Septuaginta
Ester 8
1Aynı gün Kral Artahşasta, iftiracı Haman'a ait olan tüm mal varlığını Ester'e bağışladı; Mordekay da kralın huzuruna kabul edildi, çünkü Ester onun kendisinin yakın bir akrabası olduğunu açıklamıştı.
2Kral, Haman'dan geri almış olduğu mühür yüzüğünü çıkardı ve onu Mordekay'a verdi; Ester de Mordekay'ı Haman'ın tüm mal varlığının üzerine yetkili kıldı.
3Ester bir kez daha kralın huzurunda konuştu, ayaklarına kapandı ve Haman'ın kötülüğünü ve Yahudilere karşı yaptığı her şeyi ortadan kaldırması için ağlayarak ona yalvardı.
4Kral altın asasını Ester'e doğru uzattı; Ester de kralın önünde ayakta durmak üzere doğruldu.
5Ester şöyle dedi: “Eğer sana uygun görünüyorsa ve önünde lütuf bulduysam, senin krallığında bulunan Yahudileri yok etmek üzere Haman tarafından yazılıp gönderilen mektupların geri çevrilmesi için ferman gönderilsin.
6Çünkü halkımın başına gelecek felaketi görmeye nasıl dayanabilirim ve vatanımın yok oluşundan kendimi nasıl kurtarabilirim?”
7Bunun üzerine Kral Artahşasta, Ester'e şöyle dedi: “İşte, Haman'ın tüm mal varlığını sana verdim ve ellerini Yahudilere uzattığı için kendisini ağaca astırdım; daha başka ne istiyorsun?
8Şimdi siz de kralın adına, size uygun göründüğü şekilde yazın ve kralın mühür yüzüğüyle mühürleyin; çünkü kralın buyruğuyla yazılan ve kralın yüzüğüyle mühürlenen bir fermana karşı çıkmak asla mümkün değildir.”
9Böylece aynı yılın birinci ayı olan Nisan ayının yirmi üçüncü gününde kralın yazıcıları çağrıldı ve Hindistan'dan Etiyopya'ya kadar uzanan yüz yirmi yedi eyaletin kâhyalarına, yöneticilerine ve satraplarına, her eyalete kendi yazısıyla ve her halka kendi diliyle, Yahudilere de kendi yazıları ve dilleriyle Mordekay'ın buyurduğu her şey yazıldı.
10Ferman kral adına yazılıp onun mühür yüzüğüyle mühürlendi ve mektuplar ulaklar vasıtasıyla gönderildi.
11Kral bu fermanla, her şehirdeki Yahudilere kendi yasalarına göre yaşama, kendilerini savunma, kendilerine saldıran karşıtlarına ve düşmanlarına diledikleri gibi davranma hakkını verdi.
12Bu yetki, Kral Artahşasta'nın bütün eyaletlerinde, on ikinci ay olan Adar ayının on üçüncü gününde, tek bir günde uygulanacaktı.
012α Gönderilen mektubun bir sureti aşağıda yazıldığı gibidir:
012β “Büyük Kral Artahşasta, Hindistan'dan Etiyopya'ya kadar uzanan yüz yirmi yedi eyaletin yöneticilerine, valilerine ve bizim tarafımızda olan herkese esenlik diler.
012γ Kendilerine iyilik edenlerin gösterdiği büyük cömertlikle sık sık onurlandırılan birçok kişi kibirlendi; sadece tebaamıza zarar vermekle kalmayıp, gördükleri iyiliklerin ağırlığını taşıyamayarak kendilerine iyilik edenlere karşı da düzenler kurmaya yeltendiler.
012δ İnsanlar arasındaki şükran duygusunu yok etmekle kalmayıp, iyilikten nasibini almamış kişilerin boş övünmeleriyle gururlanarak, her şeyi gören Tanrı'nın kötülükten nefret eden adaletinden kaçabileceklerini sandılar.
012ε Üstelik, yetki sahibi kılınan ve dostlarının işlerini yönetmekle görevlendirilen birçok kişi, kötü yönlendirmeler yüzünden masum kanı dökülmesine ortak olmuş ve telafisi imkansız felaketlere sürüklenmiştir.
012ζ Kötü niyetli kişilerin yalan ve hileleri, hükümdarların temiz ve iyi niyetini suistimal etmiştir.
