Septuaginta
Çölde Sayım 32
1Ruben oğulları ile Gad oğullarının çok fazla, sürülerce hayvanı vardı. Yazer ve Gilead topraklarını gördüler; burası tam hayvanlara uygun bir yerdi.
2Ruben oğulları ile Gad oğulları gelip Musa'ya, Kâhin Eleazar'a ve topluluğun önderlerine şöyle dediler:
3"Atarot, Divon, Yazer, Nimra, Heşbon, Elale, Sevama, Nebo ve Beyan,
4RAB'bin İsrail topluluğunun önünde teslim ettiği bu topraklar hayvancılığa elverişlidir; kullarının da çok sayıda hayvanı vardır."
5Sonra eklediler: "Eğer gözünde lütuf bulduysak, bu topraklar mülk olarak kullarına verilsin; bizi Şeria Irmağı'nın öbür yakasına geçirme."
6Musa, Gad oğulları ile Ruben oğullarına, "Kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı oturacaksınız?" dedi.
7"RAB'bin kendilerine verdiği topraklara geçmesinler diye neden İsrail oğullarının zihinlerini saptırıyorsunuz?
8Kadeş-Barnea'dan ülkeyi gözetlemeleri için gönderdiğimde babalarınız da aynısını yapmadı mı?
9Salkım Vadisi'ne kadar gidip ülkeyi gördüler, sonra da RAB'bin kendilerine verdiği topraklara girmesinler diye İsrail oğullarının yüreğini kendinden soğuttular.
10O gün RAB'bin öfkesi alevlendi ve ant içerek şöyle dedi:
11'Mısır'dan çıkan yirmi ve daha yukarı yaştaki, iyiyi ve kötüyü bilen bu adamlar, İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a ant içerek söz verdiğim toprakları asla göremeyecekler. Çünkü beni bütünüyle izlemediler.
12Ancak ayrılmış olan Yefunne oğlu Kaleb ile Nun oğlu Yeşu hariç; çünkü onlar RAB'bi bütünüyle izlediler.'
13RAB'bin İsrail'e karşı öfkesi alevlendi ve RAB'bin gözünde kötülük yapan o kuşağın tamamı yok olana dek onları kırk yıl boyunca çölde sendeletip dolaştırdı.
14İşte, RAB'bin İsrail'e karşı kızgın öfkesini daha da artırmak için günahkar adamların döküntüsü olarak babalarınızın yerine geçtiniz.
15Eğer O'ndan yüz çevirirseniz, O da halkı çölde bırakmaya devam edecek ve siz de bütün bu topluluğa karşı günah işlemiş olacaksınız."
16Bunun üzerine Musa'ya yaklaşıp şöyle dediler: "Burada hayvanlarımız için ağıllar, ev halkımız için kentler inşa edeceğiz.
17Kendimiz ise silahlanıp İsrail oğullarını kendi yurtlarına götürene dek onların önünde öncü koruma gücü olarak yürüyeceğiz. Bu arada ev halkımız, ülkenin yerlileri yüzünden surlu kentlerde yaşayacaklar.
18İsrail oğullarının her biri kendi mirasını alana dek evlerimize asla dönmeyeceğiz.
19Şeria Irmağı'nın öbür yakasında ve daha ötesinde onlarla birlikte miras almayacağız; çünkü bizim mirasımız Şeria Irmağı'nın doğu yakasında bize düşmüştür."
20Musa onlara şöyle karşılık verdi: "Eğer bu sözü tutar, RAB'bin önünde savaş için silahlanırsanız,
21ve içinizden her bir silahlı kişi, RAB düşmanlarını kendi önünden kovup yok edene dek Şeria Irmağı'nı O'nun önünde geçerse,
22ülke RAB'bin önünde boyun eğdirildikten sonra dönebilirsiniz. O zaman RAB'be ve İsrail'e karşı suçsuz olursunuz; bu topraklar da RAB'bin önünde sizin mülkünüz olur.
