Septuaginta
1. Makkabeler 10
1Yüz altmışıncı yılda, Antiohos oğlu Epifanes lakaplı Aleksandros gelip Ptolemais'i ele geçirdi; halk onu memnuniyetle kabul etti ve orada krallığını kurdu.
2Kral Demetrios bunu haber alınca son derece büyük bir ordu topladı ve onunla savaşmak üzere karşılamaya çıktı.
3Demetrios ayrıca Yonatan'ı onurlandırıp prestijini artırmak amacıyla ona barışçıl ifadeler içeren mektuplar gönderdi.
4Çünkü kendi kendine şöyle demişti: "O, Aleksandros ile bize karşı birleşmeden önce, onunla barış yapmakta elimizi çabuk tutalım.
5Yoksa kendisine, kardeşlerine ve ulusuna karşı geçmişte yaptığımız bütün kötülükleri hatırlayacaktır."
6Böylece ona asker toplama, silah imal etme ve kendisinin resmi müttefiki olma yetkisi verdi; ayrıca Akra kalesindeki rehinelerin de ona teslim edilmesini buyurdu.
7Yonatan Yeruşalim'e geldi ve mektupları bütün halkın ve kaledekilerin huzurunda yüksek sesle okudu.
8Kralın ona ordu toplama yetkisi verdiğini işitince kaledekiler büyük bir korkuya kapıldılar.
9Akra kalesindekiler rehineleri Yonatan'a teslim ettiler, o da onları ailelerine geri verdi.
10Yonatan Yeruşalim'e yerleşti; kenti yeniden inşa etmeye ve yenilemeye başladı.
11Yapı işçilerine, surları ve Siyon Dağı'nın çevresini savunma amacıyla yontulmuş kare taşlarla inşa etmelerini buyurdu; onlar da bu doğrultuda hareket ettiler.
12Bakkides'in inşa etmiş olduğu kalelerde bulunan yabancı garnizon askerleri kaçtılar.
13Her biri kendi askeri karakolunu bırakıp kendi ülkesine döndü.
14Sadece Beytsur'da, yasayı ve buyrukları terk edenlerden bazıları kaldı; çünkü orası onlar için bir sığınak yeriydi.
15Kral Aleksandros, Demetrios'un Yonatan'a gönderdiği tüm vaatleri işitti; ayrıca ona Yonatan ile kardeşlerinin yaptıkları savaşlar, gösterdikleri kahramanlıklar ve katlandıkları zorluklar anlatıldı.
16Bunun üzerine, "Böyle eşsiz bir adamı bir daha bulabilir miyiz?" dedi, "Şimdi onu kendimize dost ve müttefik edinelim."
17Böylece ona bu sözler doğrultusunda bir mektup yazıp gönderdi:
18"Kral Aleksandros'tan kardeşi Yonatan'a selam!
19Senin hakkında, kudretli bir yiğit olduğunu ve dostumuz olmaya son derece layık bulunduğunu işittik.
20Bu yüzden bugün seni ulusunun başkâhini atıyoruz, 'Kralın Dostu' olarak adlandırılmanı buyuruyoruz (ona mor bir kaftan ve altın bir taç gönderdi); bizim davamızı gütmeni ve bizimle dostluğunu korumanı istiyoruz."
21Böylece yüz altmışıncı yılın yedinci ayında, Çardak Bayramı'nda Yonatan kutsal başkâhinlik giysisini kuşandı; asker toplayıp çok sayıda silah hazırladı.
22Demetrios bu gelişmeleri duyunca çok kederlendi ve şöyle dedi:
23"Biz ne yaptık ki, Aleksandros Yahudilerle dostluk kurup kendini güçlendirmekte bizden önce davrandı?
24Ben de onlara, bana yardım etsinler diye yüreklendirici, prestij artırıcı ve ödüller vaat eden sözler yazacağım."
25Böylece onlara şu sözleri içeren bir mektup gönderdi: "Kral Demetrios'tan Yahudi ulusuna selam!
26Bizimle yaptığınız antlaşmaları muhafaza ettiğinizi, dostluğumuzu sürdürdüğünüzü ve düşmanlarımızın tarafına geçmediğinizi duyduk ve sevindik.
27Şimdi de bize karşı sadık kalmaya devam edin; bizim için yaptıklarınıza karşılık sizi iyiliklerle ödüllendireceğiz.
28Birçok vergiden sizi muaf tutacağız ve size armağanlar vereceğiz.
29Şimdi sizi serbest bırakıyorum ve bütün Yahudileri kelle vergisinden, tuz tekelinden ve taç vergisinden muaf tutuyorum.
30Toprak mahsulünün üçte birinden ve ağaç meyvelerinin yarısından bana düşen payı almaktan bugünden itibaren vazgeçiyorum; Yahuda topraklarından ve Samiriye ile Celile'den buraya katılan üç bölgeden bugünden itibaren ve sonsuza dek bu paylar alınmayacaktır.
31Yeruşalim ve sınırları kutsal ve vergiden muaf olsun; ondalıklar ve vergiler onlardan talep edilmesin.
32Yeruşalim'deki kalenin denetiminden de vazgeçiyor ve kaleyi korumak üzere kendi seçeceği adamları oraya yerleştirmesi için başkâhine devrediyorum.
33Yahuda topraklarından krallığımın herhangi bir yerine tutsak olarak götürülmüş olan her Yahudiyi bedelsiz olarak özgür bırakıyorum; herkes onların hayvanlarından alınan vergileri bile bağışlasın.
34Bütün bayramlar, Şabat günleri, yeni ay şenlikleri, belirlenmiş günler ile bayramdan önceki üç gün ve bayramdan sonraki üç gün, krallığımda yaşayan tüm Yahudiler için vergiden muafiyet ve serbestlik günleri olsun.
35Hiç kimsenin herhangi bir konuda onlardan bir şey talep etmeye veya onlardan birini rahatsız etmeye yetkisi olmayacaktır.
36Yahudilerden otuz bin kişi kralın ordusuna yazılsın ve kralın tüm ordularına yakıştığı şekilde onlara da ödenek verilsin.
37Onlardan bazıları kralın büyük kalelerine yerleştirilsin, bazıları da krallığın güven gerektiren işlerinin başına getirilsin; yöneticileri ve komutanları kendilerinden olsun ve kralın Yahuda topraklarında buyurduğu gibi kendi yasalarına göre yaşasınlar.
38Samiriye bölgesinden Yahuda'ya katılan üç bölge, tek bir yönetim altında sayılacak şekilde Yahuda'ya eklensin ve başkâhinden başka hiçbir otoriteye boyun eğmesinler.
39Ptolemais'i ve ona bağlı toprakları, tapınağın gerekli giderlerini karşılaması için Yeruşalim'deki kutsal yere bir armağan olarak verdim.
40Ben de kraliyet gelirlerinden, uygun yerlerden karşılanmak üzere her yıl on fifteen bin gümüş şekel veriyorum.
41Görevlilerin önceki yıllarda olduğu gibi ödemedikleri tüm fazla miktarlar, bundan böyle tapınağın işleri için verilecektir.