012η Bu durum, bize aktarılan eski tarihlerden ziyade, layık olmadıkları halde yetki sahibi olanların kötülükleri yüzünden hemen yanı başınızda meydana gelen olayları incelediğinizde açıkça görülmektedir.
012θ Gelecekte krallığımızı tüm insanlar için sarsıntısız ve barış içinde korumak adına gerekli önlemleri almalıyız.
012ι Bu amaçla, meydana gelen değişiklikleri değerlendiriyor ve önümüze gelen her konuyu her zaman daha adil bir yaklaşımla yargılıyoruz.
012κ Nitekim Pers kanından olmayan, Makedon Amadatoğlu Haman, bizim yumuşak yönetim tarzımızdan tamamen uzak bir yabancı olduğu halde tarafımızdan konukseverlikle kabul edilmişti.
012λ Kendisine her ulusa gösterdiğimiz sevgiden öyle büyük bir pay verdik ki, ‘babamız’ diye çağrıldı ve kraliyet tahtından sonra gelen ikinci kişi olarak herkes tarafından saygıyla selamlandı.
012μ Ancak ulaştığı makamın kibriyle bizi egemenliğimizden ve canımızdan yoksun bırakmaya çalıştı.
012ν Kurtarıcımız ve her zaman iyiliğimizi isteyen Mordekay'ı, krallığın kusursuz ortağı Ester'i ve onların tüm ulusunu hileli ve karmaşık düzenlerle yok etmeyi talep etti.
012ξ Bu yöntemlerle bizi savunmasız yakalayıp Pers egemenliğini Makedonlara devretmeyi amaçlıyordu.
012ο Oysa biz, bu üç kez lanetlenmiş adam tarafından yok edilmeye mahkum edilen Yahudilerin suçlu olmadıklarını, aksine en adil yasalarla yaşadıklarını görüyoruz.
012π Onlar, krallığımızı hem bize hem de atalarımıza en mükemmel düzende koruyan, en yüce, en büyük ve yaşayan Tanrı'nın çocuklarıdır.
012ρ Bu nedenle, Amadatoğlu Haman tarafından gönderilen mektuplara uymamakla en doğrusunu yapacaksınız; çünkü bu işleri tezgahlayan adam, her şeye egemen olan Tanrı'nın ona hak ettiği cezayı çarçabuk vermesiyle, tüm ev halkıyla birlikte Susa kapılarında asılmıştır.
012σ Bu mektubun bir suretini her yerde açıkça ilan edin, Yahudilerin kendi yasalarına göre yaşamalarına izin verin ve sıkıntıya düştükleri gün kendilerini savunabilmeleri için on ikinci ay olan Adar ayının on üçüncü gününde onlara yardım edin.
012τ Çünkü her şeye egemen olan Tanrı, seçilmiş soyun yok olacağı bu günü onlar için bir sevinç gününe dönüştürmüştür.
012υ Siz de bu günü, diğer bayramlarınız arasında büyük bir coşkuyla kutlayın ki, hem şimdi hem de gelecekte bizim ve Pers dostlarının kurtuluş günü, bize karşı düzen kuranların ise yok oluşunun anısı olsun.
012φ Bu buyruğa uymayan her şehir ya da bölge, öfkeyle, kılıç ve ateşle tamamen yok edilecektir; orası sadece insanlar için geçilmez olmakla kalmayacak, yaban hayvanları ve kuşlar için de sonsuza dek en nefret edilen yer haline gelecektir.”
13Bu fermanın bir sureti her eyalette herkesin görebileceği yerlerde ilan edilecek ve Yahudiler, düşmanlarıyla savaşmak için o güne hazır olacaklardı.
14Böylece süvariler, kralın buyruğunu yerine getirmek üzere büyük bir hızla yola çıktılar; ferman Susa Kalesi'nde de ilan edildi.
15Mordekay, kraliyet giysileri içinde, başında büyük bir altın taç ve mor renkli ince ketenden bir sarıkla kralın huzurundan çıktı; Susa halkı bunu görünce büyük bir sevinçle coştu.
16Yahudiler için aydınlık ve sevinç dolu bir dönem başladı.