23Ama böyle yapmazsanız, RAB'be karşı günah işlemiş olursunuz ve bilin ki kötülükler sizi bulduğunda günahınızı anlayacaksınız.
24Ev halkınız için kentler, sürüleriniz için ağıllar inşa edin ve ağzınızdan çıkan sözü yerine getirin."
25Ruben oğulları ile Gad oğulları Musa'ya şöyle dediler: "Kulların, efendimizin buyurduğu gibi yapacaktır.
26Ev halkımız, eşlerimiz, bütün sürülerimiz ve hayvanlarımız Gilead kentlerinde kalacak.
27Ancak kulların olan bizler, efendimizin dediği gibi, RAB'bin önünde savaşmak üzere silahlanmış ve savaş düzeninde konuşlanmış olarak karşıya geçeceğiz."
28Bunun üzerine Musa onlar hakkında Kâhin Eleazar'a, Nun oğlu Yeşu'ya ve İsrail oymaklarının aile başlarına buyruk verdi.
29Musa onlara şöyle dedi: "Eğer Gad oğulları ile Ruben oğulları, RAB'bin önünde savaşmak üzere silahlanmış her bir kişiyle birlikte sizinle Şeria Irmağı'nı geçerse ve ülke önünüzde boyun eğerse, Gilead topraklarını onlara mülk olarak verin.
30Ama silahlanmış olarak sizinle birlikte karşıya geçmezlerse, o zaman onların ev halkını, kadınlarını ve hayvanlarını sizden önce Kenan ülkesine geçireceksiniz ve Kenan ülkesinde sizinle birlikte miras sahibi olacaklar."
31Ruben oğulları ile Gad oğulları şu karşılığı verdiler: "RAB kullarına ne buyurduysa öyle yapacağız.
32RAB'bin önünde silahlanmış olarak Kenan ülkesine geçeceğiz; Şeria Irmağı'nın öbür yakasındaki topraklar ise bizim mirasımız olarak kalacak."
33Böylece Musa; Gad oğullarına, Ruben oğullarına ve Yusuf oğlu Manasse oymağının yarısına, Amorluların kralı Sihon'un krallığı ile Başan kralı Og'un krallığını, ülkeyi ve sınırları içindeki kentleri, çevre topraklardaki kentlerle birlikte verdi.
34Gad oğulları Divon'u, Atarot'u, Aroer'i inşa ettiler,
35Şofar'ı, Yazer'i inşa edip yükselttiler;
36ayrıca surlu kentler olarak Nimram'ı, Beytharan'ı ve koyun ağıllarını kurdular.
37Ruben oğulları Heşbon'u, Elale'yi, Kiryatam'ı inşa ettiler,
38surlarla çevrili Belmeon'u, Sebama'yı inşa ettiler; inşa ettikleri kentlere kendi verdikleri adları koydular.
39Manasse oğlu Makir'in oğlu Gilead'a gidip orayı ele geçirdi ve orada yaşayan Amorluları yok etti.
40Musa da Gilead'ı Manasse oğlu Makir'e verdi ve o oraya yerleşti.
41Manasse oğlu Yair gidip oradaki köyleri ele geçirdi ve onlara "Yair'in Köyleri" adını verdi.
42Nobah da gidip Kenat'ı ve ona bağlı köyleri ele geçirdi ve oraya kendi adından esinlenerek Nobah adını verdi.
1ΚΑΙ κτήνη πλῆθος ἦν τοῖς υἱοῖς Ῥουβὴν καὶ τοῖς υἱοῖς Γάδ, πλῆθος σφόδρα· καὶ εἶδον τὴν χώραν ᾿Ιαζὴρ καὶ τὴν χώραν Γαλαάδ, καὶ ἦν ὁ τόπος τόπος κτήνεσι.
