Septuaginta
2. Krallar (2. Samuel) 19
1Yoav'a şöyle bildirilerek denildi: "İşte, kral ağlıyor ve Abşalom için yas tutuyor."
2O gün kazanılan kurtuluş tüm halk için yasa dönüştü; çünkü halk o gün, "Kral oğlu için çok kederleniyor" dendiğini duymuştu.
3Savaştan kaçarken utanç içinde gizlice sıvışan insanlar gibi, halk da o gün şehre gizlice süzüldü.
4Kral ise yüzünü örttü ve yüksek sesle feryat ederek, "Oğlum benim Abşalom! Abşalom, oğlum benim!" diye bağırdı.
5Yoav eve, kralın yanına girip şöyle dedi: "Bugün seni kurtaran tüm kullarının yüzünü, oğullarının ve kızlarının canını, karılarının ve cariyelerinin canını utandırdın.
6Senden nefret edenleri seviyor, seni sevenlerden ise nefret ediyorsun. Bugün açıkça gösterdin ki, senin için ne komutanların ne de kullarının bir varlığı var. Bugün anladım ki, eğer Abşalom yaşasaydı ve bugün hepimiz ölmüş olsaydık, o zaman bu senin gözünde doğru olan şey olacaktı.
7Şimdi kalk, dışarı çık ve kullarının yüreğine dokunacak şekilde konuş. Çünkü Rab üzerine ant içerim ki, eğer bugün dışarı çıkmazsan, bu gece yanında tek bir adam bile kalmayacak. Bu da gençliğinden bugüne dek başına gelmiş bütün kötülüklerden daha beter bir kötülük olacak senin için."
8Bunun üzerine kral kalkıp kapıda oturdu. Bütün halka, "İşte, kral kapıda oturuyor" diye haber verildi. Bütün halk kralın huzuruna çıkmak üzere kapıya geldi. Bu arada İsraillilerin her biri kendi çadırlarına kaçmıştı.
9İsrail'in bütün oymakları arasında tüm halk birbiriyle tartışıyor ve şöyle diyordu: "Kral Davut bizi bütün düşmanlarımızın elinden kurtardı, bizi Filistlilerin elinden çekip çıkardı; şimdiyse ülkeden, kendi krallığından ve Abşalom'dan kaçıp gitti.
10Üzerimize kral olarak meshettiğimiz Abşalom ise savaşta öldü. Öyleyse şimdi kralı geri getirmek konusunda neden sessiz kalıyorsunuz?" Bütün İsrail'in bu sözü krala ulaştı.
11Kral Davut, kâhin Sadok ile Aviyatar'a haber gönderip şöyle dedi: "Yahuda ileri gelenleriyle konuşup deyin ki: 'Kralı sarayına geri getirmekte neden en sonuncular oluyorsunuz? Oysa bütün İsrail'in sözü krala ulaştı.'
12Sizler benim kardeşlerimsiniz, kemiğim ve etimsiniz; öyleyse kralı evine geri getirmekte neden en sonuncular oluyorsunuz?
13Amasa'ya da şöyle deyin: 'Sen benim kemiğim ve etim değil misin? Eğer Yoav'ın yerine her zaman önümde ordunun komutanı olmazsan, Tanrı bana aynısını ve daha kötüsünü yapsın!' "
14Böylece Davut bütün Yahuda halkının yüreğini tek bir adamın yüreğiymiş gibi kendine doğru eğdi. Krala, "Sen ve bütün kulların geri dönün" diye haber gönderdiler.
15Kral geri döndü ve Şeria Irmağı'na kadar geldi. Yahuda halkı da kralı karşılamak ve onu Şeria Irmağı'ndan karşıya geçirmek için Gilgal'a geldi.
16Bahurim'den Yemini oğlu Gera oğlu Şimei acele etti ve Davut'u karşılamak için Yahuda halkıyla birlikte aşağı indi.
17Yanında Benyamin'den bin kişi vardı. Saul evinin uşağı Siba da on beş oğlu ve yirmi uşağıyla birlikte oradaydı. Kralın önünde Şeria Irmağı'na doğru hızla ilerlediler.
18Kralın ev halkına hizmet etmek ve onun gözünde doğru olanı yapmak için nehri geçtiler. Şeria Irmağı'nı geçmekte olan kralın önünde Gera oğlu Şimei yüzüstü yere kapandı.
19Krala şöyle dedi: "Efendim suçumu hesaba katmasın; efendim kralın Yeruşalim'den çıktığı gün kulunun yaptığı haksızlığı anımsamasın ve bunu yüreğine dert etmesin.
20Çünkü ben kulun, günah işlediğimi biliyorum. İşte, efendim kralı karşılamak üzere aşağı inmek için bugün bütün Yusuf evinden ve İsrail'den herkesten önce ben geldim."