17Kralın fermanının ulaştığı her eyalette ve her şehirde Yahudiler arasında büyük bir sevinç, coşku ve içki şölenleri yaşandı; Yahudilerin korkusu yüzünden diğer halklardan birçok kişi sünnet olup Yahudileşiyordu.
1ΚΑΙ ἐν αὐτῇ τῇ ἡμέρᾳ ὁ βασιλεὺς ᾿Αρταξέρξης ἐδωρήσατο ᾿Εσθὴρ ὅσα ὑπῆρχεν ᾿Αμὰν τῷ διαβόλῳ, καὶ Μαρδοχαῖος προσεκλήθη ὑπὸ τοῦ βασιλέως· ὑπέδειξε γὰρ ᾿Εσθήρ, ὅτι ἐνοικείωται αὐτῇ.
2ἔλαβε δὲ ὁ βασιλεὺς τὸν δακτύλιον, ὃν ἀφείλετο ᾿Αμάν, καὶ ἔδωκεν αὐτὸν Μαρδοχαίῳ, καὶ κατέστησεν ᾿Εσθὴρ Μαρδοχαῖον ἐπὶ πάντων τῶν ᾿Αμάν.
3καὶ προσθεῖσα ἐλάλησε πρὸς τὸν βασιλέα καὶ προσέπεσε πρὸς τοὺς πόδας αὐτοῦ καὶ ἠξίου ἀφελεῖν τὴν ᾿Αμὰν κακίαν καὶ ὅσα ἐποίησε τοῖς ᾿Ιουδαίοις.
4ἐξέτεινε δὲ ὁ βασιλεὺς ᾿Εσθὴρ τὴν ῥάβδον τὴν χρυσῆν, ἐξηγέρθη δὲ ᾿Εσθὴρ παρεστηκέναι τῷ βασιλεῖ,
5καὶ εἶπεν ᾿Εσθήρ· εἰ δοκεῖ σοι καὶ εὗρον χάριν, πεμφθήτω ἀποστραφῆναι τὰ γράμματα τὰ ἀπεσταλμένα ὑπὸ ᾿Αμάν, τὰ γραφέντα ἀπολέσθαι τοὺς ᾿Ιουδαίους, οἵ εἰσιν ἐν τῇ βασιλείᾳ σου·
6πῶς γὰρ δυνήσομαι ἰδεῖν τὴν κάκωσιν τοῦ λαοῦ μου καὶ πῶς δυνήσομαι σωθῆναι ἐν τῇ ἀπωλείᾳ τῆς πατρίδος μου;
7καὶ εἶπεν ὁ βασιλεὺς πρὸς ᾿Εσθήρ· εἰ πάντα τὰ ὑπάρχοντα ᾿Αμὰν ἔδωκα καὶ ἐχαρισάμην σοι καὶ αὐτὸν ἐκρέμασα ἐπὶ ξύλου, ὅτι τὰς χεῖρας ἐπήνεγκε τοῖς ᾿Ιουδαίοις, τί ἔτι ἐπιζητεῖς;
8γράψατε καὶ ὑμεῖς ἐκ τοῦ ὀνόματός μου, ὡς δοκεῖ ὑμῖν, καὶ σφραγίσατε τῷ δακτυλίῳ μου· ὅσα γὰρ γράφετε τοῦ βασιλέως ἐπιτάξαντος καὶ σφραγισθῇ τῷ δακτυλίω μου, οὐκ ἔστιν αὐτοῖς ἀντειπεῖν.
9ἐκλήθησαν δὲ οἱ γραμματεῖς ἐν τῷ πρώτῳ μηνί, ὅς ἐστι Νισάν, τρίτῃ καὶ εἰκάδι τοῦ αὐτοῦ ἔτους, καὶ ἐγράφη τοῖς ᾿Ιουδαίοις ὅσα ἐνετείλατο τοῖς οἰκονόμοις καὶ τοῖς ἄρχουσι τῶν σατραπῶν, ἀπὸ τῆς ᾿Ινδικῆς ἕως τῆς Αἰθιοπίας, ἑκατὸν εἰκοσιεπτὰ σατράπαις κατὰ χώραν καὶ χώραν, κατὰ τὴν ἑαυτῶν λέξιν.