42Bunun yanı sıra, her yıl tapınağın gelirlerinden alınan beş bin gümüş şekelden de vazgeçilmiştir; çünkü bu miktar orada hizmet eden kâhinlere aittir.
43Krala borçlu oldukları veya başka bir neden yüzünden Yeruşalim'deki tapınağa ya da onun sınırları içine sığınan herkes serbest bırakılsın ve krallığımdaki tüm malları kendilerine geri verilsin.
44Kutsal yerin işlerinin inşası ve onarımı için gereken harcamalar kralın bütçesinden karşılanacaktır.
45Yeruşalim surlarının yeniden inşa edilmesi, çevresinin tahkim edilmesi ve Yahuda'daki surların yapımı için gereken tüm harcamalar kraliyet hazinesinden karşılanacaktır.
46Yonatan ve halk bu vaatleri işitince onlara inanmadılar ve kabul etmediler; çünkü onun İsrail'de yaptığı büyük kötülükleri ve kendilerine ne denli şiddetli eziyetler çektirdiğini hatırladılar.
47Ancak Aleksandros'tan memnun kaldılar; çünkü kendilerine barışçıl tekliflerle yaklaşan ilk önder oydu ve bu yüzden her zaman onun yanında savaştılar.
48Kral Aleksandros büyük ordular toplayarak Demetrios'un karşısında karargah kurdu.
49İki kral savaşa tutuştu; Demetrios'un ordusu bozguna uğrayıp kaçtı, Aleksandros ise onu kovalayarak onlara üstünlük sağladı.
50Güneş batana dek savaşı kararlılıkla sürdürdü ve Demetrios o gün muharebede öldü.
51Bunun üzerine Aleksandros, Mısır Kralı Ptolemaios'a şu mesajı iletmek üzere elçiler gönderdi:
52"Krallığımın topraklarına geri döndüğüm, atalarımın tahtına oturduğum, yönetimi ele geçirdiğim, Demetrios'u bozguna uğratıp ülkemizde egemenliği sağladığım için;
53Çünkü onunla savaşa tutuştum, kendisi ve ordusu tarafımızdan tamamen ezildi ve onun krallık tahtına oturduk.
54Şimdi aramızda bir dostluk ittifakı kuralım; kızını bana eş olarak ver ki seninle akraba olayım, sana ve ona şanına yaraşır hediyeler sunayım."
55Kral Ptolemaios şöyle yanıt verdi: "Atalarının topraklarına döndüğün ve onların krallık tahtına oturduğun gün ne kutlu bir gündür!
56Şimdi yazdığın her şeyi senin için gerçekleştireceğim; ancak Ptolemais'te buluşalım ki yüz yüze görüşelim ve söylediğin gibi seninle akraba olayım."
57Böylece Ptolemaios ve kızı Kleopatra Mısır'dan yola çıkarak yüz altmış ikinci yılda Ptolemais'e ulaştılar.
58Kral Aleksandros onu karşılamaya gitti; Ptolemaios kızı Kleopatra'yı ona verdi ve krallara yaraşır büyük bir ihtişamla Ptolemais'te düğünlerini gerçekleştirdi.
59Kral Aleksandros, Yonatan'a kendisiyle görüşmeye gelmesi için bir mektup yazdı.
60Yonatan büyük bir görkemle Ptolemais'te iki kralla buluştu; onlara ve dostlarına altın, gümüş ve pek çok değerli armağan sunarak onların gözünde büyük bir lütuf kazandı.
61İsrail'den bazı fesat ve yasa tanımaz adamlar onu suçlamak amacıyla bir araya geldilerse de kral onlara hiç kulak asmadı.
62Üstelik kral, Yonatan'ın üzerindeki giysilerin çıkarılmasını ve ona krallara layık mor bir kaftan giydirilmesini emretti; askerler de bu emri yerine getirdiler.
63Kral onu kendi yanına oturttu ve komutanlarına şöyle buyurdu: "Onunla birlikte kentin ortasına gidin ve hiç kimsenin herhangi bir hususta ondan şikayetçi olmamasını ve hiçbir sebeple onu rahatsız etmemesini ilan edin."
64Onu suçlamaya gelenler, yapılan ilanı duyup onun mor kaftanlar içinde onurlandırıldığını görünce hep birlikte kaçtılar.
65Kral onu büyük bir onura boğarak en yakın dostları arasına kaydetti, onu askeri komutan ve bölge valisi yaptı.
66Yonatan esenlik ve büyük bir sevinç içinde Yeruşalim'e geri döndü.
67Yüz altmış beşinci yılda, Demetrios'un oğlu Demetrios Girit'ten gelerek atalarının topraklarına ayak bastı.
68Kral Aleksandros bunu haber alınca derin bir kedere kapıldı ve Antakya'ya geri döndü.
69Demetrios, Çukur Suriye valisi Apollonios'u komutanlığa getirdi; o da büyük bir ordu toplayıp Yamnia'da ordugah kurdu ve başkahin Yonatan'a şu haberi gönderdi:
70"Bize karşı tek başına kafa tutan sensin; senin yüzünden alay konusu ve rezil oldum. Neden dağlık bölgelerde bize karşı güç taslıyorsun?
71Eğer askeri gücüne güveniyorsan, ovaya yanımıza in de orada kozlarımızı paylaşalım; zira kentlerin askeri gücü benim arkamdadır.
72Sorup öğren, kim olduğumu ve bize destek verenlerin kimler olduğunu; sana diyecekler ki: 'Karşımızda duracak gücünüz yoktur, çünkü atalarınız kendi topraklarında iki kez bozguna uğradılar.'
73Şimdi de ne bir taşın, ne bir çakılın, ne de kaçacak bir sığınağın bulunmadığı bu ovada, atlı birliklere ve böylesine büyük bir orduya karşı asla dayanamayacaksın."
74Yonatan, Apollonios'un bu kibirli sözlerini işitince çok öfkelendi; on bin seçkin askerle Yeruşalim'den çıktı ve kardeşi Şimon da ona destek olmak için katıldı.
75Yafa önünde ordugah kurdu; fakat kent halkı, Apollonios'un Yafa'daki garnizonu nedeniyle kapıları açmadı; bunun üzerine kente saldırdılar.
76Kent halkı korkuya kapılarak kapıları açtı ve Yonatan Yafa'yı ele geçirdi.
77Apollonios bunu duyunca, üç bin atlı ve büyük bir piyade gücüyle sanki oradan geçiyormuş gibi Aşdot'a doğru yöneldi; atlı birliklerinin çokluğuna güvendiği için ovaya doğru ilerledi.
78Yonatan onu Aşdot'a kadar takip etti ve iki ordu orada savaşa tutuştu.
79Apollonios, arkalarında gizlice bin atlıdan oluşan bir pusu birliği bırakmıştı.
80Yonatan arkasında bir pusu kurulduğunu fark etti; zira düşmanlar onun ordusunu kuşatmış, sabahtan akşama dek askerlerin üzerine ok yağdırıyorlardı.
81Fakat halk, Yonatan'ın emrettiği gibi mevzilerini terk etmedi; düşmanın atlıları ise yorgunluktan bitap düştü.