2καὶ προσελθόντες οἱ υἱοὶ Ῥουβὴν καὶ οἱ υἱοὶ Γὰδ εἶπαν πρὸς Μωυσῆν καὶ πρὸς ᾿Ελεάζαρ τὸν ἱερέα καὶ πρὸς τοὺς ἄρχοντας τῆς συναγωγῆς λέγοντες·
3᾿Αταρὼθ καὶ Δαιβὼν καὶ ᾿Ιαζὴρ καὶ Ναμρὰ καὶ ᾿Εσεβών, καὶ ᾿Ελεαλὴ καὶ Σεβαμὰ καὶ Ναβαὺ καὶ Βαιάν,
4τὴν γῆν ἣν παραδέδωκε Κύριος ἐνώπιον τῶν υἱῶν ᾿Ισραήλ, γῆ κτηνοτρόφος ἐστί, καὶ τοῖς παισί σου κτήνη ὑπάρχει.
5καὶ ἔλεγον· εἰ εὕρομεν χάριν ἐνώπιόν σου, δοθήτω ἡ γῆ αὕτη τοῖς οἰκέταις σου ἐν κατασχέσει, καὶ μὴ διαβιβάσῃς ἡμᾶς τὸν ᾿Ιορδάνην.
6καὶ εἶπε Μωυσῆς τοῖς υἱοῖς Γὰδ καὶ τοῖς υἱοῖς Ῥουβήν· οἱ ἀδελφοὶ ὑμῶν πορεύονται εἰς τὸν πόλεμον, καὶ ὑμεῖς καθήσεσθε αὐτοῦ;
7καὶ ἱνατί διαστρέφετε τὰς διανοίας τῶν υἱῶν ᾿Ισραὴλ μὴ διαβῆναι εἰς τὴν γῆν, ἣν Κύριος δίδωσιν αὐτοῖς;
8οὐχ οὕτως ἐποίησαν οἱ πατέρες ὑμῶν, ὅτε ἀπέστειλα αὐτοὺς ἐκ Κάδης Βαρνὴ κατανοῆσαι τὴν γῆν;
9καὶ ἀνέβησαν Φάραγγα βότρυος καὶ κατενόησαν τὴν γῆν καὶ ἀπέστησαν τὴν καρδίαν τῶν υἱῶν ᾿Ισραήλ, ὅπως μὴ εἰσέλθωσιν εἰς τὴν γῆν, ἣν ἔδωκε Κύριος αὐτοῖς.
10καὶ ὠργίσθη θυμῷ Κύριος ἐν τῇ ἡμέρᾳ ἐκείνῃ καὶ ὤμοσε λέγων·
11εἰ ὄψονται οἱ ἄνθρωποι οὗτοι οἱ ἀναβάντες ἐξ Αἰγύπτου ἀπὸ εἰκοσαετοῦς καὶ ἐπάνω, οἱ ἐπιστάμενοι τὸ ἀγαθὸν καὶ τὸ κακόν, τὴν γῆν ἣν ὤμοσα τῷ ᾿Αβραὰμ καὶ ᾿Ισαὰκ καὶ ᾿Ιακώβ, οὐ γὰρ συνεπηκολούθησαν ὀπίσω μου,
12πλὴν Χάλεβ υἱὸς ᾿Ιεφοννὴ ὁ διακεχωρισμένος καὶ ᾿Ιησοῦς ὁ τοῦ Ναυή, ὅτι συνεπηκολούθησαν ὀπίσω Κυρίου.
13καὶ ὠργίσθη θυμῷ Κύριος ἐπὶ τὸν ᾿Ισραὴλ καὶ κατερρόμβευσεν αὐτοὺς ἐν τῇ ἐρήμῳ τεσσαράκοντα ἔτη, ἕως ἐξανηλώθη πᾶσα ἡ γενεὰ οἱ ποιοῦντες τὰ πονηρὰ ἔναντι Κυρίου.