10ἐγράφη δὲ διὰ τοῦ βασιλέως καὶ ἐσφραγίσθη τῷ δακτυλίῳ αὐτοῦ, καὶ ἐξαπέστειλαν τὰ γράμματα διὰ βιβλιοφόρων,
11ὡς ἐπέταξε αὐτοῖς χρῆσθαι τοῖς νόμοις αὐτῶν ἐν πάσῃ πόλει βοηθῆσαί τε αὐτοῖς καὶ χρῆσθαι τοῖς ἀντιδίκοις αὐτῶν καὶ τοῖς ἀντικειμένοις αὐτῶν, ὡς βούλονται,
12ἐν ἡμέρα μιᾷ ἐν πάσῃ τῇ βασιλείᾳ ᾿Αρταξέρξου, τῇ τρισκαιδεκάτῃ τοῦ δωδεκάτου μηνός, ὅς ἐστιν ᾿Αδάρ. 12α ῟Ων ἐστιν ἀντίγραφον τῆς ἐπιστολῆς τὰ ὑπογεγραμμένα· 12β «βασιλεὺς μέγας ᾿Αρταξέρξης τοῖς ἀπὸ τῆς ᾿Ινδικῆς ἕως τῆς Αἰθιοπίας ἑκατὸν εἰκοσιεπτὰ σατραπείαις χωρῶν ἄρχουσι καὶ τοῖς τὰ ἡμέτερα φρονοῦσι, χαίρειν. 12γ πολλοὶ τῇ πλείστῃ τῶν εὐεργετούντων χρηστότητι πυκνότερον τιμώμενοι μεῖζον ἐφρόνησαν καὶ οὐ μόνον τοὺς ὑποτεταγμένους ἡμῖν ζητοῦσι κακοποιεῖν, τόν τε κόρον οὐ δυνάμενοι φέρειν καὶ τοῖς ἑαυτῶν εὐεργέταις ἐπιχειροῦσιν μηχανᾶσθαι· 12δ καὶ τὴν εὐχαριστίαν οὐ μόνον ἐκ τῶν ἀνθρώπων ἀνταναιροῦντες, ἀλλὰ καὶ τοῖς τῶν ἀπειραγάθων κόμποις ἐπαρθέντες, τοῦ τὰ πάντα κατοπτεύοντος ἀεὶ Θεοῦ μισοπόνηρον ὑπολαμβάνουσιν ἐκφεύξεσθαι δίκην. 12ε πολλάκις δὲ καὶ πολλοὺς τῶν ἐπ᾿ ἐξουσίαις τεταγμένων τῶν πιστευθέντων χειρίζειν φίλων τὰ πράγματα παραμυθία μετόχους αἱμάτων ἀθώων καταστήσασα, περιέβαλε συμφοραῖς ἀνηκέστοις, 12ζ τῷ τῆς κακοηθείας ψευδεῖ παραλογισμῷ παραλογισαμένων τὴν τῶν ἐπικρατούντων ἀκέραιον εὐγνωμοσύνην. 12η σκοπεῖν δὲ ἔξεστιν, οὐ τοσοῦτον ἐκ τῶν παλαιοτέρων ὧν παρεδώκαμεν ἱστοριῶν, ὅσα ἐστὶ παρὰ πόδας ὑμᾶς ἐκζητοῦντας ἀνοσίως συντετελεσμένα τῇ τῶν ἀνάξια δυναστευόντων λοιμότητι, 12θ καὶ προσέχειν εἰς τὰ μετὰ ταῦτα εἰς τὸ τὴν βασιλείαν ἀτάραχον τοῖς πᾶσιν ἀνθρώποις μετ᾿ εἰρήνης παρεξόμεθα, 12ι χρώμενοι ταῖς μεταβολαῖς, τὰ δὲ ὑπὸ τὴν ὄψιν ἐρχόμενα διακρίνοντες ἀεὶ μετ᾿ ἐπιεικεστέρας ἀπαντήσεως. 