82Bunun üzerine Şimon kendi taze birliklerini ileri sürerek düşman saflarına saldırdı; zira atlıların gücü tamamen tükenmişti. Düşmanlar onun önünde bozguna uğrayıp kaçtılar.
83Atlılar ovaya dağıldı; canlarını kurtarmak için Aşdot'a kaçıp putları Dagon'un tapınağı olan Beyt-Dagon'a sığındılar.
84Yonatan Aşdot'u ve çevresindeki kasabaları ateşe verip yağmaladı; Dagon tapınağını ve oraya sığınanları ateşe vererek tamamen yaktı.
85Kılıçtan geçirilenler ve yangında can verenlerin sayısı yaklaşık sekiz bin kişiyi buldu.
86Yonatan oradan ayrılarak Aşkelon önünde ordugah kurdu; kent halkı onu büyük bir saygı ve görkemle karşıladı.
87Yonatan ve yanındakiler, ellerinde çok miktarda ganimetle Yeruşalim'e döndüler.
88Kral Aleksandros bu zaferi haber alınca Yonatan'ı daha da onurlandırdı.
89Kraliyet akrabalarına verilmesi gelenek olan altın bir toka gönderdi; ayrıca Ekron'u ve tüm topraklarını mülk olarak ona bağışladı.
1ΚΑΙ ἐν ἔτει ἑξηκοστῷ καὶ ἑκατοστῷ ἀνέβη ᾿Αλέξανδρος ὁ τοῦ ᾿Αντιόχου ὁ ᾿Επιφανὴς καὶ κατελάβετο Πτολεμαΐδα, καὶ ἐπεδέξαντο αὐτόν, καὶ ἐβασίλευσεν ἐκεῖ.
2καὶ ἤκουσε Δημήτριος ὁ βασιλεὺς καὶ συνήγαγε δυνάμεις πολλὰς σφόδρα καὶ ἐξῆλθεν εἰς συνάντησιν αὐτῷ εἰς πόλεμον.
3καὶ ἀπέστειλε Δημήτριος πρὸς ᾿Ιωνάθαν ἐπιστολὰς λόγοις εἰρηνικοῖς ὥστε μεγαλῦναι αὐτόν.
4εἶπε γάρ· προφθάσωμεν τοῦ εἰρήνην θεῖναι μετ᾿ αὐτοῦ, πρὶν ἢ θεῖναι αὐτὸν μετὰ ᾿Αλεξάνδρου καθ᾿ ἡμῶν·
5μνησθήσεται γὰρ πάντων τῶν κακῶν, ὧν συνετελέσαμεν πρὸς αὐτὸν καὶ εἰς τοὺς ἀδελφοὺς αὐτοῦ καὶ εἰς τὸ ἔθνος αὐτοῦ.
6καὶ ἔδωκεν αὐτῷ ἐξουσίαν συναγαγεῖν δυνάμεις καὶ κατασκευάζειν ὅπλα καὶ εἶναι αὐτὸν σύμμαχον αὐτοῦ, καὶ τὰ ὅμηρα τὰ ἐν τῇ ἄκρᾳ εἶπε παραδοῦναι αὐτῷ.
7καὶ ἦλθεν ᾿Ιωνάθαν εἰς ῾Ιερουσαλὴμ καὶ ἀνέγνω τὰς ἐπιστολὰς εἰς τὰ ὦτα παντὸς τοῦ λαοῦ καὶ τῶν ἐκ τῆς ἄκρας.
8καὶ ἐφοβήθησαν φόβον μέγαν, ὅτι ἤκουσαν ὅτι ἔδωκεν ὁ βασιλεὺς ἐξουσίαν συναγαγεῖν δυνάμεις.
9καὶ παρέδωκαν οἱ ἐκ τῆς ἄκρας ᾿Ιωνάθαν τὰ ὅμηρα, καὶ ἀπέδωκεν αὐτοὺς τοῖς γονεῦσιν αὐτῶν.
10καὶ ᾤκησεν ᾿Ιωνάθαν ἐν ῾Ιερουσαλὴμ καὶ ἤρξατο οἰκοδομεῖν καὶ καινίζειν τὴν πόλιν.
11καὶ εἶπε πρὸς τοὺς ποιοῦντας τὰ ἔργα οἰκοδομεῖν τὰ τείχη καὶ τὸ ὄρος Σιὼν κυκλόθεν ἐκ λίθων τετραγώνων εἰς ὀχύρωσιν· καὶ ἐποίησαν οὕτως.
12καὶ ἔφυγον οἱ ἀλλογενεῖς οἱ ὄντες ἐν τοῖς ὀχυρώμασιν, οἷς ᾠκοδόμησε Βακχίδης.
13καὶ κατέλιπεν ἕκαστος τὸν τόπον αὐτοῦ καὶ ἀπῆλθεν εἰς τὴν γῆν αὐτοῦ.
14πλὴν ἐν Βαιθσούρᾳ ὑπελείφθησάν τινες τῶν καταλιπόντων τὸν νόμον καὶ τὰ προστάγματα, ἦν γὰρ αὐτοῖς φυγαδευτήριον.
15Καὶ ἤκουσεν ᾿Αλέξανδρος ὁ βασιλεὺς τὰς ἐπαγγελίας, ὅσας ἀπέστειλε Δημήτριος τῷ ᾿Ιωνάθαν, καὶ διηγήσαντο αὐτῷ τοὺς πολέμους καὶ τὰς ἀνδραγαθίας, ἃς ἐποίησεν αὐτὸς καὶ οἱ ἀδελφοὶ αὐτοῦ, καὶ τοὺς κόπους, οὓς ἔσχον,
16καὶ εἶπε· μὴ εὑρήσομεν ἄνδρα τοιοῦτον ἕνα; καὶ νῦν ποιήσομεν αὐτὸν φίλον καὶ σύμμαχον ἡμῶν.
17καὶ ἔγραψεν ἐπιστολὰς καὶ ἀπέστειλεν αὐτῷ κατὰ τοὺς λόγους τούτους λέγων·
18«Βασιλεὺς ᾿Αλέξανδρος τῷ ἀδελφῷ ᾿Ιωνάθαν χαίρειν·
19ἀκηκόαμεν περὶ σοῦ, ὅτι ἀνὴρ δυνατὸς ἰσχύϊ καὶ ἐπιτήδειος εἶ τοῦ εἶναι ἡμῖν φίλος.
20καὶ νῦν καθεστάκαμέν σε σήμερον ἀρχιερέα τοῦ ἔθνους σου καὶ φίλον βασιλέως καλεῖσθαί σε (καὶ ἀπέστειλεν αὐτῷ πορφύραν καὶ στέφανον χρυσοῦν) καὶ φρονεῖν τὰ ἡμῶν καὶ συντηρεῖν φιλίαν πρὸς ἡμᾶς».
