Septuaginta

Yudit 2

28 ayet

Türkçe

1Asurluların kralı Nabukadnezar’ın krallığının on sekizinci yılında, birinci ayın yirmi ikinci gününde, kralın sarayında, daha önce beyan ettiği üzere tüm yeryüzünden öç alınacağına dair mutlak bir buyruk çıktı.

2Kral, tüm hizmetkarlarını ve tüm ileri gelenlerini yanına çağırarak onlarla kendi gizli tasarısını paylaştı ve bizzat kendi ağzından çıkan sözle yeryüzünün tamamen cezalandırılıp yıkıma uğratılmasına karar verdi.

3Onlar da kralın ağzından çıkan buyruğa uymayan her beşeri canı tamamen yok etmeye hükmettiler.

4Tasarısını tamamladığında, Asur kralı Nabukadnezar, ordusunun başkomutanı ve kendisinden sonra gelen ikinci kişi olan Holofernes’i çağırıp ona şöyle dedi:

5"Tüm yeryüzünün efendisi olan yüce kral şöyle buyuruyor: İşte, huzurumdan çıkıp gideceksin ve yanına kendi güçlerine güvenen yiğitlerden yüz yirmi bin yaya asker ve binicileriyle birlikte on iki bin atlıdan oluşan büyük bir kalabalık alacaksın.

6Batıdaki tüm topraklara karşı sefere çıkacaksın, çünkü onlar ağzımdan çıkan söze itaatsizlik ettiler.

7Onlara teslimiyet simgesi olarak toprak ve su hazırlamalarını bildireceksin; çünkü onlara karşı büyük bir öfkeyle çıkacağım, ordumun ayaklarıyla yeryüzünün tüm yüzünü kaplayacağım ve onları askerlerime yağma ettireceğim.

8Onların öldürülenleri vadileri ve dereleri dolduracak, cesetleriyle dolup taşan nehirler sel gibi akacaktır.

9Onları tutsak edip yeryüzünün en uç sınırlarına kadar sürgün edeceğim.

10Sen ise gidip benim için onların tüm sınırlarını önceden ele geçireceksin; sana teslim olacaklar, sen de onları cezalandırılacakları hesap gününe kadar benim için muhafaza edeceksin.

11İtaatsizlik edenlere ise gözün acımasın; yetki alanındaki tüm topraklarda onları katliama ve yağmaya teslim et.

12Çünkü varlığım ve krallığımın gücü hakkı için ant içerim ki, söylediğim her şeyi kendi elimle bizzat yerine getireceğim.

13Sen de efendinin sözlerinden hiçbirini çiğneme, sana buyurduğum her şeyi eksiksiz yerine getir ve bunları yapmakta gecikme."

14Böylece Holofernes efendisinin huzurundan çıktı ve Asur ordusunun tüm önderlerini, komutanlarını ve subaylarını çağırdı.

15Efendisinin kendisine buyurduğu gibi, savaş düzeni için seçkin adamlardan yüz yirmi bin yaya asker ve on iki bin okçu süvari saydı.

16Onları, büyük bir savaş ordusunun düzene sokulduğu şekilde konuşlandırdı.

17Yüklerini taşımak için son derece büyük miktarda deve, eşek ve katır; erzak ihtiyaçları için de sayılamayacak kadar çok koyun, sığır ve keçi aldı.

18Her asker için bol miktarda azık ve kralın sarayından çok büyük miktarda altın ve gümüş aldı.

19Kendisi ve tüm ordusu, kral Nabukadnezar’ın önünden gitmek, savaş arabaları, atlıları ve seçkin yaya askerleriyle batıdaki tüm yeryüzünü kaplamak üzere yola çıktı.

20Çeşitli ülkelerden gelen büyük bir karışık kalabalık da çekirgeler gibi, yeryüzünün kumu gibi onlarla birlikte gitti; çokluklarından ötürü sayıları belirsizdi.

21Ninova’dan ayrılıp üç günlük yol aldıktan sonra Bektilet ovasının önüne ulaştılar ve Bektilet’ten yukarıya, Yukarı Kilikya’nın kuzeyindeki dağın yakınına ordugah kurdular.

