Septuaginta

Yeremya 42

19 ayet

Türkçe

1Yahuda Kralı Yehoyakim’in günlerinde RAB’den Yeremya’ya gelen ve şöyle diyen söz şudur:

2"Rehablıların evine git; onları RAB’bin evine, avlulardan birine götür ve onlara içmeleri için şarap ikram et."

3Bunun üzerine Habasin oğlu Yeremya oğlu Yezonias’ı, kardeşlerini, bütün oğullarını ve tüm Rehablılar ailesini dışarı çıkarıp götürdüm.

4Onları RAB’bin evine, Tanrı adamı Godolias oğlu Ananias oğullarının rahip odasına götürdüm; bu oda, avlu bekçisi Şallum oğlu Maaseyas’ın odasının üzerinde yer alan önderlerin odasının yanındaydı.

5Önlerine şarap dolu bir toprak testi ve kâseler koyarak, "Şarap için" dedim.

6Ama onlar şöyle dediler: "Biz asla şarap içmeyiz; çünkü babamız Rehab oğlu Yonadab bize şu buyruğu verdi: 'Siz ve oğullarınız sonsuza dek asla şarap içmeyeceksiniz.

7Ev de inşa etmeyeceksiniz, tohum da ekmeyeceksiniz, bağınız da olmayacak; aksine, üzerinde geçici olarak yaşadığınız bu topraklarda uzun süre yaşayabilmeniz için ömrünüz boyunca çadırlarda oturacaksınız.'

8Biz de babamız Yonadab’ın sesine kulak verdik; kendimiz, karılarımız, oğullarımız ve kızlarımız ömrümüz boyunca hiç şarap içmedik.

9Oturmak için evler inşa etmedik; bağımız, tarlamız ya da tohumumuz da bizim için var olmadı.

10Çadırlarda oturduk; babamız Yonadab’ın bize buyurduğu her şeye tamamen kulak verdik ve yerine getirdik.

11Ancak Nebukadnessar bu ülkeye saldırdığında, 'Gelin, Keldanilerin ve Asurluların ordusunun önünden kaçıp Yeruşalim’e girelim' dedik ve orada kaldık."

12O zaman RAB’bin sözü bana şöyle diyerek geldi:

13"RAB şöyle diyor: Git, Yahuda halkına ve Yeruşalim’de oturanlara de ki: 'Sözlerimi dinlemek için terbiyeyi kabul etmeyecek misiniz?'

14Rehab oğlu Yonadab’ın, oğullarına şarap içmemeleri için verdiği buyruğu ayakta tuttular ve bugüne dek içmediler; çünkü babalarının buyruğuna uydular. Bense size sabah erkenden seslendim, ama beni dinlemediniz.

15Size kullarım peygamberleri gönderip durdum ve onlara, 'Her biriniz kötü yolundan dönsün, işlerinizi daha iyi yapın ve kulluk etmek için başka ilahların ardınca gitmeyin; böylece size ve atalarınıza verdiğim toprakta oturursunuz' dedim. Ama siz kulaklarınızı eğmediniz, beni dinlemediniz.

16Evet, Rehab oğlu Yonadab’ın oğulları babalarının kendilerine verdiği buyruğu ayakta tuttular, ama bu halk beni dinlemedi.

17Bu yüzden RAB şöyle diyor: 'İşte, Yahuda’nın ve Yeruşalim’de oturanların üzerine, onlara karşı söylediğim bütün kötülükleri getireceğim.'

18Bu yüzden RAB şöyle diyor: 'Rehab oğlu Yonadab’ın oğulları babalarının buyruğuna kulak verdikleri ve babalarının kendilerine buyurduğu şekilde her şeyi yerine getirdikleri için,

19Rehab oğlu Yonadab’ın soyundan, yeryüzü durdukça huzurumda hizmet edecek bir adam asla eksik olmayacaktır.'"

Grekçe

1(Μασ. ΛΕ´) Ο λόγος γενόμενος πρὸς ῾Ιερεμίαν παρὰ Κυρίου ἐν ἡμέραις ᾿Ιωακεὶμ βασιλέως ᾿Ιούδα λέγων·

2βάδισον εἰς οἶκον ᾿Αρχαβεὶν καὶ ἄξεις αὐτοὺς εἰς οἶκον Κυρίου, εἰς μίαν τῶν αὐλῶν, καὶ ποτιεῖς αὐτοὺς οἶνον.