14ἰδοὺ ἀνέστητε ἀντὶ τῶν πατέρων ὑμῶν, σύντριμμα ἀνθρώπων ἁμαρτωλῶν, προσθεῖναι ἔτι ἐπὶ τὸν θυμὸν τῆς ὀργῆς Κυρίου ἐπὶ ᾿Ισραήλ,
15ὅτι ἀποστραφήσεσθε ἀπ’ αὐτοῦ προσθεῖναι ἔτι καταλιπεῖν αὐτὸν ἐν τῇ ἐρήμῳ καὶ ἀνομήσετε εἰς ὅλην τὴν συναγωγὴν ταύτην.
16καὶ προσῆλθον αὐτῷ καὶ ἔλεγον· ἐπαύλεις προβάτων οἰκοδομήσομεν ὧδε τοῖς κτήνεσιν ἡμῶν καὶ πόλεις ταῖς ἀποσκευαῖς ἡμῶν,
17καὶ ἡμεῖς ἐνοπλισάμενοι προφυλακὴν πρότεροι τῶν υἱῶν ᾿Ισραήλ, ἕως ἂν ἀγάγωμεν αὐτοὺς εἰς τὸν ἑαυτῶν τόπον· καὶ κατοικήσει ἡ ἀποσκευὴ ἡμῶν ἐν πόλεσι τετειχισμέναις διὰ τοὺς κατοικοῦντας τὴν γῆν.
18οὐ μὴ ἀποστραφῶμεν εἰς τὰς οἰκίας ἡμῶν, ἕως ἂν καταμερισθῶσιν οἱ υἱοὶ ᾿Ισραήλ, ἕκαστος εἰς τὴν κληρονομίαν αὐτοῦ·
19καὶ οὐκέτι κληρονομήσομεν ἐν αὐτοῖς ἀπὸ τοῦ πέραν τοῦ ᾿Ιορδάνου καὶ ἐπέκεινα, ὅτι ἀπέχομεν τοὺς κλήρους ἡμῶν ἐν τῷ πέραν τοῦ ᾿Ιορδάνου ἐν ἀνατολαῖς.
20καὶ εἶπε πρὸς αὐτοὺς Μωυσῆς· ἐὰν ποιήσητε κατὰ τὸ ῥῆμα τοῦτο, ἐὰν ἐξοπλίσησθε ἔναντι Κυρίου εἰς πόλεμον
21καὶ παρελεύσεται ὑμῶν πᾶς ὁπλίτης τὸν ᾿Ιορδάνην ἔναντι Κυρίου, ἕως ἂν ἐκτριβῇ ὁ ἐχθρὸς αὐτοῦ ἀπὸ προσώπου αὐτοῦ
22καὶ κατακυριευθῇ ἡ γῆ ἔναντι Κυρίου, καὶ μετὰ ταῦτα ἀποστραφήσεσθε, καὶ ἔσεσθε ἀθῷοι ἔναντι Κυρίου καὶ ἀπὸ ᾿Ισραήλ, καὶ ἔσται ἡ γῆ αὕτη ὑμῖν ἐν κατασχέσει ἔναντι Κυρίου.
23ἐὰν δὲ μὴ ποιήσητε οὕτως, ἁμαρτήσεσθε ἔναντι Κυρίου καὶ γνώσεσθε τὴν ἁμαρτίαν ὑμῶν, ὅταν ὑμᾶς καταλάβῃ τὰ κακά.
24καὶ οἰκοδομήσετε ὑμῖν αὐτοῖς πόλεις τῇ ἀποσκευῇ ὑμῶν καὶ ἐπαύλεις τοῖς κτήνεσιν ὑμῶν καὶ τὸ ἐκπορευόμενον ἐκ τοῦ στόματος ὑμῶν ποιήσετε.