12κ ὡς γὰρ ᾿Αμὰν ᾿Αμαδάθου Μακεδών, ταῖς ἀληθείας ἀλλότριος τοῦ τῶν Περσῶν αἵματος καὶ πολὺ διεστηκὼς τῆς ἡμετέρας χρηστότητος, ἐπιξενωθεὶς ἡμῖν 12λ ἔτυχεν, ἧς ἔχομεν πρὸς πᾶν ἔθνος φιλανθρωπίας ἐπὶ τοσοῦτον, ὥστε ἀναγορεύεσθαι ἡμῶν πατέρα καὶ προσκυνούμενον ὑπὸ πάντων τὸ δεύτερον τοῦ βασιλικοῦ θρόνου πρόσωπον διατελεῖν· 12μ οὐκ ἐνέγκας δὲ τὴν ὑπερηφανίαν ἐπετήδευσε τῆς ἀρχῆς στερῆσαι ἡμᾶς καὶ τοῦ πνεύματος, 12ν τόν τε ἡμέτερον σωτῆρα καὶ διαπαντὸς εὐεργέτην Μαρδοχαῖον καὶ τὴν ἄμεμπτον τῆς βασιλείας κοινωνὸν ᾿Εσθὴρ σὺν παντὶ τῷ τούτων ἔθνει πολυπλόκοις μεθόδων παραλογισμοῖς αἰτησάμενος εἰς ἀπώλειαν· 12ξ διὰ γὰρ τῶν τρόπων τούτων ᾠήθη λαβὼν ἡμᾶς ἐρήμους, τὴν τῶν Περσῶν ἐπικράτησιν εἰς τοὺς Μακεδόνας μετάξαι. 12ο ἡμεῖς δὲ τοὺς ὑπὸ τοῦ τρισαλιτηρίου παραδεδομένους εἰς ἀφανισμὸν ᾿Ιουδαίους, εὑρίσκομεν οὐ κακούργους ὄντας, δικαιοτάτοις δὲ πολιτευομένους νόμοις, 12π ὄντας δὲ υἱοὺς τοῦ ῾Υψίστου μεγίστου ζῶντος Θεοῦ τοῦ κατευθύνοντος ἡμῖν τε καὶ τοῖς προγόνοις ἡμῶν τὴν βασιλείαν ἐν τῇ καλλίστῃ διαθέσει. 12ρ καλῶς οὗν ποιήσετε μὴ προσχρησάμενοι τοῖς ὑπὸ ᾿Αμὰν ᾿Αμαδάθου ἀποσταλεῖσι γράμμασι διὰ τὸν αὐτὸν τὸν ταῦτα ἐξεργασάμενον πρὸς ταῖς Σούσων πύλαις ἐσταυρῶσθαι σὺν τῇ πανοικίᾳ, τὴν καταξίαν τοῦ τὰ πάντα ἐπικρατοῦντος Θεοῦ διὰ τάχους ἀποδόντος αὐτῷ κρίσιν. 12σ τὸ δὲ ἀντίγραφον τῆς ἐπιστολῆς ταύτης ἐκθέντες ἐν παντὶ τόπῳ μετὰ παρρησίας, ἐᾶν τοὺς ᾿Ιουδαίους χρῆσθαι τοῖς ἑαυτῶν νομίμοις καὶ συνεπισχύειν αὐτοῖς, ὅπως τοὺς ἐν καιρῷ θλίψεως ἐπιθεμένους αὐτοῖς ἀμύνωνται τῇ τρισκαιδεκάτῃ τοῦ δωδεκάτου μηνὸς ᾿Αδὰρ τῇ αὐτῇ ἡμέρᾳ· 12τ ταύτην γὰρ ὁ τὰ πάντα δυναστεύων Θεὸς ἀντ᾿ ὀλεθρίας τοῦ ἐκλεκτοῦ γένους ἐποίησεν αὐτοῖς εὐφροσύνην. 12υ καὶ ὑμεῖς οὖν ἐν ταῖς ἐπωνύμοις ὑμῶν ἑορταῖς ἐπίσημον ἡμέραν μετὰ πάσης εὐωχίας ἄγεται, ὅπως καὶ νῦν καὶ μετὰ ταῦτα σωτηρία ᾖ ἡμῖν καὶ τοῖς εὐνοοῦσι Πέρσαις, τοῖς δὲ ἡμῖν ἐπιβουλεύουσι μνημόσυνον τῆς ἀπωλείας. 12φ πᾶσα δὲ πόλις ἢ χώρα τὸ σύνολον, ἥτις κατὰ ταῦτα μὴ ποιήσῃ, δόρατι καὶ πυρὶ καταναλωθήσεται μετ᾿ ὀργῆς· οὐ μόνον ἀνθρώποις ἄβατος, ἀλλὰ καὶ θηρίοις καὶ πετεινοῖς εἰς τὸν ἅπαντα χρόνον ἔχθιστος κατασταθήσεται.