22Holofernes yaya askerlerini, atlılarını ve savaş arabalarını, yani tüm ordusunu yanına alarak oradan dağlık bölgeye doğru ilerledi.

23Put ve Lud topraklarını yarıp geçti; çölün önünde, Şelyon’un güneyinde yaşayan tüm Rassis oğullarını ve İsmailoğullarını yağmaladı.

24Fırat’ı geçip Mezopotamya’yı boydan boya katetti; Abrona deresinin kıyısındaki tüm yüksek kentleri denize ulaşıncaya dek yerle bir etti.

25Kilikya sınırlarını ele geçirdi, kendisine karşı koyan herkesi kılıçtan geçirdi ve güneyde, Arabistan’ın karşısındaki Yafet sınırlarına kadar ulaştı.

26Midyan oğullarının hepsini kuşattı, çadırlarını ateşe verdi ve ağıllarını yağmaladı.

27Buğday biçim zamanında Şam ovasına indi, tüm tarlalarını ateşe verdi, davarlarını ve sığır sürülerini yok etti, kentlerini yağmaladı, çocuklarını darmadağın edip savurdu ve tüm gençlerini kılıçtan geçirdi.

28Bu yüzden kıyı şeridinde yaşayanların, Sayda ve Sur’dakilerin, Sur ve Okina’da oturanların, Yemnaan’da yaşayanların üzerine büyük bir korku ve dehşet çöktü; Aşdot ve Aşkelon halkı da ondan çok korktu.

Grekçe

1ΚΑΙ ἐν τῷ ἔτει τῷ ὀκτωκαιδεκάτῳ, δευτέρᾳ καὶ εἰκάδι τοῦ πρώτου μηνός, ἐγένετο λόγος ἐν οἴκῳ Ναβουχοδονόσορ βασιλέως ᾿Ασσυρίων ἐκδικῆσαι πᾶσαν τὴν γῆν καθὼς ἐλάλησε.

2καὶ συνεκάλεσε πάντας τοὺς θεράποντας αὐτοῦ καὶ πάντας τοὺς μεγιστᾶνας αὐτοῦ καὶ ἔθετο μετ᾿ αὐτῶν τὸ μυστήριον τῆς βουλῆς αὐτοῦ καὶ συνετέλεσε πᾶσαν τὴν κακίαν τῆς γῆς ἐκ τοῦ στόματος αὐτοῦ.

3καὶ αὐτοὶ ἔκριναν ὀλοθρεῦσαι πᾶσαν σάρκα, οἳ οὐκ ἠκολούθησαν τῷ λόγῳ τοῦ στόματος αὐτοῦ.

4καὶ ἐγένετο ὡς συνετέλεσε τὴν βουλὴν αὐτοῦ, ἐκάλεσε Ναβουχοδονόσορ βασιλεὺς ᾿Ασσυρίων τὸν ᾿Ολοφέρνην ἀρχιστράτηγον τῆς δυνάμεως αὐτοῦ, δεύτερον ὄντα μετ᾿ αὐτόν, καὶ εἶπε πρὸς αὐτόν·

5τάδε λέγει βασιλεὺς μέγας, κύριος πάσης τῆς γῆς· ἰδοὺ σὺ ἐξελεύσῃ ἐκ τοῦ προσώπου μου καὶ λήψῃ μετὰ σεαυτοῦ ἄνδρας πεποιθότας ἐν ἰσχύϊ αὐτῶν, πεζῶν εἰς χιλιάδας ἑκατὸν εἴκοσι καὶ πλῆθος ἵππων σὺν ἀναβάταις μυριάδων δεκαδύο,

6καὶ ἐξελεύσῃ εἰς συνάντησιν πάσῃ τῇ γῇ ἐπὶ δυσμάς, ὅτι ἠπείθησαν τῷ ῥήματι τοῦ στόματός μου.