21καὶ ἐνεδύσατο ᾿Ιωνάθαν τὴν ἁγίαν στολὴν τῷ ἑβδόμῳ μηνὶ ἔτους ἑξηκοστοῦ καὶ ἑκατοστοῦ ἐν ἑορτῇ σκηνοπηγίας καὶ συνήγαγε δυνάμεις καὶ κατεσκεύασεν ὅπλα πολλά.
22Καὶ ἤκουσε Δημήτριος τοὺς λόγους τούτους καὶ ἐλυπήθη καὶ εἶπε·
23τί τοῦτο ἐποιήσαμεν ὅτι προέφθακεν ἡμᾶς ὁ ᾿Αλέξανδρος τοῦ φιλίαν καταθέσθαι τοῖς ᾿Ιουδαίοις εἰς στήριγμα;
24γράψω αὐτοῖς κἀγὼ λόγους παρακλήσεως καὶ ὕψους καὶ δογμάτων, ὅπως ὦσι σὺν ἐμοὶ εἰς βοήθειαν.
25καὶ ἀπέστειλεν αὐτοῖς κατὰ τοὺς λόγους τούτους· «Βασιλεὺς Δημήτριος τῷ ἔθνει τῶν ᾿Ιουδαίων χαίρειν.
26ἐπεὶ συνετηρήσατε τὰς πρὸς ἡμᾶς συνθήκας καὶ ἐνεμείνατε τῇ φιλίᾳ ἡμῶν καὶ οὐ προσεχωρήσατε τοῖς ἐχθροῖς ἡμῶν, ἠκούσαμεν καὶ ἐχάρημεν.
27καὶ νῦν ἐμμείνατε ἔτι τοῦ συντηρῆσαι πρὸς ἡμᾶς πίστιν, καὶ ἀνταποδώσομεν ὑμῖν ἀγαθὰ ἀνθ᾿ ὧν ποιεῖτε μεθ᾿ ἡμῶν.
28καὶ ἀφήσομεν ὑμῖν ἀφέματα πολλὰ καὶ δώσομεν ὑμῖν δόματα.
29καὶ νῦν ἀπολύω ὑμᾶς καὶ ἀφίημι πάντας τοὺς ᾿Ιουδαίους ἀπὸ τῶν φόρων καὶ τῆς τιμῆς τοῦ ἁλὸς καὶ ἀπὸ τῶν στεφάνων,
30καὶ ἀντὶ τοῦ τρίτου τῆς σπορᾶς καὶ ἀντὶ τοῦ ἡμίσους τοῦ καρποῦ τοῦ ξυλίνου τοῦ ἐπιβάλλοντός μοι λαβεῖν, ἀφίημι ἀπὸ τῆς σήμερον καὶ ἐπέκεινα τοῦ λαβεῖν ἀπὸ τῆς γῆς ᾿Ιούδα καὶ ἀπὸ τῶν τριῶν νομῶν τῶν προστιθεμένων αὐτῇ ἀπὸ τῆς Σαμαρείτιδος καὶ Γαλιλαίας, καὶ ἀπὸ τῆς σήμερον ἡμέρας καὶ εἰς τὸν αἰῶνα χρόνον.
31καὶ ῾Ιερουσαλὴμ ἤτω ἁγία καὶ ἀφειμένη καὶ τὰ ὅρια αὐτῆς, αἱ δεκάται καὶ τὰ τέλη.
32ἀφίημι καὶ τὴν ἐξουσίαν τῆς ἄκρας τῆς ἐν ῾Ιερουσαλὴμ καὶ δίδωμι τῷ ἀρχιερεῖ, ὅπως ἂν καταστήσῃ ἐν αὐτῇ ἄνδρας, οὓς ἂν ἐκλέξηται αὐτὸς τοῦ φυλάσσειν αὐτήν.
33καὶ πᾶσαν ψυχὴν ᾿Ιουδαίων τὴν αἰχμαλωτισθεῖσαν ἀπὸ γῆς ᾿Ιούδα εἰς πᾶσαν βασιλείαν μου ἀφίημι ἐλευθέραν δωρεάν· καὶ πάντες ἀφιέτωσαν τοὺς φόρους καὶ τῶν κτηνῶν αὐτῶν.
34καὶ πᾶσαι αἱ ἑορταὶ καὶ τὰ σάββατα καὶ νουμηνίαι καὶ ἡμέραι ἀποδεδειγμέναι καὶ τρεῖς ἡμέραι πρὸ ἑορτῆς καὶ τρεῖς ἡμέραι μετὰ ἑορτὴν ἔστωσαν πᾶσαι αἱ ἡμέραι ἀτελείας καὶ ἀφέσεως πᾶσι τοῖς ᾿Ιουδαίοις τοῖς οὖσιν ἐν τῇ βασιλείᾳ μου.
35καὶ οὐχ ἕξει ἐξουσίαν οὐδεὶς πράσσειν καὶ παρενοχλεῖν τινα αὐτῶν περὶ παντὸς πράγματος.
36καὶ προγραφήτωσαν τῶν ᾿Ιουδαίων εἰς τὰς δυνάμεις τοῦ βασιλέως εἰς τριάκοντα χιλιάδας ἀνδρῶν, καὶ δοθήσεται αὐτοῖς ξένια ὡς καθήκει πάσαις ταῖς δυνάμεσι τοῦ βασιλέως.
37καὶ κατασταθήσεται ἐξ αὐτῶν ἐν τοῖς ὀχυρώμασι τοῦ βασιλέως τοῖς μεγάλοις, καὶ ἐκ τούτων κατασταθήσεται ἐπὶ χρειῶν τῆς βασιλείας τῶν οὐσῶν εἰς πίστιν· καὶ οἱ ἐπ᾿ αὐτῶν καὶ οἱ ἄρχοντες ἔστωσαν ἐξ αὐτῶν καὶ πορευέσθωσαν τοῖς νόμοις αὐτῶν. καθὰ καὶ προσέταξεν ὁ βασιλεὺς ἐν γῇ ᾿Ιούδα.
38καὶ τοὺς τρεῖς νομοὺς τοὺς προστεθέντας τῇ ᾿Ιουδαίᾳ ἀπὸ τῆς χώρας Σαμαρείας προστεθήτω τῇ ᾿Ιουδαίᾳ πρὸς τὸ λογισθῆναι τοῦ γενέσθαι ὑφ᾿ ἕνα, τοῦ μὴ ὑπακοῦσαι ἄλλης ἐξουσίας ἀλλ᾿ ἢ τοῦ ἀρχιερέως.
39Πτολεμαΐδα καὶ τὴν προσκυροῦσαν αὐτῇ δέδωκα δόμα τοῖς ἁγίοις τοῖς ἐν ῾Ιερουσαλὴμ εἰς τὴν προσήκουσαν δαπάνην τοῖς ἁγίοις.
40κἀγὼ δίδωμι κατ᾿ ἐνιαυτὸν δεκαπέντε χιλιάδας σίκλων ἀργυρίου ἀπὸ τῶν λόγων τοῦ βασιλέως ἀπὸ τῶν τόπων τῶν ἀνηκόντων.