21Seruya oğlu Avişay söz alıp şöyle dedi: "Rab'bin meshetmiş olduğu kişiye lanet ettiği için Şimei ölümle cezalandırılmalı değil mi?"
22Davut ise şöyle yanıt verdi: "Ey Seruya oğulları, sizinle ne alakam var ki bugün bana karşı birer komplocu oluyorsunuz? Bugün İsrail'den hiç kimse öldürülmeyecek. Çünkü bugün İsrail üzerinde kral olduğumu bilmiyor miyim?"
23Sonra kral Şimei'ye, "Ölmeyeceksin" dedi ve ona ant içti.
24Saul'un torunu Mefiboşet de kralı karşılamak için aşağı indi. Kralın gittiği günden esenlikle geri döndüğü güne dek ayaklarına bakım yapmamış, tırnaklarını kesmemiş, bıyığını düzeltmemiş ve giysilerini yıkamamıştı.
25Yeruşalim'e gelip kralı karşıladığında, kral ona, "Mefiboşet, neden benimle birlikte gitmedin?" diye sordu.
26Mefiboşet şöyle yanıt verdi: "Efendim kral, uşağım beni aldattı. Çünkü kulun ona, 'Eşeğimi semerle ki üzerine binip kralın yanına gideyim, çünkü kulun topaldır' demişti.
27Ama o, kulun hakkında efendim krala iftira attı. Yine de efendim kral Tanrı'nın bir meleği gibidir; gözünde ne iyi görünüyorsa onu yap.
28Çünkü babamın bütün evi efendim kralın önünde ölümden başka bir şeyi hak etmemişti; oysa sen kulunu kendi sofranda yemek yiyenlerin arasına koydun. Krala daha fazla feryat etmeye ne hakkım var?"
29Kral ona, "Sözlerini daha fazla uzatmaya ne gerek var?" dedi, "Ben karar verdim: Sen ve Siba tarlayı paylaşacaksınız."
30Mefiboşet krala, "Efendim kral sarayına esenlikle döndükten sonra, bırak hepsini o alsın" dedi.
31Gileadlı Barzillay da Rogelim'den aşağı inmiş ve kralı uğurlamak için onunla birlikte Şeria Irmağı'nı geçmişti.
32Barzillay seksen yaşında, çok yaşlı bir adamdı. Kral Mahanayim'de kaldığı sürece onu besleyip geçindirmişti; çünkü kendisi çok varlıklı bir adamdı.
33Kral Barzillay'a, "Benimle birlikte karşıya geç" dedi, "Yeruşalim'de benim yanımda senin yaşlılığına bakıp beslerim."
34Ancak Barzillay krala şöyle dedi: "Ömrümün geriye kalan yılları ne kadar ki kral ile birlikte Yeruşalim'e gideyim?"
35Bugün seksen yaşındayım. İyi ile kötüyü ayırt edebilir miyim? Kulun yediği ya da içtiği şeylerin tadını alabilir mi? Kadın ve erkek şarkıcıların sesini artık duyabilir miyim? Kulun neden efendim krala daha fazla yük olsun?
36Kulun kral ile birlikte Şeria Irmağı'nı ancak birazcık geçecektir. Kral neden beni böyle bir ödülle ödüllendirsin?
37Lütfen izin ver, kulun geri dönsün ve kendi şehrimde, annemle babamın mezarının yanında öleyim. Ama işte kulun Kimham; o efendim kral ile birlikte karşıya geçsin. Onun için gözünde ne iyi görünüyorsa onu yap."
38Kral, "Kimham benimle birlikte geçecek" dedi, "Senin gözünde ne iyi görünüyorsa onun için yapacağım; benden dileyeceğin her şeyi de senin için yerine getireceğim."
39Bütün halk Şeria Irmağı'nı geçti, kral da geçti. Kral Barzillay'ı öpüp onu kutsadı; Barzillay da kendi yerine döndü.
40Kral Gilgal'a geçti, Kimham da onunla birlikte geçti. Bütün Yahuda halkı ve İsrail halkının yarısı kralı karşıya geçiriyordu.
41Derken bütün İsrail adamları kralın yanına gelip şöyle dediler: "Kardeşlerimiz Yahuda adamları neden seni gizlice kaçırdılar ve kralı, ev halkını ve Davut'un bütün adamlarını Şeria Irmağı'ndan karşıya geçirdiler?"
42Bütün Yahuda adamları İsrail adamlarına şöyle yanıt verdi: "Çünkü kral bize daha yakındır. Bu konuya neden bu kadar öfkelendiniz? Kralın hesabından bir şey mi yedik, yoksa bize bir armağan mı verdi ya da bir pay mı ayırdı?"