7καὶ ἀπαγγελεῖς αὐτοῖς ἑτοιμάζειν γῆν καὶ ὕδωρ. ὅτι ἐξελεύσομαι ἐν θυμῷ μου ἐπ᾿ αὐτοὺς καὶ καλύψω πᾶν τὸ πρόσωπον τῆς γῆς ἐν τοῖς ποσὶ τῆς δυνάμεώς μου καὶ δώσω αὐτοὺς εἰς διαρπαγὴν αὐτοῖς·

8καὶ οἱ τραυματίαι αὐτῶν πληρώσουσι τὰς φάραγγας καὶ τοὺς χειμάρρους αὐτῶν, καὶ ποταμὸς ἐπικλύζων τοῖς νεκροῖς αὐτῶν πληρωθήσεται·

9καὶ ἄξω τὴν αἰχμαλωσίαν αὐτῶν ἐπὶ τὰ ἄκρα πάσης τῆς γῆς.

10σὺ δὲ ἐξελθὼν προκαταλήψῃ μοι πᾶν ὅριον αὐτῶν, καὶ ἐκδώσουσί σοι ἑαυτούς, καὶ διατηρήσεις ἐμοὶ αὐτοὺς εἰς ἡμέραν ἐλεγμοῦ αὐτῶν·

11ἐπὶ δὲ τοὺς ἀπειθοῦντας οὐ φείσεται ὀφθαλμός σου τοῦ δοῦναι αὐτοὺς εἰς φόνον καὶ ἁρπαγὴν ἐν πάσῃ τῇ γῇ σου.

12ὅτι ζῶν ἐγὼ καὶ τὸ κράτος τῆς βασιλείας μου, λελάληκα καὶ ποιήσω ταῦτα ἐν χειρί μου.

13καὶ σὺ δὲ οὐ παραβήσῃ ἕν τι τῶν ρημάτων τοῦ κυρίου σου, ἀλλ᾿ ἐπιτελῶν ἐπιτελέσεις καθότι προστέταχά σοι, καὶ οὐ μακρυνεῖς τοῦ ποιῆσαι αὐτά.

14καὶ ἐξῆλθεν ᾿Ολοφέρνης ἀπὸ προσώπου τοῦ κυρίου αὐτοῦ καὶ ἐκάλεσε πάντας τοὺς δυνάστας καὶ τοὺς στρατηγοὺς καὶ ἐπιστάτας τῆς δυνάμεως ᾿Ασσοὺρ

15καὶ ἠρίθμησεν ἐκλεκτοὺς ἄνδρας εἰς παράταξιν, καθότι ἐκέλευσεν αὐτῷ κύριος αὐτοῦ εἰς μυριάδας δεκαδύο καὶ ἱππεῖς τοξότας μυρίους δισχιλίους,

16καὶ διέταξεν αὐτοὺς ὃν τρόπον πολέμου πλῆθος συντάσσεται.

17καὶ ἔλαβε καμήλους καὶ ὄνους καὶ ἡμιόνους εἰς τὴν ἀπαρτίαν αὐτῶν, πλῆθος πολὺ σφόδρα, καὶ πρόβατα καὶ βόας καὶ αἶγας εἰς τὴν παρασκευὴν αὐτῶν, ὧν οὐκ ἦν ἀριθμός,

18καὶ ἐπισιτισμὸν παντὶ ἀνδρὶ εἰς πλῆθος καὶ χρυσίον καὶ ἀργύριον ἐξ οἴκου βασιλέως πολὺ σφόδρα.

19καὶ ἐξῆλθεν αὐτὸς καὶ πᾶσα δύναμις αὐτοῦ εἰς πορείαν τοῦ προελθεῖν βασιλέως Ναβουχοδονόσορ καὶ καλύψαι πᾶν τὸ πρόσωπον τῆς γῆς πρὸς δυσμαῖς ἐν ἅρμασι καὶ ἱππεῦσι καὶ πεζοῖς ἐπιλέκτοις αὐτῶν.

20καὶ πολὺς ἐπίμικτος ὡς ἀκρὶς συνεξῆλθον αὐτοῖς καὶ ὡς ἄμμος τῆς γῆς· οὐ γὰρ ἦν ἀριθμὸς ἀπὸ πλήθους αὐτῶν.