41καὶ πᾶν τὸ πλεονάζον, ὃ οὐκ ἀπεδίδοσαν οἱ ἀπὸ τῶν χρειῶν, ὡς ἐν τοῖς πρώτοις ἔτεσιν, ἀπὸ τοῦ νῦν δώσουσιν εἰς τὰ ἔργα τοῦ οἴκου.
42καὶ ἐπὶ τούτοις πεντακισχιλίους σίκλους ἀργυρίου, οὓς ἐλάμβανον ἀπὸ τῶν χρειῶν τοῦ ἁγίου ἀπὸ τοῦ λόγου κατ᾿ ἐνιαυτόν, καὶ ταῦτα ἀφίεται διὰ τὸ ἀνήκειν αὐτὰ τοῖς ἱερεῦσι τοῖς λειτουργοῦσι.
43καὶ ὅσοι ἐὰν φύγωσιν εἰς τὸ ἱερὸν τὸ ἐν ῾Ιεροσολύμοις καὶ ἐν πᾶσι τοῖς ὁρίοις αὐτοῦ ὀφείλοντες βασιλικὰ καὶ πᾶν πρᾶγμα, ἀπολελύσθωσαν καὶ πάντα, ὅσα ἐστὶν αὐτοῖς ἐν τῇ βασιλείᾳ μου.
44καὶ τοῦ οἰκοδομηθῆναι καὶ τοῦ ἐπικαινισθῆναι τὰ ἔργα τῶν ἁγίων, καὶ ἡ δαπάνη δοθήσεται ἐκ τοῦ λόγου τοῦ βασιλέως.
45καὶ τοῦ οἰκοδομηθῆναι τὰ τείχη ῾Ιερουσαλὴμ καὶ ὀχυρῶσαι κυκλόθεν, καὶ ἡ δαπάνη δοθήσεται ἐκ τοῦ λόγου τοῦ βασιλέως, καὶ τοῦ οἰκοδομηθῆναι τὰ τείχη τὰ ἐν τῇ ᾿Ιουδαίᾳ».
46῾Ως δὲ ἤκουσεν ᾿Ιωνάθαν καὶ ὁ λαὸς τοὺς λόγους τούτους, οὐκ ἐπίστευσαν αὐτοῖς οὐδὲ ἐπεδέξαντο, ὅτι ἐπεμνήσθησαν τῆς κακίας τῆς μεγάλης, ἧς ἐποίησεν ἐν ᾿Ισραὴλ καὶ ἔθλιψεν αὐτοὺς σφόδρα.
47καὶ εὐδόκησαν ἐν ᾿Αλεξάνδρῳ, ὅτι αὐτὸς ἐγένετο αὐτοῖς ἀρχηγὸς λόγων εἰρηνικῶν, καὶ συνεμάχουν αὐτῷ πάσας τὰς ἡμέρας.
48Καὶ συνήγαγεν ᾿Αλέξανδρος ὁ βασιλεὺς δυνάμεις μεγάλας καὶ παρενέβαλεν ἐξεναντίας Δημητρίου.
49καὶ συνῆψαν πόλεμον οἱ δύο βασιλεῖς, καὶ ἔφυγεν ἡ παρεμβολὴ Δημητρίου, καὶ ἐδίωξεν αὐτὸν ὁ ᾿Αλέξανδρος καὶ ἴσχυσεν ἐπ᾿ αὐτούς.
50καὶ ἐστερέωσε τὸν πόλεμον σφόδρα, ἕως ἔδυ ὁ ἥλιος, καὶ ἔπεσεν ὁ Δημήτριος ἐν τῇ ἡμέρᾳ ἐκείνῃ.
51καὶ ἀπέστειλεν ᾿Αλέξανδρος πρὸς Πτολεμαῖον βασιλέα Αἰγύπτου πρέσβεις κατὰ τοὺς λόγους τούτους λέγων·
52«᾿Επεὶ ἀνέστρεψα εἰς γῆν βασιλείας μου καὶ ἐκάθισα ἐπὶ θρόνου πατέρων μου καὶ ἐκράτησα τῆς ἀρχῆς, καὶ συνέτριψα τὸν Δημήτριον καὶ ἐπεκράτησα τῆς χώρας ἡμῶν
53καὶ συνῆψα πρὸς αὐτὸν μάχην, καὶ συνετρίβη αὐτὸς καὶ ἡ παρεμβολὴ αὐτοῦ ὑφ᾿ ἡμῶν, καὶ ἐκαθίσαμεν ἐπὶ θρόνου βασιλείας αὐτοῦ·
54καὶ νῦν στήσωμεν πρὸς ἑαυτοὺς φιλίαν, καὶ νῦν δός μοι τὴν θυγατέρα σου εἰς γυναῖκα, καὶ ἐπιγαμβρεύσω σοι καὶ δώσω σοι δόματα καὶ αὐτῇ ἄξιά σου».
55Καὶ ἀπεκρίθη Πτολεμαῖος ὁ βασιλεὺς λέγων· «᾿Αγαθὴ ἡμέρα, ἐν ᾗ ἀνέστρεψας εἰς γῆν πατέρων σου καὶ ἐκάθισας ἐπὶ θρόνου βασιλείας αὐτῶν.
56καὶ νῦν ποιήσω σοι ἃ ἔγραψας, ἀλλ᾿ ἀπάντησον εἰς Πτολεμαΐδα, ὅπως ἴδωμεν ἀλλήλους, καὶ ἐπιγαμβρεύσω σοι, καθὼς εἴρηκας».
57Καὶ ἐξῆλθε Πτολεμαῖος ἐξ Αἰγύπτου, αὐτὸς καὶ Κλεοπάτρα ἡ θυγάτηρ αὐτοῦ, καὶ εἰσῆλθον εἰς Πτολεμαΐδα ἔτους δευτέρου καὶ ἑξηκοστοῦ καὶ ἑκατοστοῦ.
58καὶ ἀπήντησεν αὐτῷ ᾿Αλέξανδρος ὁ βασιλεύς, καὶ ἐξέδοτο αὐτῷ Κλεοπάτραν τὴν θυγατέρα αὐτοῦ καὶ ἐποίησε τὸν γάμον αὐτῆς ἐν Πτολεμαΐδι καθὼς οἱ βασιλεὶς ἐν δόξῃ μεγάλῃ.
59καὶ ἔγραψεν ᾿Αλέξανδρος ὁ βασιλεὺς τῷ ᾿Ιωνάθαν ἐλθεῖν εἰς συνάντησιν αὐτῷ.
60καὶ ἐπορεύθη μετὰ δόξης εἰς Πτολεμαΐδα καὶ ἀπήντησε τοῖς δυσὶ βασιλεῦσι· καὶ ἔδωκεν αὐτοῖς ἀργύριον καὶ χρυσίον καὶ τοῖς φίλοις αὐτῶν καὶ δόματα πολλὰ καὶ εὗρε χάριν ἐναντίον αὐτῶν.
61καὶ ἐπισυνήχθησαν πρὸς αὐτὸν ἄνδρες λοιμοὶ ἐξ ᾿Ισραήλ, ἄνδρες παράνομοι, ἐντυχεῖν κατ᾿ αὐτοῦ, καὶ οὐ προσέσχεν αὐτοῖς ὁ βασιλεύς.