25καὶ εἶπαν οἱ υἱοὶ Ῥουβὴν καὶ υἱοὶ Γὰδ πρὸς Μωυσῆν λέγοντες· οἱ παῖδές σου ποιήσουσι καθὰ ὁ Κύριος ἡμῶν ἐντέλλεται·
26ἡ ἀποσκευὴ ἡμῶν καὶ αἱ γυναῖκες ἡμῶν καὶ πάντα τὰ κτήνη ἡμῶν ἔσονται ἐν ταῖς πόλεσι Γαλαάδ,
27οἱ δὲ παῖδές σου παρελεύσονται πάντες ἐνωπλισμένοι καὶ ἐκτεταγμένοι ἔναντι Κυρίου εἰς τὸν πόλεμον, ὃν τρόπον ὁ Κύριος λέγει.
28καὶ συνέστησεν αὐτοῖς Μωυσῆς ᾿Ελεάζαρ τὸν ἱερέα καὶ ᾿Ιησοῦν υἱὸν Ναυὴ καὶ τοὺς ἄρχοντας πατριῶν τῶν φυλῶν ᾿Ισραήλ,
29καὶ εἶπε πρὸς αὐτοὺς Μωυσῆς· ἐὰν διαβῶσιν οἱ υἱοὶ Ῥουβὴν καὶ οἱ υἱοὶ Γὰδ μεθ’ ὑμῶν τὸν ᾿Ιορδάνην, πᾶς ἐνωπλισμένος εἰς πόλεμον ἔναντι Κυρίου, καὶ κατακυριεύσητε τῆς γῆς ἀπέναντι ὑμῶν, καὶ δώσετε αὐτοῖς τὴν γῆν Γαλαὰδ ἐν κατασχέσει·
30ἐὰν δὲ μὴ διαβῶσιν ἐνωπλισμένοι μεθ’ ὑμῶν εἰς τὸν πόλεμον ἔναντι Κυρίου, καὶ διαβιβάσετε τὴν ἀποσκευὴν αὐτῶν καὶ τὰς γυναῖκας αὐτῶν καὶ τὰ κτήνη αὐτῶν πρότερα ὑμῶν εἰς γῆν Χαναάν, καὶ συγκατακληρονομηθήσονται ἐν ὑμῖν ἐν τῇ γῇ Χαναάν.
31καὶ ἀπεκρίθησαν οἱ υἱοὶ Ῥουβὴν καὶ οἱ υἱοὶ Γὰδ λέγοντες· ὅσα ὁ Κύριος λέγει τοῖς θεράπουσιν, οὕτω ποιήσωμεν ἡμεῖς·
32διαβησόμεθα ἐνωπλισμένοι ἔναντι Κυρίου εἰς γῆν Χαναάν, καὶ δώσετε τὴν κατάσχεσιν ἡμῖν ἐν τῷ πέραν τοῦ ᾿Ιορδάνου.
33καὶ ἔδωκεν αὐτοῖς Μωυσῆς τοῖς υἱοῖς Γὰδ καὶ τοῖς υἱοῖς Ῥουβὴν καὶ τῷ ἡμίσει φυλῆς Μανασσῆ υἱῶν ᾿Ιωσήφ, τὴν βασιλείαν Σηὼν βασιλέως ᾿Αμορραίων καὶ τὴν βασιλείαν ῍Ωγ βασιλέως τῆς Βασάν, τὴν γῆν καὶ τὰς πόλεις σὺν τοῖς ὁρίοις αὐτῆς, πόλεις τῆς γῆς κύκλῳ.
34Καὶ ᾠκοδόμησαν οἱ υἱοὶ Γὰδ τὴν Δαιβὼν καὶ τὴν ᾿Αταρὼθ καὶ τὴν ᾿Αροὴρ
35καὶ τὴν Σοφὰρ καὶ τὴν ᾿Ιαζὴρ καὶ ὕψωσαν αὐτάς,
36καὶ τὴν Ναμρὰμ καὶ τὴν Βαιθαράν, πόλεις ὀχυρὰς καὶ ἐπαύλεις προβάτων.
