, εἷς ἐγερεῖ τὸν μέτοχον αὐτοῦ, καὶ οὐαὶ αὐτῷ τῷ ἑνί, ὅταν πέσῃ καὶ μὴ δεύτερος ἐγεῖραι αὐτόν.

11καί γε ἐὰν κοιμηθῶσι δύο, καὶ θέρμη αὐτοῖς· καὶ εἷς πῶς θερμανθῇ;

12καὶ ἐὰν ἐπικραταιωθῇ εἷς, οἱ δύο στήσονται κατέναντι αὐτοῦ, καὶ τὸ σπαρτίον τὸ ἔντριτον οὐ ταχέως ἀπορραγήσεται.

13᾿Αγαθὸς παῖς πένης καὶ σοφὸς ὑπὲρ βασιλέα πρεσβύτερον καὶ ἄφρονα, ὃς οὐκ ἔγνω τοῦ προσέχειν ἔτι·

14ὅτι ἐξ οἴκου τῶν δεσμίων ἐξελεύσεται τοῦ βασιλεῦσαι, ὅτι καί γε ἐν βασιλείᾳ αὐτοῦ ἐγενήθη πένης.

15εἶδον σὺν πάντας τοὺς ζῶντας τοὺς περιπατοῦντας ὑπὸ τὸν ἥλιον μετὰ τοῦ νεανίσκου τοῦ δευτέρου, ὃς στήσεται ἀντ᾿ αὐτοῦ·

16οὐκ ἔστι περασμὸς τῷ παντὶ λαῷ, τοῖς πᾶσιν, ὅσοι ἐγένοντο ἔμπροσθεν αὐτῶν· καί γε οἱ ἔσχατοι οὐκ εὐφρανθήσονται ἐν αὐτῷ· ὅτι καί γε τοῦτο ματαιότης καὶ προαίρεσις πνεύματος.

17Φύλαξον τὸν πόδα σου, ἐν ἐὰν πορεύῃ εἰς οἶκον τοῦ Θεοῦ, καὶ ἐγγὺς τοῦ ἀκούειν· ὑπὲρ δόμα τῶν ἀφρόνων θυσία σου, ὅτι οὐκ εἰσὶν εἰδότες τοῦ ποιῆσαι κακόν.

English

1So I returned, and saw all the oppressions that were done under the sun: and behold the tear of the oppressed, and they had no comforter; and on the side of them that oppressed them was power; but they had no comforter:

2and I praised all the dead that had already died more than the living, as many as are alive until now.

3Better also than both these is he who has not yet been, who has not seen all the evil work that is done under the sun.

4And I saw all labour, and all the diligent work, that this is a man’s envy from his neighbour. This is also vanity and waywardness of spirit.

5The fool folds his hands together, and eats his own flesh.

6Better is a handful of rest than two handfuls of trouble and waywardness of spirit.

7So I returned, and saw vanity under the sun.

8There is one [alone], and there is not a second; yea, he has neither son nor brother: yet there is no end to all his labour; neither is his eye satisfied with wealth; and for whom do I labour, and deprive my soul of good? this is also vanity, and an evil trouble.

9Two [are] better than one, [seeing] they have a good reward for their labour.

10For if they fall, the one will lift up his fellow: but woe to him that is alone when he falls, and there is not a second to lift him up.

11Also if two should lie together, they also get heat: but how shall one be warmed [alone?]

12And if one should prevail against [him], the two shall withstand him; and a threefold cord shall not be quickly broken.

13Better is a poor and wise child than an old and foolish king, who knows not how to take heed any longer.

14For he shall come forth out of the house of the prisoners to reign, because [he] also that was in his kingdom has become poor.

15I beheld all the living who were walking under the sun, with the second youth who shall stand up in each one’s place.

16There is no end to all the people, to all who were before them: and the last shall not rejoice in him: for this also is vanity and waywardness of spirit.

17Keep thy foot, whensoever thou goest to the house of God; and [when thou art] near to hear, let thy sacrifice [be] better than the gift of fools: for they know not that they are doing evil.

Açıklamalar

  1. Ayet 1

    Grekçe metindeki sykopofantia kelimesi, klasik Atina hukukunda şantajcı ve asılsız suçlamalarda bulunan kişileri tanımlayan sykopofantes teriminden türemiş olup, İbranice sosyal baskı anlamındaki osheq kelimesine yasal bir adaletsizlik boyutu katmıştır.

  2. Ayet 4

    Grekçe metindeki proairesis pnevmatos ifadesi, Stoacı felsefedeki ahlaki seçim ve irade anlamındaki proairesis kavramını kullanarak, İbranice rüzgarı kovalamak deyimini felsefi bir varoluş tercihine dönüştürmüştür.

  3. Ayet 8

    Grekçe metindeki perispasmos poneros ifadesi, zihnin dağılması ve dikkatin gereksiz işlerle bölünmesi anlamına gelerek, Helenistik felsefedeki zihinsel dinginlik arayışına tezat bir durumu tasvir eder.

  4. Ayet 17

    Tapınağa yaklaşırken ayağın korunması ve kurban yerine dinlemenin öncelenmesi, İbrani peygamberlik geleneğindeki ritüelsel dindarlığa karşı ahlaki ve zihinsel itaati önceleyen hikmet öğretisini yansıtır.