Septuaginta

Mezmurlar 72

28 ayet

Türkçe

1Asaf'ın mezmuru. Tanrı İsrail'e, yüreği doğru olanlara karşı ne kadar da iyidir!

2Benimse ayaklarım neredeyse sarsılmıştı, adımlarım az kalsın kayıp dökülecekti.

3Çünkü günahkarların esenliğini gördükçe, yasa tanımazlara karşı kıskançlık duydum.

4Çünkü onların ölümünde bir kaçış yoktur ve çektikleri azapta bir dayanıklılıkları yoktur.

5İnsanların çileli işlerinde onlar bulunmazlar ve diğer insanlar gibi kırbaçlanmazlar.

6Bu yüzden kibir onlara gerdanlık gibi egemen oldu, kendi haksızlıklarını ve tanrısızlıklarını bir giysi gibi kuşandılar.

7Onların haksızlıkları sanki iç yağından fışkırır, yüreklerinin tasarılarına göre geçip giderler.

8Kötülükle düşünüp konuştular, yüksekten haksızlık fısıldadılar.

9Ağızlarını göklere karşı açtılar, dilleri ise yeryüzünü dolaştı.

10Bu yüzden halkım buraya dönecektir ve onlarda dolu dolu günler bulunacaktır.

11Ve dediler ki: "Tanrı nasıl bilir? En Yüce Olan'da bilgi var mıdır?"

12İşte böyledir günahkarlar; her zaman refah içinde olup zenginliği ellerinde tutarlar.

13Ve dedim ki: "Gerçekten de boş yere mi yüreğimi doğru kıldım ve ellerimi suçsuzlar arasında yıkadım?"

14Çünkü gün boyunca kırbaçlandım ve her sabah azarlanıp sorgulandım.

15Eğer "Ben de onlar gibi konuşacağım" deseydim, işte senin çocuklarının kuşağına ihanet etmiş olurdum.

16Bunu anlamak için düşündüğümde, bu benim gözümde çok büyük bir zorluktu;

17Ta ki Tanrı'nın kutsal tapınağına girene ve onların son akıbetlerini kavrayana dek.

18Gerçekten de sen onların hilekarlıkları yüzünden önlerine kötülükler koydun, kibirlenip yükseldiklerinde onları yıkıma uğrattın.

19Nasıl da bir anda dehşet verici bir yıkıma düştüler! Yok olup gittiler, yasa tanımazlıkları yüzünden mahvoldular.

20Uyanan birinin rüyası gibi, ya Rab, kendi şehrinde onların hayali suretini hiçe sayacaksın.

21Çünkü yüreğim acıyla tutuştuğunda ve böbreklerim sarsılıp başkalaştığında,

22Ben hiçe sayılmıştım ve anlamıyordum; senin önünde bir hayvan gibiydim.

23Yine de ben her zaman seninleyim; sen benim sağ elimden sıkıca tuttun.

24Öğüdünle bana yol gösterdin ve beni görkemle yanına kabul ettin.

25Göklerde benim için senden başka kim var? Yeryüzünde de senden başka hiçbir şey istemedim.

26Bedenim ve yüreğim tükenebilir, ama Tanrı yüreğimin kayası ve sonsuza dek benim payımdır.

27Çünkü işte, senden uzaklaşanlar mahvolacak; senden uzaklaşıp vefasızca zina eden herkesi yok ettin.

28Benim içinse Tanrı'ya sımsıkı bağlanmak iyidir; senin bütün övgülerini Siyon kızının kapılarında ilan etmek için umudumu Rab'be bağladım.

Grekçe

1Ψαλμὸς τῷ ᾿Ασάφ. - ΩΣ ΑΓΑΘΟΣ Θεὸς τῷ ᾿Ισραήλ, τοῖς εὐθέσι τῇ καρδίᾳ.

2ἐμοῦ δὲ παραμικρὸν ἐσαλεύθησαν οἱ πόδες, παρ᾿ ὀλίγον ἐξεχύθη τὰ διαβήματά μου.