37καὶ οἱ υἱοὶ Ῥουβὴν ᾠκοδόμησαν τὴν ᾿Εσεβὼν καὶ ᾿Ελεάλην καὶ Καριαθὰμ
38καὶ τὴν Βεελμεών, περικεκυκλωμένας, καὶ τὴν Σεβαμὰ καὶ ἐπωνόμασαν κατὰ τὰ ὀνόματα αὐτῶν τὰ ὀνόματα τῶν πόλεων, ἃς ᾠκοδόμησαν.
39καὶ ἐπορεύθη υἱὸς Μαχὶρ υἱοῦ Μανασσῆ εἰς Γαλαὰδ καὶ ἔλαβεν αὐτὴν καὶ ἀπώλεσε τὸν ᾿Αμορραῖον τὸν κατοικοῦντα ἐν αὐτῇ.
40καὶ ἔδωκε Μωυσῆς τὴν Γαλαὰδ τῷ Μαχὶρ υἱῷ Μανασσῆ, καὶ κατῴκησεν ἐκεῖ.
41καὶ ᾿Ιαΐρ ὁ τοῦ Μανασσῆ ἐπορεύθη καὶ ἔλαβε τὰς ἐπαύλεις αὐτῶν καὶ ἐπωνόμασεν αὐτὰς ᾿Επαύλεις ᾿Ιαΐρ.
42καὶ Ναβαὺ ἐπορεύθη καὶ ἔλαβε τὴν Καὰθ καὶ τὰς κώμας αὐτῆς καὶ ἐπωνόμασεν αὐτὰς Ναβὼθ ἐκ τοῦ ὀνόματος αὐτοῦ.
1And the children of Ruben and the children of Gad had a multitude of cattle, very great; and they saw the land of Jazer, and the land of Galaad; and the place was a place for cattle:
2and the children of Ruben and the children of Gad came, and spoke to Moses, and to Eleazar the priest, and to the princes of the congregation, saying,
3Ataroth, and Daebon, and Jazer, and Namra, and Esebon, and Eleale, and Sebama, and Nabau, and Baean,
4the land which the Lord has delivered up before the children of Israel, is pasture land, and thy servants have cattle.
5And they said, If we have found grace in thy sight, let this land be given to thy servants for a possession, and do not cause us to pass over Jordan.
6And Moses said to the sons of Gad and the sons of Ruben, Shall your brethren go to war, and shall ye sit here?
7And why do ye pervert the minds of the children of Israel, that they should not cross over into the land, which the Lord gives them?
8Did not your fathers thus, when I sent them from Cades Barne to spy out the land?
9And they went up to the valley of the cluster, and spied the land, and turned aside the heart of the children of Israel, that they should not go into the land, which the Lord gave them.
10And the Lord was very angry in that day, and sware, saying,
11Surely these men who came up out of Egypt from twenty years old and upward, who know good and evil, shall not see the land which I sware [to give] to Abraam and Isaac and Jacob, for they have not closely followed after me:
12save Caleb the son of Jephonne, who was set apart, and Joshua the son of Naue, for they closely followed after the Lord.
13And the Lord was very angry with Israel; and for forty years he caused them to wander in the wilderness, until all the generation which did evil in the sight of the Lord was extinct.
14Behold, ye are risen up in the room of your fathers, a combination of sinful men, to increase yet farther the fierce wrath of the Lord against Israel.
15For ye will turn away from him to desert him yet once more in the wilderness, and ye will sin against this whole congregation.
16And they came to him, and said, We will build here folds for our cattle, and cities for our possessions;
17and we will arm ourselves and go as an advanced guard before the children of Israel, until we shall have brought them into their place; and our possessions shall remain in walled cities because of the inhabitants of the land.
18We will not return to our houses till the children of Israel shall have been distributed, each to his own inheritance.
19And we will not any longer inherit with them from the other side of Jordan and onwards, because we have our full inheritance on the side beyond Jordan eastward.
20And Moses said to them, If ye will do according to these words, if ye will arm yourselves before the Lord for battle,
21and every one of you will pass over Jordan fully armed before the Lord, until his enemy be destroyed from before his face,
22and the land shall be subdued before the Lord, then afterwards ye shall return, and be guiltless before the Lord, and as regards Israel; and this land shall be to you for a possession before the Lord.