62καὶ προσέταξεν ὁ βασιλεὺς καὶ ἐξέδυσαν ᾿Ιωνάθαν τὰ ἱμάτια αὐτοῦ καὶ ἐνέδυσαν αὐτὸν πορφύραν, καὶ ἐποίησαν οὕτως.
63καὶ ἐκάθισεν αὐτὸν ὁ βασιλεὺς μετ᾿ αὐτοῦ καὶ εἶπε τοῖς ἄρχουσιν αὐτοῦ· ἐξέλθετε μετ᾿ αὐτοῦ εἰς μέσον τῆς πόλεως καὶ κηρύξατε τοῦ μηδένα ἐντυγχάνειν κατ᾿ αὐτοῦ περὶ μηδενὸς πράγματος, καὶ μηδεὶς αὐτῷ παρενοχλείτω περὶ παντὸς λόγου.
64καὶ ἐγένετο ὡς εἶδον οἱ ἐντυγχάνοντες τὴν δόξαν αὐτοῦ, καθὼς ἐκήρυξε, καὶ περιβεβλημένον αὐτὸν πορφύραν, καὶ ἔφυγον πάντες.
65καὶ ἐδόξασεν αὐτὸν ὁ βασιλεὺς καὶ ἔγραψεν αὐτὸν τῶν πρώτων φίλων καὶ ἔθετο αὐτὸν στρατηγὸν καὶ μεριδάρχην.
66καὶ ἐπέστρεψεν ᾿Ιωνάθαν εἰς ῾Ιερουσαλὴμ μετ᾿ εἰρήνης καὶ εὐφροσύνης.
67Καὶ ἐν ἔτει πέμπτῳ καὶ ἑξηκοστῷ καὶ ἑκατοστῷ ἦλθε Δημήτριος υἱὸς Δημητρίου ἐκ Κρήτης εἰς τὴν γῆν τῶν πατέρων αὐτοῦ.
68καὶ ἤκουσεν ᾿Αλέξανδρος βασιλεὺς καὶ ἐλυπήθη σφόδρα καὶ ὑπέστρεψεν εἰς ᾿Αντιόχειαν.
69καὶ κατέστησε Δημήτριος ᾿Απολλώνιον τὸν ὄντα ἐπὶ Κοίλης Συρίας, καὶ συνήγαγε δύναμιν μεγάλην καὶ παρενέβαλεν ἐν ᾿Ιαμνείᾳ. καὶ ἀπέστειλε πρὸς ᾿Ιωνάθαν τὸν ἀρχιερέα λέγων·
70«Σὺ μονώτατος ἐπαίρῃ ἐφ᾿ ἡμᾶς, ἐγὼ δὲ ἐγενήθην εἰς καταγέλωτα καὶ εἰς ὀνειδισμὸν διὰ σέ· καὶ διατί σὺ ἐξουσιάζῃ ἐφ᾿ ἡμᾶς ἐν τοῖς ὄρεσι;
71νῦν οὖν εἰ πέποιθας ἐπὶ ταῖς δυνάμεσί σου, κατάβηθι πρὸς ἡμᾶς εἰς τὸ πεδίον, καὶ συγκριθῶμεν ἑαυτοῖς ἐκεῖ, ὅτι μετ᾿ ἐμοῦ ἐστι δύναμις τῶν πόλεων.
72ἐρώτησον καὶ μάθε τίς εἰμι καὶ οἱ λοιποὶ οἱ βοηθοῦντες ἡμῖν, καὶ λέγουσιν· οὐκ ἔστιν ὑμῖν στάσις ποδὸς κατὰ πρόσωπον ἡμῶν, ὅτι δὶς ἐτροπώθησαν οἱ πατέρες σου ἐν γῇ αὐτῶν.
73καὶ νῦν οὐ δυνήσῃ ὑποστῇναι τὴν ἵππον καὶ δύναμιν τοιαύτην ἐν τῷ πεδίῳ, ὅπου οὐκ ἔστι λίθος οὐδὲ κόχλαξ οὐδὲ τόπος τοῦ φυγεῖν».
74῾Ως δὲ ἤκουσεν ᾿Ιωνάθαν τῶν λόγων ᾿Απολλωνίου, ἐκινήθη τῇ διανοίᾳ καὶ ἐπέλεξε δέκα χιλιάδας ἀνδρῶν καὶ ἐξῆλθεν ἐξ ῾Ιερουσαλήμ, καὶ συνήντησεν αὐτῷ Σίμων ὁ ἀδελφὸς αὐτοῦ ἐπὶ βοήθειαν αὐτοῦ.
75καὶ παρενέβαλεν ἐπὶ ᾿Ιόππην, καὶ ἀπέκλεισαν αὐτὸν ἐκ τῆς πόλεως, ὅτι φρουρὰ ᾿Απολλωνίου ἐν ᾿Ιόππῃ, καὶ ἐπολέμησαν αὐτήν.
76καὶ φοβηθέντες ἤνοιξαν οἱ ἐκ τῆς πόλεως, καὶ ἐκυρίευσεν ᾿Ιωνάθαν ᾿Ιόππης.
77καὶ ἤκουσεν ᾿Απολλώνιος, καὶ παρενέβαλε τρισχιλίαν ἵππον καὶ δύναμιν πολλὴν καὶ ἐπορεύθη εἰς ῎Αζωτον ὡς διοδεύων καὶ ἅμα προῆγεν εἰς τὸ πεδίον διὰ τὸ ἔχειν αὐτὸν πλῆθος ἵππου καὶ πεποιθέναι ἐπ᾿ αὐτῇ.
78καὶ κατεδίωξεν ᾿Ιωνάθαν ὀπίσω αὐτοῦ εἰς ῎Αζωτον, καὶ συνῆψαν αἱ παρεμβολαὶ εἰς πόλεμον.
79καὶ ἀπέλιπεν ᾿Απολλώνιος χιλίαν ἵππον ἐν κρυπτῷ κατόπισθεν αὐτῶν.
80καὶ ἔγνω ᾿Ιωνάθαν ὅτι ἔστιν ἔνεδρον κατόπισθεν αὐτοῦ, καὶ ἐκύκλωσαν αὐτοῦ τὴν παρεμβολὴν καὶ ἐξετίναξαν τὰς σχίζας εἰς τὸν λαὸν ἐκ πρωΐθεν ἕως ἑσπέρας·
81ὁ δὲ λαὸς εἱστήκει καθὼς ἐπέταξεν ᾿Ιωνάθαν, καὶ ἐκοπίασαν οἱ ἵπποι αὐτῶν.
82καὶ εἵλκυσε Σίμων τὴν δύναμιν αὐτοῦ καὶ συνῆψε πρὸς τὴν φάραγγα, ἡ γὰρ ἵππος ἐξελύθη, καὶ συνετρίβησαν ὑπ᾿ αὐτοῦ καὶ ἔφυγον.
83καὶ ἡ ἵππος ἐσκορπίσθη ἐν τῷ πεδίῳ, καὶ ἔφυγον εἰς ῎Αζωτον καὶ εἰσῆλθον εἰς Βηθδαγὼν τὸ εἰδωλεῖον αὐτῶν τοῦ σωθῆναι.