3καὶ ἐξήγαγον τὸν ᾿Ιεζονίαν υἱὸν ῾Ιερεμίου υἱοῦ Χαβασὶν καὶ τοὺς ἀδελφοὺς αὐτοῦ καὶ τοὺς υἱοὺς αὐτοῦ καὶ πᾶσαν τὴν οἰκίαν ᾿Αρχαβεὶν

4καὶ εἰσήγαγον αὐτοὺς εἰς οἶκον Κυρίου εἰς τὸ παστοφόριον υἱῶν ᾿Ανανίου, υἱοῦ Γοδολίου ἀνθρώπου τοῦ Θεοῦ, ἐστιν ἐγγὺς τοῦ οἴκου τῶν ἀρχόντων τῶν ἐπάνω τοῦ οἴκου Μαασαίου υἱοῦ Σελώμ, τοῦ φυλάσσοντος τὴν αὐλήν,

5καὶ ἔδωκα κατὰ πρόσωπον αὐτῶν κεράμιον οἴνου καὶ ποτήρια καὶ εἶπα· πίετε οἶνον.

6καὶ εἶπαν· οὐ μὴ πίωμεν οἶνον, ὅτι ᾿Ιωναδὰβ υἱὸς Ῥηχὰβ πατὴρ ἡμῶν ἐνετείλατο ἡμῖν λέγων· οὐ μὴ πίετε οἶνον, ὑμεῖς καὶ οἱ υἱοὶ ὑμῶν ἕως αἰῶνος.

7καὶ οἰκίας οὐ μὴ οἰκοδομήσητε καὶ σπέρμα οὐ μὴ σπείρητε, καὶ ἀμπελὼν οὐκ ἔσται ὑμῖν, ὅτι ἐν σκηναῖς οἰκήσετε πάσας τὰς ἡμέρας ὑμῶν, ὅπως ἂν ζήσητε ἡμέρας πολλὰς ἐπὶ τῆς γῆς, ἐφἧς διατρίβετε ὑμεῖς ἐπαὐτῆς.

8καὶ ἠκούσαμεν τῆς φωνῆς ᾿Ιωναδὰβ τοῦ πατρὸς ἡμῶν πρὸς τὸ μὴ πιεῖν οἶνον πάσας τὰς ἡμέρας ἡμῶν, ἡμεῖς καὶ αἱ γυναῖκες ἡμῶν καὶ οἱ υἱοὶ ἡμῶν καὶ αἱ θυγατέρες ἡμῶν,

9καὶ πρὸς τὸ μὴ οἰκοδομεῖν οἰκίας τοῦ κατοικεῖν ἐκεῖ, καὶ ἀμπελὼν καὶ ἀγρὸς καὶ σπέρμα οὐκ ἐγένετο ἡμῖν,

10καὶ ᾠκήσαμεν ἐν σκηναῖς καὶ ἠκούσαμεν καὶ ἐποιήσαμεν κατὰ πάντα, ἐνετείλατο ἡμῖν ᾿Ιωναδὰβ πατὴρ ἡμῶν.

11καὶ ἐγενήθη ὅτε ἀνέβη Ναβουχοδονόσορ ἐπὶ τὴν γῆν, καὶ εἴπαμεν· εἰσέλθατε καὶ εἰσέλθωμεν εἰς ῾Ιερουσαλὴμ ἀπὸ προσώπου τῆς δυνάμεως τῶν Χαλδαίων καὶ ἀπὸ προσώπου τῆς δυνάμεως τῶν ᾿Ασσυρίων, καὶ ᾠκοῦμεν ἐκεῖ.

12καὶ ἐγένετο λόγος Κυρίου πρός με λέγων·

13οὕτως λέγει Κύριος· πορεύου καὶ εἰπὸν ἀνθρώπῳ ᾿Ιούδα καὶ τοῖς κατοικοῦσιν ῾Ιερουσαλήμ· οὐ μὴ λάβητε παιδείαν τοῦ ἀκούειν τοὺς λόγους μου;

14ἔστησαν ῥῆμα υἱοὶ ᾿Ιωναδάβ, υἱοῦ Ῥηχάβ, ἐνετείλατο τοῖς τέκνοις αὐτοῦ πρὸς τὸ μὴ πιεῖν οἴνον, καὶ οὐκ ἐπίοσαν· καὶ ἐγὼ ἐλάλησα πρὸς ὑμᾶς ὄρθρου, καὶ οὐκ ἠκούσατε.

15καὶ ἀπέστειλα πρὸς ὑμᾶς τοὺς παῖδάς μου τοὺς προφήτας λέγων· ἀποστράφητε ἕκαστος ἀπὸ τῆς ὁδοῦ αὐτοῦ τῆς πονηρᾶς καὶ βελτίω ποιήσατε τὰ ἐπιτηδεύματα ὑμῶν καὶ οὐ πορεύσεσθε ὀπίσω θεῶν ἑτέρων τοῦ δουλεύειν αὐτοῖς, καὶ οἰκήσετε ἐπὶ τῆς γῆς, ἧς ἔδωκα ὑμῖν καὶ τοῖς πατράσιν ὑμῶν· καὶ οὐκ ἐκλίνατε τὰ ὦτα ὑμῶν καὶ οὐκ εἰσηκούσατε.