3ὅτι ἐζήλωσα ἐπὶ τοῖς ἀνόμοις εἰρήνην ἁμαρτωλῶν θεωρῶν,

4ὅτι οὐκ ἔστιν ἀνάνευσις ἐν τῷ θανάτῳ αὐτῶν καὶ στερέωμα ἐν τῇ μάστιγι αὐτῶν·

5ἐν κόποις ἀνθρώπων οὐκ εἰσὶ καὶ μετὰ ἀνθρώπων οὐ μαστιγωθήσονται.

6διὰ τοῦτο ἐκράτησεν αὐτοὺς ὑπερηφανία, περιεβάλοντο ἀδικίαν καὶ ἀσέβειαν ἑαυτῶν.

7ἐξελεύσεται ὡς ἐκ στέατος ἀδικία αὐτῶν, διῆλθον εἰς διάθεσιν καρδίας·

8διενοήθησαν καὶ ἐλάλησαν ἐν πονηρίᾳ, ἀδικίαν εἰς τὸ ὕψος ἐλάλησαν·

9ἔθεντο εἰς οὐρανὸν τὸ στόμα αὐτῶν, καὶ γλῶσσα αὐτῶν διῆλθεν ἐπὶ τῆς γῆς.

10διὰ τοῦτο ἐπιστρέψει λαός μου ἐνταῦθα, καὶ ἡμέραι πλήρεις εὑρεθήσονται ἐν αὐτοῖς.

11καὶ εἶπαν· πῶς ἔγνω Θεός; καὶ εἰ ἔστι γνῶσις ἐν τῷ ῾Υψίστῳ;

12ἰδοὺ οὗτοι οἱ ἁμαρτωλοὶ καὶ εὐθηνοῦντες· εἰς τὸν αἰῶνα κατέσχον πλούτου.

13καὶ εἶπα· ἄρα ματαίως ἐδικαίωσα τὴν καρδίαν μου καὶ ἐνιψάμην ἐν ἀθῴοις τὰς χεῖράς μου·

14καὶ ἐγενόμην μεμαστιγωμένος ὅλην τὴν ἡμέραν, καὶ ἔλεγχός μου εἰς τὰς πρωΐας.

15εἰ ἔλεγον· διηγήσομαι οὕτως, ἰδοὺ τῇ γενεᾷ τῶν υἱῶν σου ἠσυνθέτηκα.

16καὶ ὑπέλαβον τοῦ γνῶναι τοῦτο· κόπος ἐστὶν ἐνώπιόν μου,

17ἕως εἰσέλθω εἰς τὸ ἁγιαστήριον τοῦ Θεοῦ καὶ συνῶ εἰς τὰ ἔσχατα αὐτῶν.

18πλὴν διὰ τὰς δολιότητας αὐτῶν ἔθου αὐτοῖς κακά, κατέβαλες αὐτοὺς ἐν τῷ ἐπαρθῆναι.

19πῶς ἐγένοντο εἰς ἐρήμωσιν ἐξάπινα· ἐξέλιπον, ἀπώλοντο διὰ τὴν ἀνομίαν αὐτῶν.

20ὡσεὶ ἐνύπνιον ἐξεγειρομένου, Κύριε, ἐν τῇ πόλει σου τὴν εἰκόνα αὐτῶν ἐξουδενώσεις.

21ὅτι ἐξεκαύθη καρδία μου, καὶ οἱ νεφροί μου ἠλλοιώθησαν,

22κἀγὼ ἐξουδενωμένος καὶ οὐκ ἔγνων, κτηνώδης ἐγενόμην παρά σοι.

23κἀγὼ διαπαντὸς μετὰ σοῦ, ἐκράτησας τῆς χειρὸς τῆς δεξιᾶς μου

24καὶ ἐν τῇ βουλῇ σου ὡδήγησάς με καὶ μετὰ δόξης προσελάβου με.

25τί γάρ μοι ὑπάρχει ἐν τῷ οὐρανῷ, καὶ παρὰ σοῦ τί ἠθέλησα ἐπὶ τῆς γῆς;

26ἐξέλιπεν καρδία μου καὶ σάρξ μου, Θεὸς τῆς καρδίας μου καὶ μερίς μου Θεὸς εἰς τὸν αἰῶνα.