13τὰ δὲ ἀντίγραφα ἐκτιθέσθωσαν ὀφθαλμοφανῶς ἐν πάσῃ τῇ βασιλείᾳ, ἑτοίμους τε εἶναι πάντας τοὺς ᾿Ιουδαίους εἰς ταύτην τὴν ἡμέραν, πολεμῆσαι αὐτῶν τοὺς ὑπεναντίους».
14Οἱ μὲν οὗν ἱππεῖς ἐξῆλθον σπεύδοντες τὰ ὑπὸ τοῦ βασιλέως λεγόμενα ἐπιτελεῖν· ἐξετέθη δὲ τὸ πρόσταγμα καὶ ἐν Σούσοις.
15ὁ δὲ Μαρδοχαῖος ἐξῆλθεν ἐστολισμένος τὴν βασιλικὴν στολὴν καὶ στέφανον ἔχων χρυσοῦν καὶ διάδημα βύσσινον πορφυροῦν· ἰδόντες δὲ οἱ ἐν Σούσοις ἐχάρησαν.
16τοῖς δὲ ᾿Ιουδαίοις ἐγένετο φῶς καὶ εὐφροσύνη·
17κατὰ πόλιν καὶ χώραν, οὗ ἂν ἐξετέθη τὸ πρόσταγμα, οὗ ἂν ἐξετέθη τὸ ἔκθεμα, χαρὰ καὶ εὐφροσύνη τοῖς ᾿Ιουδαίοις, κώθων καὶ εὐφροσύνη. καὶ πολλοὶ τῶν ἐθνῶν περιετέμνοντο καὶ ἰουδάϊζον διὰ τὸν φόβον τῶν ᾿Ιουδαίων.
1And in that day king Artaxerxes gave to Esther all that belonged to Aman the slanderer: and Mardochaeus was called by the king; for Esther had shewn that he was related to her.
2And the king took the ring which he had taken away from Aman, and gave it to Mardochaeus: and Esther appointed Mardochaeus over all that had been Aman’s.
3And she spoke yet again to the king, and fell at his feet, and besought [him] to do away the mischief of Aman, and all that he had done against the Jews.
4Then the king stretched out to Esther the golden sceptre: and Esther arose to stand near the king.
5And Esther said, If it seem good to thee, and I have found favour [in thy sight], let an order be sent that the letters sent by Aman may be reversed, that were written for the destruction of the Jews, who are in thy kingdom.
6For how shall I be able to look upon the affliction of my people, and how shall I be able to survive the destruction of my kindred?
7And the king said to Esther, If I have given and freely granted thee all that was Aman’s, and hanged him on a gallows, because he laid his hands upon the Jews, what dost thou yet further seek?
8Write ye also in my name, as it seems good to you, and seal [it] with my ring: for whatever [orders] are written at the command of the king, and sealed with my ring, it is not lawful to gainsay them.
9So the scribes were called in the first-month, which is Nisan, on the three and twentieth day of the same year; and [orders] were written to the Jews, whatever [the king had] commanded to the local governors and chiefs of the satraps, from India even to Ethiopia, a hundred and twenty-seven satraps, according to the several provinces, according to their dialects.