21καὶ ἀπῆλθον ἐκ Νινευῆ ὁδὸν τριῶν ἡμερῶν ἐπὶ πρόσωπον τοῦ πεδίου Βεκτιλὲθ καὶ ἐστρατοπέδευσαν ἀπὸ Βεκτιλὲθ πλησίον τοῦ ὄρους τοῦ ἐπ᾿ ἀριστερᾷ τῆς ἄνω Κιλικίας.

22καὶ ἔλαβε πᾶσαν τὴν δύναμιν αὐτοῦ, τοὺς πεζοὺς καὶ τοὺς ἱππεῖς καὶ τὰ ἅρματα αὐτοῦ, καὶ ἀπῆλθεν ἐκεῖθεν εἰς τὴν ὀρεινήν.

23καὶ διέκοψε τὸ Φοὺδ καὶ Λοὺδ καὶ ἐπρονόμευσαν πάντας υἱοὺς Ῥασσὶς καὶ υἱοὺς ᾿Ισμαὴλ τοὺς κατὰ πρόσωπον τῆς ἐρήμου πρὸς νότον τῆς Χελεών.

24καὶ παρῆλθε τὸν Εὐφράτην καὶ διῆλθε τὴν Μεσοποταμίαν καὶ διέσκαψε πάσας τὰς πόλεις τὰς ὑψηλὰς τὰς ἐπὶ τοῦ χειμάρρου ᾿Αβρωνᾶ ἕως τοῦ ἐλθεῖν ἐπὶ θάλασσαν.

25καὶ κατελάβετο τὰ ὅρια τῆς Κιλικίας καὶ κατέκοψε πάντας τοὺς ἀντιστάντας αὐτῷ καὶ ἦλθεν ἕως ὁρίων ᾿Ιάφεθ τὰ πρὸς νότον κατὰ πρόσωπον τῆς ᾿Αραβίας.

26καὶ ἐκύκλωσε πάντας τοὺς υἱοὺς Μαδιὰμ καὶ ἐνέπρησε τὰ σκηνώματα αὐτῶν καὶ ἐπρονόμευσε τὰς μάνδρας αὐτῶν.

27καὶ κατέβη εἰς πεδίον Δαμασκοῦ ἐν ἡμέραις θερισμοῦ πυρῶν καὶ ἐνέπρησε πάντας τοὺς ἀγροὺς αὐτῶν καὶ τὰ ποίμνια καὶ τὰ βουκόλια ἔδωκεν εἰς ἀφανισμὸν καὶ τὰς πόλεις αὐτῶν ἐσκύλευσε καὶ τὰ παιδία αὐτῶν ἐξελίκμησε καὶ ἐπάταξε πάντας τοὺς νεανίσκους αὐτῶν ἐν στόματι ρομφαίας.

28καὶ ἐπέπεσεν φόβος καὶ τρόμος αὐτοῦ ἐπὶ τοὺς κατοικοῦντας τὴν παραλίαν, τοὺς ὄντας ἐν Σιδῶνι καὶ Τύρῳ καὶ τοὺς κατοικοῦντας Σοὺρ καὶ ᾿Οκινά, καὶ πάντας τοὺς κατοικοῦντας ῾Ιεμναάν, καὶ οἱ κατοικοῦντες ἐν ᾿Αζώτῳ καὶ ᾿Ασκάλωνι ἐφοβήθησαν αὐτὸν σφόδρα.

English

1And in the eighteenth year, the two and twentieth day of the first month, there was talk in the house of Nabuchodonosor king of the Assyrians that he should, as he said, avenge himself on all the earth.

2So he called unto him all his officers, and all his nobles, and communicated with them his secret counsel, and concluded the afflicting of the whole earth out of his own mouth.

3Then they decreed to destroy all flesh, that did not obey the commandment of his mouth.

4And when he had ended his counsel, Nabuchodonosor king of the Assyrians called Holofernes the chief captain of his army, which was next unto him, and said unto him.

5Thus saith the great king, the lord of the whole earth, Behold, thou shalt go forth from my presence, and take with thee men that trust in their own strength, of footmen an hundred and twenty thousand; and the number of horses with their riders twelve thousand.

6And thou shalt go against all the west country, because they disobeyed my commandment.