84καὶ ἐνεπύρισεν ᾿Ιωνάθαν τὴν ῎Αζωτον καὶ τὰς πόλεις τὰς κύκλῳ αὐτῆς καὶ ἔλαβε τὰ σκῦλα αὐτῶν καὶ τὸ ἱερὸν Δαγὼν καὶ τοὺς συμφυγόντας εἰς αὐτὸ ἐνεπύρισε πυρί.
85καὶ ἐγένοντο οἱ πεπτωκότες μαχαίρᾳ σὺν τοῖς ἐμπυρισθεῖσιν εἰς ἄνδρας ὀκτακισχιλίους.
86καὶ ἀπῇρεν ἐκεῖθεν ᾿Ιωνάθαν καὶ παρενέβαλεν ἐπὶ ᾿Ασκάλωνα, καὶ ἐξῆλθον οἱ ἐκ τῆς πόλεως εἰς συνάντησιν αὐτῷ ἐν δόξῃ μεγάλῃ.
87καὶ ἐπέστρεψεν ᾿Ιωνάθαν εἰς ῾Ιερουσαλὴμ σὺν τοῖς παρ᾿ αὐτοῦ ἔχοντες σκῦλα πολλά.
88καὶ ἐγένετο ὡς ἤκουσεν ᾿Αλέξανδρος ὁ βασιλεὺς τοὺς λόγους τούτους, καὶ προσέθετο δοξάσαι τὸν ᾿Ιωνάθαν.
89καὶ ἀπέστειλεν αὐτῷ πόρπην χρυσῆν, ὡς ἔθος ἐστὶ δίδοσθαι τοῖς συγγενέσι τῶν βασιλέων, καὶ ἔδωκεν αὐτῷ τὴν ᾿Ακκαρὼν καὶ πάντα τὰ ὅρια αὐτῆς εἰς κληροδοσίαν.
1In the hundred and sixtieth year Alexander, the son of Antiochus surnamed Epiphanes, went up and took Ptolemais: for the people had received him, by means whereof he reigned there,
2Now when king Demetrius heard thereof, he gathered together an exceeding great host, and went forth against him to fight.
3Moreover Demetrius sent letters unto Jonathan with loving words, so as he magnified him.
4For said he, Let us first make peace with him, before he join with Alexander against us:
5Else he will remember all the evils that we have done against him, and against his brethren and his people.
6Wherefore he gave him authority to gather together an host, and to provide weapons, that he might aid him in battle: he commanded also that the hostages that were in the tower should be delivered him.
7Then came Jonathan to Jerusalem, and read the letters in the audience of all the people, and of them that were in the tower:
8Who were sore afraid, when they heard that the king had given him authority to gather together an host.
9Whereupon they of the tower delivered their hostages unto Jonathan, and he delivered them unto their parents.
10This done, Jonathan settled himself in Jerusalem, and began to build and repair the city.
11And he commanded the workmen to build the walls and the mount Sion and about with square stones for fortification; and they did so.
12Then the strangers, that were in the fortresses which Bacchides had built, fled away;
13Insomuch as every man left his place, and went into his own country.
14Only at Bethsura certain of those that had forsaken the law and the commandments remained still: for it was their place of refuge.
15Now when king Alexander had heard what promises Demetrius had sent unto Jonathan: when also it was told him of the battles and noble acts which he and his brethren had done, and of the pains that they had endured,
16He said, Shall we find such another man? now therefore we will make him our friend and confederate.
17Upon this he wrote a letter, and sent it unto him, according to these words, saying,
18King Alexander to his brother Jonathan sendeth greeting:
19We have heard of thee, that thou art a man of great power, and meet to be our friend.
20Wherefore now this day we ordain thee to be the high priest of thy nation, and to be called the king’s friend; (and therewithal he sent him a purple robe and a crown of gold:) and require thee to take our part, and keep friendship with us.
21So in the seventh month of the hundred and sixtieth year, at the feast of the tabernacles, Jonathan put on the holy robe, and gathered together forces, and provided much armour.
22Whereof when Demetrius heard, he was very sorry, and said,
23What have we done, that Alexander hath prevented us in making amity with the Jews to strengthen himself?
24I also will write unto them words of encouragement, and promise them dignities and gifts, that I may have their aid.
25He sent unto them therefore to this effect: King Demetrius unto the people of the Jews sendeth greeting:
26Whereas ye have kept covenants with us, and continued in our friendship, not joining yourselves with our enemies, we have heard hereof, and are glad.
27Wherefore now continue ye still to be faithful unto us, and we will well recompense you for the things ye do in our behalf,
28And will grant you many immunities, and give you rewards.
29And now do I free you, and for your sake I release all the Jews, from tributes, and from the customs of salt, and from crown taxes,
30And from that which appertaineth unto me to receive for the third part or the seed, and the half of the fruit of the trees, I release it from this day forth, so that they shall not be taken of the land of Judea, nor of the three governments which are added thereunto out of the country of Samaria and Galilee, from this day forth for evermore.
31Let Jerusalem also be holy and free, with the borders thereof, both from tenths and tributes.
32And as for the tower which is at Jerusalem, I yield up authority over it, and give the high priest, that he may set in it such men as he shall choose to keep it.
33Moreover I freely set at liberty every one of the Jews, that were carried captives out of the land of Judea into any part of my kingdom, and I will that all my officers remit the tributes even of their cattle.
34Furthermore I will that all the feasts, and sabbaths, and new moons, and solemn days, and the three days before the feast, and the three days after the feast shall be all of immunity and freedom for all the Jews in my realm.
35Also no man shall have authority to meddle with or to molest any of them in any matter.
36I will further, that there be enrolled among the king’s forces about thirty thousand men of the Jews, unto whom pay shall be given, as belongeth to all king’s forces.
37And of them some shall be placed in the king’s strong holds, of whom also some shall be set over the affairs of the kingdom, which are of trust: and I will that their overseers and governors be of themselves, and that they live after their own laws, even as the king hath commanded in the land of Judea.
38And concerning the three governments that are added to Judea from the country of Samaria, let them be joined with Judea, that they may be reckoned to be under one, nor bound to obey other authority than the high priest’s.
39As for Ptolemais, and the land pertaining thereto, I give it as a free gift to the sanctuary at Jerusalem for the necessary expenses of the sanctuary.
40Moreover I give every year fifteen thousand shekels of silver out of the king’s accounts from the places appertaining.
41And all the overplus, which the officers payed not in as in former time, from henceforth shall be given toward the works of the temple.
42And beside this, the five thousand shekels of silver, which they took from the uses of the temple out of the accounts year by year, even those things shall be released, because they appertain to the priests that minister.
43And whosoever they be that flee unto the temple at Jerusalem, or be within the liberties hereof, being indebted unto the king, or for any other matter, let them be at liberty, and all that they have in my realm.
44For the building also and repairing of the works of the sanctuary expenses shall be given of the king’s accounts.