43İsrail adamları Yahuda adamlarına şöyle karşılık verdi: "Kral üzerinde bizim on payımız var; üstelik Davut üzerinde de ilk doğan olarak hakkımız sizden fazladır. Öyleyse neden bizi küçümsediniz? Kralımızı geri getirmek konusunda ilk konuşan biz değil miydik?" Ancak Yahuda adamlarının sözleri, İsrail adamlarının sözlerinden daha sertti.
1ΚΑΙ ἀνηγγέλη τῷ ᾿Ιωὰβ λέγοντες· ἰδοὺ ὁ βασιλεὺς κλαίει καὶ πενθεῖ ἐπὶ ᾿Αβεσσαλώμ.
2καὶ ἐγένετο ἡ σωτηρία ἐν τῇ ἡμέρᾳ ἐκείνῃ εἰς πένθος παντὶ τῷ λαῷ, ὅτι ἤκουσεν ὁ λαὸς ἐν τῇ ἡμέρᾳ ἐκείνῃ λέγων, ὅτι λυπεῖται ὁ βασιλεὺς ἐπὶ τῷ υἱῷ αὐτοῦ.
3καὶ διεκλέπτετο ὁ λαὸς ἐν τῇ ἡμέρᾳ ἐκείνῃ τοῦ εἰσελθεῖν εἰς τὴν πόλιν, καθὼς διακλέπτεται ὁ λαὸς οἱ αἰσχυνόμενοι ἐν τῷ αὐτοὺς φεύγειν ἐν τῷ πολέμῳ.
4καὶ ὁ βασιλεὺς ἔκρυψε τὸ πρόσωπον αὐτοῦ. καὶ ἔκραξεν ὁ βασιλεὺς φωνῇ μεγάλῃ λέγων· υἱέ μου ᾿Αβεσσαλώμ, ᾿Αβεσσαλὼμ υἱέ μου.
5καὶ εἰσῆλθεν ᾿Ιωὰβ πρὸς τὸν βασιλέα εἰς τὸν οἶκον καὶ εἶπε· κατῄσχυνας σήμερον τὰ πρόσωπα πάντων τῶν δούλων σου τῶν ἐξαιρουμένων σε σήμερον καὶ τὴν ψυχὴν τῶν υἱῶν σου καὶ τῶν θυγατέρων σου καὶ τὴν ψυχὴν τῶν γυναικῶν σου καὶ τῶν παλλακῶν σου,
6τοῦ ἀγαπᾶν τοὺς μισοῦντάς σε καὶ μισεῖν τοὺς ἀγαπῶντάς σε καὶ ἀνήγγειλας σήμερον ὅτι οὐκ εἰσὶν οἱ ἄρχοντές σου, οὐδὲ παῖδες· ὅτι ἔγνωκα σήμερον ὅτι εἰ ᾿Αβεσσαλὼμ ἔζη, πάντες ἡμεῖς σήμερον νεκροί, ὅτι τότε τὸ εὐθὲς ἦν ἐν ὀφθαλμοῖς σου.
7καὶ νῦν ἀναστὰς ἔξελθε καὶ λάλησον εἰς τὴν καρδίαν τῶν δούλων σου, ὅτι ἐν Κυρίῳ ὤμοσα ὅτι εἰ μὴ ἐκπορεύσῃ σήμερον, εἰ αὐλισθήσεται ἀνὴρ μετὰ σοῦ τὴν νύκτα ταύτην· καὶ ἐπίγνωθι σεαυτῷ καὶ κακόν σοι τοῦτο ὑπὲρ πᾶν τὸ κακὸν τὸ ἐπελθόν σοι ἐκ νεότητός σου ἕως τοῦ νῦν.
8καὶ ἀνέστη ὁ βασιλεὺς καὶ ἐκάθισεν ἐν τῇ πύλῃ, καὶ πᾶς ὁ λαὸς ἀνήγγειλαν λέγοντες· ἰδοὺ ὁ βασιλεὺς κάθηται ἐν τῇ πύλῃ· καὶ εἰσῆλθε πᾶς ὁ λαὸς κατὰ πρόσωπον τοῦ βασιλέως ἐπὶ τὴν πύλην. καὶ ᾿Ισραὴλ ἔφυγεν ἀνὴρ εἰς τὰ σκηνώματα αὐτοῦ.