7And thou shalt declare unto that they prepare for me earth and water: for I will go forth in my wrath against them and will cover the whole face of the earth with the feet of mine army, and I will give them for a spoil unto them:

8So that their slain shall fill their valleys and brooks and the river shall be filled with their dead, till it overflow:

9And I will lead them captives to the utmost parts of all the earth.

10Thou therefore shalt go forth. and take beforehand for me all their coasts: and if they will yield themselves unto thee, thou shalt reserve them for me till the day of their punishment.

11But concerning them that rebel, let not thine eye spare them; but put them to the slaughter, and spoil them wheresoever thou goest.

12For as I live, and by the power of my kingdom, whatsoever I have spoken, that will I do by mine hand.

13And take thou heed that thou transgress none of the commandments of thy lord, but accomplish them fully, as I have commanded thee, and defer not to do them.

14Then Holofernes went forth from the presence of his lord, and called all the governors and captains, and the officers of the army of Assur;

15And he mustered the chosen men for the battle, as his lord had commanded him, unto an hundred and twenty thousand, and twelve thousand archers on horseback;

16And he ranged them, as a great army is ordered for the war.

17And he took camels and asses for their carriages, a very great number; and sheep and oxen and goats without number for their provision:

18And plenty of victual for every man of the army, and very much gold and silver out of the king’s house.

19Then he went forth and all his power to go before king Nabuchodonosor in the voyage, and to cover all the face of the earth westward with their chariots, and horsemen, and their chosen footmen.

20A great number also sundry countries came with them like locusts, and like the sand of the earth: for the multitude was without number.

21And they went forth of Nineve three days’ journey toward the plain of Bectileth, and pitched from Bectileth near the mountain which is at the left hand of the upper Cilicia.

22Then he took all his army, his footmen, and horsemen and chariots, and went from thence into the hill country;

23And destroyed Phud and Lud, and spoiled all the children of Rasses, and the children of Israel, which were toward the wilderness at the south of the land of the Chellians.

24Then he went over Euphrates, and went through Mesopotamia, and destroyed all the high cities that were upon the river Arbonai, till ye come to the sea.

25And he took the borders of Cilicia, and killed all that resisted him, and came to the borders of Japheth, which were toward the south, over against Arabia.

26He compassed also all the children of Madian, and burned up their tabernacles, and spoiled their sheepcotes.

27Then he went down into the plain of Damascus in the time of wheat harvest, and burnt up all their fields, and destroyed their flocks and herds, also he spoiled their cities, and utterly wasted their countries, and smote all their young men with the edge of the sword.

28Therefore the fear and dread of him fell upon all the inhabitants of the sea coasts, which were in Sidon and Tyrus, and them that dwelt in Sur and Ocina, and all that dwelt in Jemnaan; and they that dwelt in Azotus and Ascalon feared him greatly.

Açıklamalar

  1. Ayet 2

    Grekçe metindeki "mysterion" (gizem/sır) kelimesi, Helenistik dönem saray kültüründe kralın en yakın danışmanlarıyla paylaştığı askeri ve siyasi sırları ifade eden teknik bir terimdir.

  2. Ayet 7

    "Toprak ve su hazırlamak" (γῆν καὶ ὕδωρ) ifadesi, antik Pers İmparatorluğu'nda tebaanın mutlak teslimiyetini ve egemenliği krala devrettiğini gösteren klasik bir diplomatik ritüeldir.

  3. Ayet 20

    "Karışık kalabalık" (ἐπίμικτος) terimi, Septuaginta'da Mısır'dan çıkış esnasında İsraillilere katılan yabancı halk gruplarını tanımlamak için kullanılan teolojik ve sosyolojik bir referanstır.

  4. Ayet 21

    Antik coğrafya tasavvurunda "sol" (ἀριστερᾷ) yönü, doğuya yönelerek yön tayin eden kadim Akdeniz ve Yakın Doğu kültürlerinde kuzey yönünü ifade eder.

  5. Ayet 27

    "Çocuklarını savurdu" (ἐξελίκμησε) ifadesi, Grekçe tarımsal harman savurma (likmao) teriminden türetilmiş olup, düşmanın çocukları vahşice katledip dağıtmasını betimleyen edebi bir metafordur.