10And they were written by order of the king, and sealed with his ring, and they sent the letters by the posts:
11wherein he charged them to use their [own] laws in every city, and to help each other, and to treat their adversaries, and those who attacked them, as they pleased,
12on one day in all the kingdom of Artaxerxes, on the thirteenth [day] of the twelfth month, which is Adar. 12α And the following is the copy of the letter of the orders. 12β The great king Artaxerxes sends greeting to the rulers of provinces [in] a hundred and twenty-seven satrapies, from India to Ethiopia, even to those who are faithful to our interests. 12γ Many who have been frequently honoured by the most abundant kindness of their benefactors have conceived ambitious designs, and not only endeavour to hurt our subjects, but moreover, not being able to bear prosperity, they also endeavour to plot against their own benefactors. 12δ And they not only would utterly abolish gratitude from among men, but also, elated by the boastings of men who are strangers to all that is good, they suppose that they shall escape the sin-hating vengeance of the ever-seeing God. 12ε And oftentimes [evil] exhortation has made partakers of the guilt of shedding innocent blood, and has involved in irremediable calamities, many of those who were appointed to offices of authority, who had been entrusted with the management of their friends’ affairs; 12ζ while [men], by the false sophistry of an evil disposition, have deceived the simple candour of the ruling powers. 12η And it is possible to see [this], not so much from more ancient traditionary accounts, as it is immediately in your power [to see it] by examining what things have been wickedly perpetrated by the baseness of men unworthily holding power. 12θ And [it is right] to take heed with regard to the future, that we may maintain the government in undisturbed peace for all men, 12ι adopting [needful] changes, and ever judging those cases which come under [our] notice, with truly equitable decision. 12κ For whereas Aman, a Macedonian, the son of Amadathes, in reality an alien from the blood of the Persians, and differing widely from our mild course of government, having been hospitably entertained by us, 12λ obtained so large a share of our universal kindness, as to be called our father, and to continue the person next to the royal throne, reverenced of all; 12μ [he, however], overcome by the pride [of his station], endeavoured to deprive us of our dominion, and our life; 12ν having by various and subtle artifices demanded for destruction both Mardochaeus our deliverer and perpetual benefactor, and Esther the blameless consort of [our] kingdom, with their whole nation. 12ξ For by these methods he thought, having surprised us in a defenceless state, to transfer the dominion of the Persians to the Macedonians. 12ο But we find that the Jews, who have been consigned to destruction by the most abominable of men, are not malefactors, but living according to the justest laws, 12π and being the sons of the living God, the most high and mighty, who maintains the kingdom, to us as well as to our forefathers, in the most excellent order. 12ρ Ye will therefore do well in refusing to obey the letters sent by Aman the son of Amadathes, because he that has done these things, has been hanged with his whole family at the gates of Susa, Almighty God having swiftly returned to him a worthy recompence. 12σ [We enjoin you] then, having openly published a copy of this letter in every place, to give the Jews permission to use their own lawful customs, and to strengthen them, that on the thirteenth of the twelfth month Adar, on self-same day, they may defend themselves against those who attacked them in a time of affliction. 12τ For in the place of the destruction of the chosen race, Almighty God has granted them this [time of] gladness. 12υ Do ye therefore also among your [notable] feasts, keep a distinct day with all festivity, that both now and hereafter it may be a day of deliverance to us and those who are well disposed toward the Persians, but to those that plotted against us a memorial of destruction. 12φ And every city and province collectively, which shall not do accordingly, shall be consumed with vengeance by spear and fire: it shall be made not only inaccessible to men, but also most hateful to wild beasts and birds forever.
13And let the copies be posted in conspicuous places throughout the kingdom, and let all the Jews be ready against this day, to fight against their enemies.
14So the horsemen went forth with haste to perform the king’s commands; and the ordinance was also published in Susa.
15And Mardochaeus went forth robed in the royal apparel, and wearing a golden crown, and a diadem of fine purple linen: and the people in Susa saw [it] and rejoiced.
16And the Jews had light and gladness,
17in every city and province wherever the ordinance was published: wherever the proclamation took place, the Jews had joy and gladness, feasting and mirth: and many of the Gentiles were circumcised, and became Jews, for fear of the Jews.
Açıklamalar
- Ayet 1
Grekçe metindeki diabolos kelimesi, Haman'ın sadece siyasi bir düşman değil, aynı zamanda kozmik ve ahlaki bir şer odağı olarak konumlandırıldığını gösteren teolojik bir vurgudur.
- Ayet 0
12κ Ayet için açıklamalar: Haman'ın Makedon olarak tanımlanması, Septuaginta'nın yazıldığı Helenistik dönemdeki Pers-Makedon çatışmalarının ve Yahudi-Makedon gerilimlerinin metne yansıyan anakronistik bir kültürel referansıdır.
- Ayet 0
17. Ayetteki açıklamalar: Grekçe metindeki ioudaizon terimi, sadece dini bir geçişi değil, Helenistik dünyada Yahudi yaşam tarzını benimseme ve kültürel olarak Yahudileşme olgusunu ifade eder.