9Καὶ ἦν πᾶς ὁ λαὸς κρινόμενος ἐν πάσαις φυλαῖς ᾿Ισραὴλ λέγοντες· ὁ βασιλεὺς Δαυὶδ ἐρρύσατο ἡμᾶς ἀπὸ πάντων τῶν ἐχθρῶν ἡμῶν, καὶ αὐτὸς ἐξείλετο ἡμᾶς ἐκ χειρὸς ἀλλοφύλων, καὶ νῦν πέφευγεν ἀπὸ τῆς γῆς καὶ ἀπὸ τῆς βασιλείας αὐτοῦ, καὶ ἀπὸ ᾿Αβεσσαλώμ·
10καὶ ᾿Αβεσσαλώμ, ὃν ἐχρίσαμεν ἐφ’ ἡμῶν, ἀπέθανεν ἐν τῷ πολέμῳ, καὶ νῦν ἱνατί ὑμεῖς κωφεύετε τοῦ ἐπιστρέψαι τὸν βασιλέα; καὶ τὸ ῥῆμα παντὸς ᾿Ισραὴλ ἦλθε πρὸς τὸν βασιλέα.
11καὶ ὁ βασιλεὺς Δαυὶδ ἀπέστειλε πρὸς Σαδὼκ καὶ πρὸς ᾿Αβιάθαρ τοὺς ἱερεῖς λέγων· λαλήσατε πρὸς τοὺς πρεσβυτέρους ᾿Ιούδα λέγοντες· ἱνατί γίνεσθε ἔσχατοι τοῦ ἐπιστρέψαι τὸν βασιλέα εἰς τὸν οἶκον αὐτοῦ; καὶ λόγος παντὸς ᾿Ισραὴλ ἦλθε πρὸς τὸν βασιλέα.
12ἀδελφοί μου ὑμεῖς, ὀστᾶ μου καὶ σάρκες μου ὑμεῖς, ἱνατί γίνεσθε ἔσχατοι τοῦ ἐπιστρέψαι τὸν βασιλέα εἰς τὸν οἶκον αὐτοῦ;
13καὶ τῷ ᾿Αμεσσαΐ ἐρεῖτε· οὐχὶ ὀστοῦν μου καὶ σάρξ μου σύ; καὶ νῦν τάδε ποιήσαι μοι ὁ Θεὸς καὶ τάδε προσθείη, εἰ μὴ ἄρχων δυνάμεως ἔσῃ ἐνώπιον ἐμοῦ πάσας τὰς ἡμέρας ἀντὶ ᾿Ιωάβ.
14καὶ ἔκλινε τὴν καρδίαν παντὸς ἀνδρὸς ᾿Ιούδα ὡς ἀνδρὸς ἑνός, καὶ ἀπέστειλαν πρὸς τὸν βασιλέα λέγοντες· ἐπιστράφηθι σὺ καὶ πάντες οἱ δοῦλοί σου.
15καὶ ἐπέστρεψεν ὁ βασιλεὺς καὶ ἦλθεν ἕως τοῦ ᾿Ιορδάνου, καὶ ἄνδρες ᾿Ιούδα ἦλθαν εἰς Γάλγαλα τοῦ πορεύεσθαι εἰς ἀπαντὴν τοῦ βασιλέως διαβιβάσαι τὸν βασιλέα τὸν ᾿Ιορδάνην.
16καὶ ἐτάχυνε Σεμεΐ υἱὸς Γηρὰ υἱοῦ τοῦ ᾿Ιεμινὶ ἐκ Βαουρὶμ καὶ κατέβη μετὰ ἀνδρὸς ᾿Ιούδα εἰς ἀπαντὴν τοῦ βασιλέως Δαυὶδ
17καὶ χίλιοι ἄνδρες μετ’ αὐτοῦ ἐκ τοῦ Βενιαμὶν καὶ Σιβὰ τὸ παιδάριον τοῦ οἴκου Σαοὺλ καὶ πεντεκαίδεκα υἱοὶ αὐτοῦ μετ’ αὐτοῦ καὶ εἴκοσι δοῦλοι αὐτοῦ μετ’ αὐτοῦ καὶ κατεύθυναν τὸν ᾿Ιορδάνην ἔμπροσθεν τοῦ βασιλέως
18καὶ ἐλειτούργησαν τὴν λειτουργίαν τοῦ διαβιβάσαι τὸν βασιλέα, καὶ διέβη ἡ διάβασις τοῦ ἐξεγεῖραι τὸν οἶκον τοῦ βασιλέως καὶ τοῦ ποιῆσαι τὸ εὐθὲς ἐν ὀφθαλμοῖς αὐτοῦ. καὶ Σεμεΐ υἱὸς Γηρὰ ἔπεσεν ἐπὶ πρόσωπον αὐτοῦ ἐνώπιον τοῦ βασιλέως διαβαίνοντος αὐτοῦ τὸν ᾿Ιορδάνην
19καὶ εἶπε πρὸς τὸν βασιλέα· μὴ δὴ λογισάσθω ὁ κύριός μου ἀνομίαν καὶ μὴ μνησθῇς ὅσα ἠδίκησεν ὁ παῖς σου ἐν τῇ ἡμέρᾳ, ᾗ ὁ κύριός μου ἐξεπορεύετο ἐξ ῾Ιερουσαλήμ, τοῦ θέσθαι τὸν βασιλέα εἰς τὴν καρδίαν αὐτοῦ,
20ὅτι ἔγνω ὁ δοῦλός σου ὅτι ἐγὼ ἥμαρτον, καὶ ἰδοὺ ἐγὼ ἦλθον σήμερον πρότερος παντὸς ᾿Ισραὴλ καὶ οἴκου ᾿Ιωσὴφ τοῦ καταβῆναί με εἰς ἀπαντὴν τοῦ κυρίου μου τοῦ βασιλέως.