16καὶ ἔστησαν υἱοὶ ᾿Ιωναδὰβ υἱοῦ Ῥηχὰβ τὴν ἐντολὴν τοῦ πατρὸς αὐτῶν, δὲ λαὸς οὗτος οὐκ ἤκουσέ μου.

17διὰ τοῦτο οὕτως εἶπε Κύριος· ἰδοὺ ἐγὼ φέρω ἐπὶ ᾿Ιούδαν καὶ ἐπὶ τοὺς κατοικοῦντας ῾Ιερουσαλὴμ πάντα τὰ κακά, ἐλάλησα ἐπαὐτούς.

18διὰ τοῦτο οὕτως εἶπε Κύριος· ἐπειδὴ ἤκουσαν υἱοὶ ᾿Ιωναδὰβ υἱοῦ Ῥηχὰβ τὴν ἐντολὴν τοῦ πατρὸς αὐτῶν ποιεῖν καθότι ἐνετείλατο αὐτοῖς πατὴρ αὐτῶν,

19οὐ μὴ ἐκλίπῃ ἀνὴρ τῶν υἱῶν ᾿Ιωναδὰβ υἱοῦ Ῥηχὰβ παρεστηκὼς κατὰ πρόσωπόν μου πάσας τὰς ἡμέρας τῆς γῆς.

English

1THE WORD THAT CAME TO JEREMIAS from the Lord in the days of Joakim, king of Juda, saying,

2Go to the house of the Archabin, and thou shalt bring them to the house of the Lord, into one of the courts, and give them wine to drink.

3So I brought forth Jechonias the son of Jeremin the son of Chabasin, and his brethren, and his sons, and all the family of the Archabin;

4and I brought them into the house of the Lord, into the chamber of the sons of [Joanan, the son of] Ananias, the son of Godolias, a man of God, who dwells near the house of the princes that are over the house of Maasaeas the son of Selom, who kept the court.

5And I set before them a jar of wine, and cups, and I said, Drink ye wine.

6But they said, We will on no account drink wine, for our father Jonadab the son of Rechab commanded us, saying, Ye shall on no account drink wine, [neither] ye, nor your sons for ever:

7nor shall ye at all build houses, nor sow any seed, nor shall ye have a vineyard: for ye shall dwell in tents all your days; that ye may live many days upon the land, in which ye sojourn.

8And we hearkened to the voice of Jonadab our father, so as to drink no wine all our days, we, and our wives, and our sons, and our daughters;

9and so as to build no houses to dwell in: and we have had no vineyard, nor field, nor seed:

10but we have dwelt in tents, and have hearkened, and done according to all that Jonadab our father commanded us.

11And it came to pass, when Nabuchodonosor came up against the land, that we said we would come in; and we entered into Jerusalem, for fear of the host of the Chaldeans, and for fear of the host of the Assyrians: and we dwelt there.

12And the word of the Lord came to me, saying,

13Thus saith the Lord, Go, and say to the men of Juda, and to them that dwell in Jerusalem, Will ye not receive correction to hearken to my words?

14The sons of Jonadab the son of Rechab have kept the word which he commanded his children, that they should drink no wine; and they have not drunk [it]: but I spoke to you early, and ye hearkened not.

15And I sent to you my servants the prophets, saying, Turn ye every one from his evil way, and amend your practices, and go not after other gods to serve them, and ye shall dwell upon the land which I gave to you and to your fathers: but ye inclined not your ears, and hearkened not.

16But the sons of Jonadab the son of Rechab have kept the command of their father; but this people has not hearkened to me.

17Therefore thus saith the Lord; Behold, I [will] bring upon Juda and upon the inhabitants of Jerusalem all the evils which I pronounced against them.

18Therefore thus saith the Lord; Since the sons of Jonadab the son of Rechab have hearkened to the command of their father, to do as their father commanded them:

19there shall never be wanting a man of the sons of Jonadab the son of Rechab to stand before my face while the earth remains.

Açıklamalar

  1. Ayet 4

    Grekçe metindeki "pastophorion" terimi, Helenistik dönem tapınak mimarisinde rahiplerin kaldığı veya kutsal eşyaların saklandığı özel odaları ifade eden kültürel bir referanstır.

  2. Ayet 11

    Masoretik metinde "Aramilerin ordusu" ifadesi yer alırken, Septuaginta (LXX) çevirmenleri bunu kendi dönemlerinin coğrafi ve tarihi algısına uygun olarak "Asurluların ordusu" (Assyriōn) olarak tercüme etmişlerdir.

  3. Ayet 19

    "Huzurumda durmak" ifadesi İbrani kültüründe tapınakta kahinlik/hizmet etme yetkisini tanımlayan teknik bir deyimdir ve Grekçeye "parestēkōs" sıfat-fiiliyle birebir aktarılmıştır.