45Yea, and for the building of the walls of Jerusalem, and the fortifying thereof round about, expenses shall be given out of the king’s accounts, as also for the building of the walls in Judea.
46Now when Jonathan and the people heard these words, they gave no credit unto them, nor received them, because they remembered the great evil that he had done in Israel; for he had afflicted them very sore.
47But with Alexander they were well pleased, because he was the first that entreated of true peace with them, and they were confederate with him always.
48Then gathered king Alexander great forces, and camped over against Demetrius.
49And after the two kings had joined battle, Demetrius’ host fled: but Alexander followed after him, and prevailed against them.
50And he continued the battle very sore until the sun went down: and that day was Demetrius slain.
51Afterward Alexander sent ambassadors to Ptolemee king of Egypt with a message to this effect:
52Forasmuch as I am come again to my realm, and am set in the throne of my progenitors, and have gotten the dominion, and overthrown Demetrius, and recovered our country;
53For after I had joined battle with him, both he and his host was discomfited by us, so that we sit in the throne of his kingdom:
54Now therefore let us make a league of amity together, and give me now thy daughter to wife: and I will be thy son in law, and will give both thee and her as according to thy dignity.
55Then Ptolemee the king gave answer, saying, Happy be the day wherein thou didst return into the land of thy fathers, and satest in the throne of their kingdom.
56And now will I do to thee, as thou hast written: meet me therefore at Ptolemais, that we may see one another; for I will marry my daughter to thee according to thy desire.
57So Ptolemee went out of Egypt with his daughter Cleopatra, and they came unto Ptolemais in the hundred threescore and second year:
58Where king Alexander meeting him, he gave unto him his daughter Cleopatra, and celebrated her marriage at Ptolemais with great glory, as the manner of kings is.
59Now king Alexander had written unto Jonathan, that he should come and meet him.
60Who thereupon went honourably to Ptolemais, where he met the two kings, and gave them and their friends silver and gold, and many presents, and found favour in their sight.
61At that time certain pestilent fellows of Israel, men of a wicked life, assembled themselves against him, to accuse him: but the king would not hear them.
62Yea more than that, the king commanded to take off his garments, and clothe him in purple: and they did so.
63And he made him sit by himself, and said into his princes, Go with him into the midst of the city, and make proclamation, that no man complain against him of any matter, and that no man trouble him for any manner of cause.
64Now when his accusers saw that he was honoured according to the proclamation, and clothed in purple, they fled all away.
65So the king honoured him, and wrote him among his chief friends, and made him a duke, and partaker of his dominion.
66Afterward Jonathan returned to Jerusalem with peace and gladness.
67Furthermore in the; hundred threescore and fifth year came Demetrius son of Demetrius out of Crete into the land of his fathers:
68Whereof when king Alexander heard tell, he was right sorry, and returned into Antioch.
69Then Demetrius made Apollonius the governor of Celosyria his general, who gathered together a great host, and camped in Jamnia, and sent unto Jonathan the high priest, saying,
70Thou alone liftest up thyself against us, and I am laughed to scorn for thy sake, and reproached: and why dost thou vaunt thy power against us in the mountains?
71Now therefore, if thou trustest in thine own strength, come down to us into the plain field, and there let us try the matter together: for with me is the power of the cities.
72Ask and learn who I am, and the rest that take our part, and they shall tell thee that thy foot is not able to stand before our face; for thy fathers have twice been put to flight in their own land.
73Wherefore now thou shalt not be able to abide the horsemen and so great a power in the plain, where is neither stone nor flint, nor place to flee unto.
74So when Jonathan heard these words of Apollonius, he was moved in his mind, and choosing ten thousand men he went out of Jerusalem, where Simon his brother met him for to help him.
75And he pitched his tents against Joppa: but; they of Joppa shut him out of the city, because Apollonius had a garrison there.
76Then Jonathan laid siege unto it: whereupon they of the city let him in for fear: and so Jonathan won Joppa.
77Whereof when Apollonius heard, he took three thousand horsemen, with a great host of footmen, and went to Azotus as one that journeyed, and therewithal drew him forth into the plain. because he had a great number of horsemen, in whom he put his trust.
78Then Jonathan followed after him to Azotus, where the armies joined battle.
79Now Apollonius had left a thousand horsemen in ambush.
80And Jonathan knew that there was an ambushment behind him; for they had compassed in his host, and cast darts at the people, from morning till evening.
81But the people stood still, as Jonathan had commanded them: and so the enemies’ horses were tired.
82Then brought Simon forth his host, and set them against the footmen, (for the horsemen were spent) who were discomfited by him, and fled.
83The horsemen also, being scattered in the field, fled to Azotus, and went into Bethdagon, their idol’s temple, for safety.
84But Jonathan set fire on Azotus, and the cities round about it, and took their spoils; and the temple of Dagon, with them that were fled into it, he burned with fire.
85Thus there were burned and slain with the sword well nigh eight thousand men.
86And from thence Jonathan removed his host, and camped against Ascalon, where the men of the city came forth, and met him with great pomp.
87After this returned Jonathan and his host unto Jerusalem, having any spoils.
88Now when king Alexander heard these things, he honoured Jonathan yet more.
89And sent him a buckle of gold, as the use is to be given to such as are of the king’s blood: he gave him also Accaron with the borders thereof in possession.
Açıklamalar
- Ayet 1
Seleukos takvimine göre 160. yıl, M.Ö. 152 yılına denk gelmektedir ve bu dönem Helenistik krallıklar arasındaki taht kavgalarının zirve noktasıdır.
- Ayet 20
"Kralın Dostu" unvanı ve mor kaftan ile altın taç gönderilmesi, Seleukos saray protokolünde en üst düzey diplomatik ve idari statünün (Amici Regis) tescilidir.
- Ayet 21
Çardak Bayramı (Sukot), Yahudi takviminde en önemli hac bayramlarından biri olup Yonatan'ın bu günde başkâhinlik giysisini giymesi, dini ve siyasi otoritesini halk nezdinde meşrulaştırma hamlesidir.
- Ayet 30
Samiriye'den Yahudiye'ye aktarılan üç bölge (Afairema, Lidda ve Ramatayim), Yahudi nüfusunun yoğun olduğu ve idari olarak Yahudiye'ye bağlanmasıyla vergi muafiyeti kazanan stratejik bölgelerdir.
- Ayet 62
Helenistik dönemde mor kaftan (porphyra) giydirilmesi, kişinin kraliyet saray hiyerarşisinde en üst düzey yönetici sınıfına (kralın dostları) kabul edildiğini gösteren resmi bir diplomatik onurlandırma törenidir.
- Ayet 83
Beyt-Dagon (Dagon'un Evi), Filistlilerin tarım ve bereket tanrısı Dagon'a adanmış tapınaktır; Grekçe metin burayı doğrudan putperestliği yeren "eidoleion" (put evi) terimiyle anar.
- Ayet 89
Altın toka (porpē chrysē), Selefki saray protokolünde sadece "kralın akrabası" (syngenes) unvanına sahip kişilere verilen, yüksek idari ve askeri yetkiyi simgeleyen bir nişandır.