21καὶ ἀπεκρίθη ᾿Αβεσσὰ υἱὸς Σαρουΐας καὶ εἶπε· μὴ ἀντὶ τούτου οὐ θανατωθήσεται Σεμεΐ, ὅτι κατηράσατο τὸν χριστὸν Κυρίου;
22καὶ εἶπε Δαυίδ· τί ἐμοὶ καὶ ὑμῖν, υἱοὶ Σαρουΐας, ὅτι γίνεσθέ μοι σήμερον εἰς ἐπίβουλον; σήμερον οὐ θανατωθήσεταί τις ἀνὴρ ἐξ ᾿Ισραήλ, ὅτι οὐκ οἶδα εἰ σήμερον βασιλεύω ἐγὼ ἐπὶ τὸν ᾿Ισραήλ.
23καὶ εἶπεν ὁ βασιλεὺς πρὸς Σεμέΐ· οὐ μὴ ἀποθάνῃς· καὶ ὤμοσεν αὐτῷ ὁ βασιλεύς.
24καὶ Μεμφιβοσθὲ υἱὸς υἱοῦ Σαοὺλ κατέβη εἰς ἀπαντὴν τοῦ βασιλέως· καὶ οὐκ ἐθεράπευσε τοὺς πόδας αὐτοῦ, οὐδὲ ὠνυχίσατο, οὐδὲ ἐποίησε τὸν μύστακα αὐτοῦ, καὶ τὰ ἱμάτια αὐτοῦ οὐκ ἀπέπλυνεν ἀπὸ τῆς ἡμέρας, ἧς ἀπῆλθεν ὁ βασιλεύς, ἕως τῆς ἡμέρας ἧς αὐτὸς παρεγένετο ἐν εἰρήνῃ.
25καὶ ἐγένετο ὅτε εἰσῆλθεν εἰς ῾Ιερουσαλὴμ εἰς ἀπάντησιν τοῦ βασιλέως, καὶ εἶπεν αὐτῷ ὁ βασιλεύς· τί ὅτι οὐκ ἐπορεύθης μετ’ ἐμοῦ, Μεμφιβοσθέ;
26καὶ εἶπε πρὸς αὐτὸν Μεμφιβοσθέ· κύριέ μου βασιλεῦ, ὁ δοῦλός μου παρελογίσατό με, ὅτι εἶπεν ὁ παῖς σου αὐτῷ· ἐπίσαξόν μοι τὴν ὄνον καὶ ἐπιβῶ ἐπ’ αὐτὴν καὶ πορεύσομαι μετὰ τοῦ βασιλέως, ὅτι χωλὸς ὁ δοῦλός σου·
27καὶ μεθώδευσεν ἐν τῷ δούλῳ σου πρὸς τὸν κύριόν μου τὸν βασιλέα, καὶ ὁ κύριός μου ὁ βασιλεὺς ὡς ἄγγελος τοῦ Θεοῦ, καὶ ποίησον τὸ ἀγαθὸν ἐν ὀφθαλμοῖς σου·
28ὅτι οὐκ ἦν πᾶς ὁ οἶκος τοῦ πατρός μου, ἀλλ’ ἢ ὅτι ἄνδρες θανάτου τῷ κυρίῳ μου τῷ βασιλεῖ, καὶ ἔθηκας τὸν δοῦλόν σου ἐν τοῖς ἐσθίουσι τὴν τράπεζάν σου· καὶ τί ἔστι μοι ἔτι δικαίωμα καὶ τοῦ κεκραγέναι με ἔτι πρὸς τὸν βασιλέα;
29καὶ εἶπεν αὐτῷ ὁ βασιλεύς· ἱνατί λαλεῖς ἔτι τοὺς λόγους σου; εἶπον· σὺ καὶ Σιβὰ διελεῖσθε τὸν ἀγρόν.
30καὶ εἶπε Μεμφιβοσθὲ πρὸς τὸν βασιλέα· καί γε τὰ πάντα λαβέτω μετὰ τὸ παραγενέσθαι τὸν κύριόν μου τὸν βασιλέα ἐν εἰρήνῃ εἰς τὸν οἶκον αὐτοῦ.