23But if ye will not do so, ye will sin against the Lord; and ye shall know your sin, when afflictions shall come upon you.
24And ye shall build for yourselves cities for your store, and folds for your cattle; and ye shall do that which proceeds out of your mouth.
25And the sons of Ruben and the sons of Gad spoke to Moses, saying, Thy servants will do as our lord commands.
26Our store, and our wives, and all our cattle shall be in the cities of Galaad.
27But thy servants will go over all armed and set in order before the Lord to battle, as [our] lord says.
28And Moses appointed to them [for judges] Eleazar the priest, and Joshua the son of Naue, and the chiefs of the families of the tribes of Israel.
29And Moses said to them, If the sons of Ruben and the sons of Gad will pass over Jordan with you, every one armed for war before the Lord, and ye shall subdue the land before you, then ye shall give to them the land of Galaad for a possession.
30But if they will not pass over armed with you to war before the Lord, then shall ye cause to pass over their possessions and their wives and their cattle before you into the land of Chanaan, and they shall inherit with you in the land of Chanaan.
31And the sons of Ruben and the sons of Gad answered, saying, Whatsoever the Lord says to his servants, that will we do.
32We will go over armed before the Lord into the land of Chanaan, and ye shall give us our inheritance beyond Jordan.
33And Moses gave to them, even to the sons of Gad and the sons of Ruben, and to the half tribe of Manasse of the sons of Joseph, the kingdom of Seon king of the Amorites, and the kingdom of Og king of Basan, the land and its cities with its coasts, the cities of the land round about.
34And the sons of Gad built Daebon, and Ataroth, and Aroer,
35and Sophar, and Jazer, and they set them up,
36and Namram, and Baetharan, strong cities, and folds for sheep.
37And the sons of Ruben built Esebon, and Eleale, and Kariatham,
38and Beelmeon, surrounded [with walls], and Sebama; and they called the names of the cities which they built, after their own names.
39And a son of Machir the son of Manasse went to Galaad, and took it, and destroyed the Amorite who dwelt in it.
40And Moses gave Galaad to Machir the son of Manasse, and he dwelt there.
41And Jair the [son] of Manasse went and took their villages, and called them the villages of Jair.
42And Nabau went and took Caath and her villages, and called them Naboth after his name.
Açıklamalar
- Ayet 11
Septuaginta metnindeki "iyiyi ve kötüyü bilenler" ifadesi, Masoretik İbranice metinde yer almayan ve Grek çevirmenlerin teolojik olarak ergenlik/sorumluluk yaşını vurgulamak için ekledikleri Helenistik bir yorumdur.
- Ayet 12
Masoretik metindeki "Kenazlı" (Kenizzi) aidiyeti, Septuaginta'da Kaleb'in soyundan ziyade onun adanmışlığını vurgulamak amacıyla "ayrılmış/seçilmiş" (diakehorismenos) kelimesiyle tercüme edilmiştir.
- Ayet 13
Grekçe metindeki "katerrombeusen" fiili, İbranice metindeki basit "dolaştırmak" eylemini, Helenistik dönem edebiyatındaki kader çarkı ve sendeleyerek dönme metaforlarıyla zenginleştirmiştir.
- Ayet 14
Grekçe "syntrimma" (kırpıntı/döküntü) kelimesi, İbranice metindeki "tarbut" (artış/nesil) kelimesinin Septuaginta çevirmenleri tarafından ahlaki bir yozlaşma ve değersizlik ifadesi olarak yorumlandığını gösterir.
- Ayet 30
Septuaginta, Masoretik metinde ima edilen cezalandırma koşulunu, ailelerin ve malların zorunlu olarak önden geçirilmesi şartıyla detaylandırarak Grek hukukundaki mülkiyet ve rehin kavramlarına uygun hale getirmiştir.