27ὅτι ἰδοὺ οἱ μακρύνοντες ἑαυτοὺς ἀπὸ σοῦ ἀπολοῦνται, ἐξωλόθρευσας πάντα τὸν πορνεύοντα ἀπὸ σοῦ.

28ἐμοὶ δὲ τὸ προσκολλᾶσθαι τῷ Θεῷ ἀγαθόν ἐστι, τίθεσθαι ἐν τῷ Κυρίῳ τὴν ἐλπίδα μου τοῦ ἐξαγγεῖλαί με πάσας τὰς αἰνέσεις σου ἐν ταῖς πύλαις τῆς θυγατρὸς Σιών.

English

1[A Psalm for Asaph.] How good is God to Israel, to the upright in heart!

2But my feet were almost overthrown; my goings very nearly slipped.

3For I was jealous of the transgressors, beholding the tranquility of sinners.

4For there is no sign of reluctance in their death: and [they have] firmness under their affliction.

5They are not in the troubles of [other] men; and they shall not be scourged with [other] men.

6Therefore pride has possessed them; they have clothed themselves with their injustice and ungodliness.

7Their injustice shall go forth as out of fatness: they have fulfilled their intention.

8They have taken counsel and spoken in wickedness: they have uttered unrighteousness loftily.

9They have set their mouth against heaven, and their tongue has gone through upon the earth.

10Therefore shall my people return hither: and full days shall be found with them.

11And they said, How does God know? and is there knowledge in the Most High?

12Behold, these [are] the sinners, and they that prosper always: they have possessed wealth.

13And I said, Verily in vain have I justified my heart, and washed my hands in innocency.

14For I was plagued all the day, and my reproof [was] every morning.

15If I said, I will speak thus; behold, I [should] have broken covenant with the generation of thy children.

16And I undertook to understand this, [but] it is too hard for me,

17until I go into the sanctuary of God; [and so] understand the latter end.

18Surely thou hast appointed [judgments] to them because of their crafty dealings: thou hast cast them down when they were lifted up.

19How have they become desolate! suddenly they have failed: they have perished because of their iniquity.

20As the dream of one awakening, O Lord, in thy city thou wilt despise their image.

21For my heart has rejoiced, and my reins have been gladdened.

22But I [was] vile and knew not: I became brutish before thee.

23Yet I am continually with thee: thou hast holden my right hand.

24Thou hast guided me by thy counsel, and thou hast taken me to thyself with glory.

25For what have I in heaven [but thee]? and what have I desired upon the earth beside thee?

26My heart and my flesh have failed: [but] God [is the strength] of my heart, and God is my portion for ever.

27For, behold, they that remove themselves far from thee shall perish: thou hast destroyed every one that goes a whoring from thee.

28But it is good for me to cleave close to God, to put my trust in the Lord; that I may proclaim all thy praises in the gates of the daughter of Sion.

Açıklamalar

  1. Ayet 4

    Masoretik metindeki "onların ölümünde acı/bağ yoktur" (hartsubbot) ifadesi, Septuaginta çevirmenleri tarafından "geri çevirme/kaçış" (ananeusis) olarak tercüme edilmiştir ve bu durum kötülerin ölüm anındaki durumundan ziyade ilahi cezadan kaçamayacakları teolojik vurgusunu öne çıkarır.

  2. Ayet 7

    İbrani şiirsel anlatımındaki "semizlik/yağ" (mehelebh) imgesi, antik Yakın Doğu kültüründe refahı, kibri ve duyarsızlığı simgeler; Septuaginta bunu birebir "stear" (iç yağı) olarak çevirerek bu kültürel metaforu korumuştur.

  3. Ayet 21

    Antik İbrani ve Grek psikolojisinde böbrekler (nephroi) insanın en derin duygularının, vicdanının ve düşüncelerinin merkezi olarak kabul edilir; bu yüzden böbreklerin sızlaması veya başkalaşması derin bir içsel sarsıntıyı ifade eder.

  4. Ayet 27

    "Senden uzaklaşıp zina eden" (porneuonta apo sou) ifadesi, İbrani peygamberlik dilinde Tanrı ile yapılan antlaşmaya sadakatsizlik göstermeyi ve putperestliğe sapmayı ruhsal bir zina olarak gören teolojik arka planı yansıtır.