31καὶ Βερζελλὶ ὁ Γαλααδίτης κατέβη ἐκ Ῥωγελλὶμ καὶ διέβη μετὰ τοῦ βασιλέως τὸν ᾿Ιορδάνην ἐκπέμψαι αὐτὸν τὸν ᾿Ιορδάνην·
32καὶ Βερζελλὶ ἀνὴρ πρεσβύτερος σφόδρα, υἱὸς ὀγδοήκοντα ἐτῶν, καὶ αὐτὸς διέθρεψε τὸν βασιλέα ἐν τῷ οἰκεῖν αὐτὸν ἐν Μαναΐμ, ὅτι ἀνὴρ μέγας ἦν σφόδρα.
33καὶ εἶπεν ὁ βασιλεὺς πρὸς Βερζελλί· σὺ διαβήσῃ μετ’ ἐμοῦ, καὶ διαθρέψω τὸ γῆράς σου μετ’ ἐμοῦ ἐν ῾Ιερουσαλήμ.
34καὶ εἶπε Βερζελλὶ πρὸς τὸν βασιλέα· πόσαι ἡμέραι ἐτῶν ζωῆς μου, ὅτι ἀναβήσομαι μετὰ τοῦ βασιλέως εἰς ῾Ιερουσαλήμ;
35υἱὸς ὀγδοήκοντα ἐτῶν ἐγώ εἰμι σήμερον· μὴ γνώσομαι ἀνὰ μέσον ἀγαθοῦ καὶ κακοῦ; εἰ γεύσεται ὁ δοῦλός σου ἔτι ὃ φάγομαι ἢ πίομαι; ἢ ἀκούσομαι ἔτι φωνὴν ἆδόντων καὶ ἆδουσῶν; καὶ ἱνατί ἔσται ἔτι ὁ δοῦλός σου εἰς φορτίον ἐπὶ τὸν κύριόν μου τὸν βασιλέα;
36ὡς βραχὺ διαβήσεται ὁ δοῦλός σου τὸν ᾿Ιορδάνην μετὰ τοῦ βασιλέως· καὶ ἱνατί ἀνταποδίδωσί μοι ὁ βασιλεὺς τὴν ἀνταπόδοσιν ταύτην;
37καθισάτω δὴ ὁ δοῦλός σου καὶ ἀποθανοῦμαι ἐν τῇ πόλει μου παρὰ τῷ τάφῳ τοῦ πατρὸς μου καὶ τῆς μητρός μου· καὶ ἰδοὺ ὁ δοῦλός σου Χαμαὰμ διαβήσεται μετὰ τοῦ κυρίου μου τοῦ βασιλέως, καὶ ποίησον αὐτῷ τὸ ἀγαθὸν ἐν ὀφθαλμοῖς σου.
38καὶ εἶπεν ὁ βασιλεύς· μετ’ ἐμοῦ διαβήτω Χαμαάμ, κἀγὼ ποιήσω αὐτῷ τὸ ἀγαθὸν ἐν ὀφθαλμοῖς σου καὶ πάντα, ὅσα ἂν ἐκλέξῃ ἐπ’ ἐμοί, ποιήσω σοι.
39καὶ διέβη πᾶς ὁ λαὸς τὸν ᾿Ιορδάνην, καὶ ὁ βασιλεὺς διέβη· καὶ κατεφίλησεν ὁ βασιλεὺς τὸν Βερζελλὶ καὶ εὐλόγησεν αὐτόν, καὶ ἐπέστρεψεν εἰς τὸν τόπον αὐτοῦ.
40καὶ διέβη ὁ βασιλεὺς εἰς Γάλγαλα, καὶ Χαμαὰμ διέβη μετ’ αὐτοῦ, καὶ πᾶς ὁ λαὸς ᾿Ιούδα διαβαίνοντες μετὰ τοῦ βασιλέως καί γε τὸ ἥμισυ τοῦ λαοῦ ᾿Ισραήλ.
41καὶ ἰδοὺ πᾶς ἀνὴρ ᾿Ισραὴλ παρεγένοντο πρὸς τὸν βασιλέα καὶ εἶπε πρὸς τὸν βασιλέα· τί ὅτι ἔκλεψάν σε οἱ ἀδελφοὶ ἡμῶν ἀνὴρ ᾿Ιούδα καὶ διεβίβασαν τὸν βασιλέα καὶ τὸν οἶκον αὐτοῦ τὸν ᾿Ιορδάνην καὶ πάντες ἄνδρες Δαυὶδ μετ’ αὐτοῦ;
42καὶ ἀπεκρίθη πᾶς ἀνὴρ ᾿Ιούδα πρὸς ἄνδρα ᾿Ισραὴλ καὶ εἶπαν· διότι ἐγγίζει πρός με ὁ βασιλεύς· καὶ ἱνατί οὕτως ἐθυμώθης περὶ τοῦ λόγου τούτου; μὴ βρώσει ἐφάγαμεν ἐκ τοῦ βασιλέως, ἢ δόμα ἔδωκεν ἢ ἄρσιν ᾖρεν ἡμῖν;
43καὶ ἀπεκρίθη ἀνὴρ ᾿Ισραὴλ τῷ ἀνδρὶ ᾿Ιούδα καὶ εἶπε· δέκα χεῖρές μοι ἐν τῷ βασιλεῖ, καὶ πρωτότοκος ἐγὼ ἢ σύ, καί γε ἐν τῷ Δαυίδ εἰμι ὑπὲρ σέ· καὶ ἱνατί τοῦτο ὕβρισάς με καὶ οὐκ ἐλογίσθη ὁ λόγος μου πρῶτός μοι τοῦ ἐπιστρέψαι τὸν βασιλέα ἐμοί; καὶ ἐσκληρύνθη ὁ λόγος ἀνδρὸς ᾿Ιούδα ὑπὲρ τὸν λόγον ἀνδρὸς ᾿Ισραήλ.
1And they brought Joab word, saying, Behold, the king weeps and mourns for Abessalom.
2And the victory was turned that day into mourning to all the people, for the people heard say that day, The king grieves after his son.
3And the people stole away that day to go into the city, as people steal away when they are ashamed as they flee in the battle.
4And the king hid his face: and the king cried with a loud voice, My son Abessalom! Abessalom my son!
5And Joab went in to the king, into the house, and said, Thou hast this day shamed the faces of all thy servants that have delivered thee this day, and [have saved] the lives of thy sons and of thy daughters, and the lives of thy wives, and of thy concubines,
6forasmuch as thou lovest them that hate thee, and hatest them that love thee; and thou hast this day declared, that thy princes and thy servants are nothing [in thy sight]: for I know this day, that if Abessalom were alive, [and] all of us dead to-day, then it would have been right in thy sight.
7And now arise, and go forth, and speak comfortably to thy servants; for I have sworn by the Lord, that unless thou wilt go forth to-day, there shall not a man remain with thee this night: and know for thyself, this thing [will] indeed [be] evil to thee beyond all the evil that has come upon thee from thy youth until now.
8Then the king arose, and sat in the gate: and all the people reported, saying, Behold, the king sits in the gate. And all the people went in before the king to the gate; for Israel had fled every man to his tent.
9And all the people disputed among all the tribes of Israel, saying, King David delivered us from all our enemies, and he rescued us from the hand of the Philistines: and now he has fled from the land, and from his kingdom, and from Abessalom.
10And Abessalom, whom we anointed over us, is dead in battle: and now why are ye silent about bringing back the king? And the word of all Israel came to the king.
11And king David sent to Sadoc and Abiathar the priests, saying, Speak to the elders of Israel, saying, Why are ye the last to bring back the king to his house? whereas the word of all Israel is come to the king to his house.
12Ye [are] my brethren, ye [are] my bones and my flesh: why are ye the last to bring back the king to his house?
13And ye shall say to Amessai, [Art] thou not my bone and my flesh? and now God do so to me, and more also, if thou shalt not be commander of the host before me continually in the room of Joab.
14And he bowed the heart of all the men of Juda as that of one man; and they sent to the king, saying, Return thou, and all thy servants.
15And the king returned, and came as far as Jordan. And the men of Juda came to Galgala on their way to meet the king, to cause the king to pass over Jordan.
16And Semei the son of Gera, the Benjamite, of Baurim, hasted and went down with the men of Juda to meet king David.
17And a thousand men of Benjamin [were] with him, and Siba the servant of the house of Saul, and his fifteen sons with him, and his twenty servants with him: and they went directly down to Jordan before the king,
18and they performed the service of bringing the king over; and there went over a ferry-boat to remove the household of the king, and to do that which was right in his eyes. And Semei the son of Gera fell on his face before the king, as he went over Jordan;
19and said to the king, Let not my lord now impute iniquity, and remember not all the iniquity of thy servant in the day in which my lord went out from Jerusalem, so that the king should mind it.
20For thy servant knows that I have sinned: and, behold, I am come to-day before all Israel and the house of Joseph, to go down and meet my lord the king.
21And Abessai the son of Saruia answered and said, Shall not Semei therefore be put to death, because he cursed the Lord’s anointed?
22And David said, What have I to do with you, ye sons of Saruia, that ye as it were lie in wait against me this day? to-day no man in Israel shall be put to death, for I know not if I this day reign over Israel.
23And the king said to Semei, Thou shalt not die: and the king swore to him.
24And Memphibosthe the son of Saul’s son went down to meet the king, and had not dressed his feet, nor pared his nails, nor shaved himself, neither had he washed his garments, from the day that the king departed, until the day when he arrived in peace.
25And it came to pass when he went into Jerusalem to meet the king, that the king said to him, Why didst thou not go with me, Memphibosthe?
26And Memphibosthe said to him, My lord, O king, my servant deceived me; for thy servant said to him, Saddle me the ass, and I will ride upon it, and go with the king; for thy servant [is] lame.
27And he has dealt deceitfully with thy servant to my lord the king: but my lord the king [is] as an angel of God, and do thou that which is good in thine eyes.
28For all the house of my father were but as dead men before my lord the king; yet thou hast set thy servant among them that eat at thy table: and what right have I any longer even to cry to the king?
29And the king said to him, Why speakest thou any longer of thy matters? I have said, Thou and Siba shall divide the land.
30And Memphibosthe said to the king, Yea, let him take all, since my lord the king has come in peace to his house.
31And Berzelli the Galaadite came down from Rogellim, and crossed over Jordan with the king, that he might conduct the king over Jordan.
32And Berzelli was a very old man, eighty years old; and he had maintained the king when he dwelt in Manaim; for he was a very great man.
33And the king said to Berzelli, Thou shalt go over with me, and I will nourish thine old age with me in Jerusalem.
34And Berzelli said to the king, How many [are] the days of the years of my life, that I should go up with the king to Jerusalem?
35I am this day eighty years old: can I then distinguish between good and evil? Can thy servant taste any longer what I eat or drink? can I any longer hear the voice of singing men or singing women? and wherefore shall thy servant any longer be a burden to my lord the king?
36Thy servant will go a little way over Jordan with the king: and why does the king return me this recompense?
37Let, I pray thee, thy servant remain, and I will die in my city, by the tomb of my father and of my mother. And, behold, thy servant Chamaam shall go over with my lord the king; and do thou to him as it seems good in thine eyes.
38And the king said, Let Chamaam go over with me, and I will do to him what is good in my sight; and whatsoever thou shalt choose at my hand, I will do for thee.
39And all the people went over Jordan, and the king went over; and the king kissed Berzelli, and blessed him; and he returned to his place.
40And the king went over to Galgala, and Chamaam went over with him: and all the men of Juda went over with the king, and also half the people of Israel.
41And behold, all the men of Israel came to the king, and said to the king, Why have our brethren the men of Juda stolen thee away, and caused the king and all his house to pass over Jordan, and all the men of David with him?
42And all the men of Juda answered the men of Israel, and said, Because the king is near of kin to us: and why were you thus angry concerning this matter? have we indeed eaten of the king’s food? or has he given us a gift, or has he sent us a portion?
43And the men of Israel answered the men of Juda, and said, We have ten parts in the king, and we are older than you, we have also an interest in David above you: and why have ye thus insulted us, and why was not our advice taken before that of Juda, to bring back our king? And the speech of the men of Juda was sharper than the speech of the men of Israel.
Açıklamalar
- Ayet 2
Grekçe metindeki "sōtēria" kelimesi, Masoretik metindeki askeri zafer (tešu'ah) kavramını aşarak teolojik bir esenlik ve kurtuluş boyutuna taşır.
- Ayet 7
"Yüreğine konuşmak" (lalein eis tēn kardian) İbrani dilindeki teselli etme ve ikna etme deyiminin Grekçeye birebir çevirisidir.
- Ayet 20
"Yusuf evi" (oikos Iōsēph) ifadesi, kuzey kabilelerini (Efrayim ve Manasse) tanımlayan ve güneydeki Yahuda kabilesine karşı kuzeyin siyasi ağırlığını gösteren tarihsel bir İbrani referansıdır.
- Ayet 22
Davut'un Seruya oğullarına hitaben kullandığı "tí emoi kai hymin" (benimle sizin aranızda ne var) kalıbı, antik dünyada iki taraf arasındaki ilişkiyi veya ortaklığı reddeden hukuki ve diplomatik bir dışlama formülüdür.
- Ayet 27
Kralın "Tanrı'nın meleği" (angelos tou Theou) olarak tanımlanması, Helenistik dönem krallık kültlerinde ve antik Yakın Doğu teokrasilerinde hükümdarın ilahi adalet ve bilgelik taşıyıcısı olarak görülmesiyle ilişkilidir.
- Ayet 37
"Mezarın yanında ölmek" ifadesi, antik İbrani kültüründe aile mezarlığına (ata kültü) gömülmenin ve toprağa bağlılığın dinsel önemini yansıtır.
- Ayet 43
"On pay" (deka cheires) ifadesi, kuzeydeki on kabilenin birleşik krallıktaki demografik ve siyasi üstünlük iddiasını ve güneydeki Yahuda kabilesiyle olan tarihsel gerilimini belgeler.